31 Aralık 2011 Cumartesi

Başbakan "ya görevini yapmalı, ya da çekip gitmeli" .....

(BU YAZI;  ÖZÜMDEN ÇOK SEVDİĞİM,  EGEMENLİĞİNE SAHİP ÇIKAMAYAN  TÜRK MİLLETİ’NE BİR YENİ  YIL  ARMAĞANIDIR)
BAŞBAKAN!
YA  GÖREVİNİ  YAP!..
YA DA BIRAK!..

Başbakan Erdoğan!..
Senin Meclis Başkanlarından Köksal Toptan, açılışını şahsen yaptığın Turgutreis Yat Limanını (D-Marin’i);
*     ÇED raporunu hiçe sayarak, Çevre Yasası’ni ihlâl ederek, denizi kirleterek inşa eden,
*    Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, “kamusal alan”a tecavüz ederek, insan haklarını yok sayarak işleten,
*    “Kamusal alan”a; klasik müzik konserleri düzenleme bahanesiyle yıllardır  tecavüz eden, 
Bu tür yolsuzlukları yapmayı alışkanlık haline getiren Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk’e  TBMM Hizmet Ödülü verdi!
Yüce Meclis, (TBMM) yolsuzlukları ödüllendirdi!  Cüceleşti!..
Diğer taraftan, bir  “yasa bağımlısı” olarak ben; yıllardır, başta Ferit Şahenk’in yaptıkları olmak üzere, pek çok yolsuzluğu önledim…
“Kamusal alan”a, özümden çok sevdiğim Türkiye’ye sahip çıktım!
Sahip çıkmaya devam ediyorum; Görevimi yapıyorum!...

Bre Erdoğan! 
Sana  soruyorum!:
(a)   Ne TBMM’ye, ne Türkiye’ye, ne de kendime yakıştıramadığım bu ödülü geri alabilecek, (b) Türkiye’yi “parayı verenin düdüğü çaldığı ülke olma” utancından kurtarabilecek,
(c) Türkiye’ye sahip çıkanların yanında yer alabilecek,
(d) Türkiye’yi Ferit Şahenk gibilerin yönettiği ülke olmaktan kurtarabilecek misin?
Kurtaramayacaksan; bu görevini bile yapamayacaksan; Başbakanlığı bırak!..
Galip Baran
Turgutreis’in Erdem Öğreten Deli(!)si (1) / “Yasa Bağımlısı”/ Bilinçolog
(1) Bak:  Prof. Dr. M. Akif Çukurçayır/Yurttaşsız Demokrasi/sayfa: 299/Çizgi Kitabevi

e.MAİL: galipbaran@windowslive.com, WEB: galipbaran@blogspot.com,
bilinc-universitesi.blogspot.com,

13 Aralık 2011 Salı

son versiyon!.....

DİĞERKÂMLIK (1) AND'I
Allah'ım!...
Bundan böyle, KIRMIZIDA DURACAĞIMA, 
eş deyişle;
(A)
Aşırı tüketmeyeceğime,
Vergi kaçırmayacağıma,
Çevreyi kirletmeyeceğime,
Milli servete zarar vermeyeceğime,
Trafik kurallarını ihlâl etmeyeceğime,
Rüşvet vermeyeceğime/almayacağıma,
İmar yasasına aykırı işler yapmayacağıma,
Sağlığa aykırı alışkanlıklar edinmeyeceğime,
İş ahlakına (Ahilik İlkelerine) saygı göstereceğime,
Her şeyi devletten bekleme alışkanlığını terk edeceğime,
Bir başka deyişle, YOLSUZLUK YAPMAYACAĞIMA,
(B)
Sayılan alanlarda yolsuzluk yapanları, 
SOSYAL YAPTIRIM” olarak bilinen yöntemle uyaracağıma, ayrıca,
(C)
Uyardıklarıma, kendilerinin de başkalarını aynı yöntemle uyarmalarını önereceğime,
MÜBAREK HUZURUNDA YEMİN EDİYOR VE SANA SÖZ VERİYORUM!...
(Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, yardımcı ve müsteşarları ile umum parlâmenterler)
Adım-Soyadım: ………….Vazifem: ..................... Telefonum:…………. İmzam: …………...
===================================================================
KIRMIZIDA DURMAK: Bireyin kendisiyle sözleşmesi olup, onu erdeme (2) yönlendiren,  yolsuzluk yapmasını önleyen bir ilkedir (3).
SOSYAL YAPTIRIM:  “Kırmızıda geçmeğe kalkışanları utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmak”tır.
YOLSUZLUK: Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.
===================================================================
(1)   Diğerkâm (özgeci, elci, el sever ):  Kendi yararından çok başkalarını düşünen, başkalarına yararlı olmaya çalışan, başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen (kimse).
(2)   Erdem:   Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı. Fazilet
(3)  İlke:   Her türlü tartışmanın dışında, üstünde sayılan, ana düşünce ve inanış, baş kural. Prensip.
GALİP BARAN e.MAİL:  galipbaran@windowslive.com 
WEB ::  galipbaran.blogspot.com,  bilinc-universitesi.blogspot.com

1 Aralık 2011 Perşembe

konumuz: BİLİNÇ,

iki eski dost, iki 'eski tüfek', Galip Baran & Zeki Kentel



Zeki KENTEL
ZEKİ KENTEL: 
GALIPCIGIM SON BIR DEFA OZURLERIMLE BILINCLENMEYE CALISIYORUM
SEVGILI GALIP;
“BEN YASA BAGIMLISI OLDUM” DIYORSUN…
BU HERHALDE SENIN BILINÇLENMENIN SONUCU OLAN BIR DURUM
YASA NEDIR?  
BILINEN BIR SEYDIR.
PEYGAMBER BILDIRMISTIR.
VEYA ATATURK BILDIRMISTIR.
BUDHA VEYA KIZIL DERILI SEF BILDIRMISTIR
ILKELERI  KOYANLAR HER SEYI DOS DOGRU!.. ?.. KOYMUSLARDIR
SENIN CABAN TEBAANIN BU ILKELERE UYMASIDIR
ZATEN KIMSE KOMUTANIN ILKELERI DISINDA BIR SEY ONEREMEZ, SOYLEYEMEZ
DUZENDE BOYLE BIR AYKIRILIK SOZ KONUSU ZATEN OLAMAZ
ILKELERI BELIRLENMIS BIR DUZEN VARDIR
SENIN BILINCLENDIRMEN INSANLARIN DUZENE UYMASIDIR
INSANLAR DUZENE UYDUKLARINDA ELBETTE BILINCLENMIS OLACAKLARDIR
AMA BIZ BU BILINCI YAKALAYAMADIGIMIZ ICIN HAPISHANELER DOLUDUR,
URETTIGIMIZ TUKETIMIMIZE YETISMEMEKTEDIR,
EVLERIMIZ RUZGARDA YIKILMAKTA, SELDE DEREYE KARISIP GITMEKTEDIR
90 SENEDIR ORDU CAGIN SAVUNMA ARAC VE GERECLERINDEN YOKSUNDUR
90 SENEDIR HALA KAYNASMIS BIR KITLE OLAMADIK
90 SENEDE DUNYADA BARIS LAFINDAN VAZ GECTIK ULKEDE BARISI SAGLAYAMADIK
SAYFALAR  DOLUSU YAZABILIRIZ
SENIN CABALARIN  DUZEN ICIN IYI INSAN IYI VATANDAS OLMANIN CAGRILARIDIR!
SEVGILI GALIP
SAGLIK ICINDE SELAM SEVGI MUTLULUK BASARI  SAYGILARIMLA
ZEKI KENTEL
GALİP BARAN:
YALAN SOYLEMENIN YANLIS OLDUGUNU OGRENEN KISI BILGI SAHIBIDIR!
ZEKİ KARDEŞ;
BİLİNÇ KONUSUNU DAHA FAZLA TARTIŞMANIN BİR FAYDASI OLACAĞINI SANMIYORUM...
GEÇENLERDE BİR ARKADAŞ, BANA, "GALİP AMCA, YA SEN BU DÜNYAYA ÇOK ERKEN GELMİŞSİN YA DA BİZ" DEDİ
BENZER BİR SÖZÜ YILLAR ÖNCE DE SÖYLEYEN OLMUŞTU... "SEN BİZDEN 2-3 YÜZYIL İLERİDESİN" DEMİŞTİ...
ÇAĞ FARKI... BEN BİR "BİLİNÇ ÇAĞI" İNSANIYIM... OYSA TÜM İNSANLIK YANİ MUASIR MEDENİYET HALA "BİLGİ ÇAĞI"NDA... 
TÜRKİYE "BİLİNÇ ÇAĞI"NI İDRAK EDERSE/EDEBİLİRSE, MUASIR MEDENİYETİ AŞABİLİR... NE VAR Kİ, MUASIR DENİLEN MEDENİYET LAFLA AŞILMIYOR. PEYNİR GEMİSİ LAFLA YÜRÜMÜYOR. CUMHURBAŞKANI GÜL:
Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 73. yıldönümünde Anıtkabir Özel Defterine yazdığı satırlar arasında,  “Türkiye'yi, hedefiniz olan muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”
ŞEKLİNDE BİR CÜMLEYE  DE YER VERDİ…
AH O ANITKABİR DEFTERİNE YAZILANLAR...
MUASIR MEDENİYET, TAVANDAN TABANA YANİ "TÜMDEN GELİM"  DEĞİL, TABANDAN TAVANA YANİ "TÜME VARIM" YÖNTEMİYLE, BİR BAŞKA DEYİŞLE, "BİLİNÇ ÇAĞI" TOPLUM OLARAK İDRAK EDİLEREK, DİĞERKÂM KİŞİLİK EDİNİLEREK AŞILABİLİR... 
NEYSE... TEKRAR SELAMLAR
GALİP BARAN
 ***
ZEKİ KENTEL
ZEKİ KENTEL:
YALAN SOYLEMENIN YANLIS OLDUGUNU OGRENEN KISI BILGI SAHIBIDIR!
SEVGILI GALIP;
BU ILKEYI HAYATINDA UYGULAYAN KISI BIR  BILINC SAHIBI  OLMUSTUR
SENIN YALAN SOYLEME, SOYLEMEME, KIRMIZI ISIKTA DURMA, DURMAMA, VERGI KACIRMA, KACIRMAMA UYARINI HERKES BILMEKTEDIR
SEN BU UYARILARINI SURDURMEKLE MUHATAPLARINA BILGI DEGIL BIR BILINCLENME KAZANDIRIYORSUN, BIR BILINCLENDIRME YAPIYORSUN
YANI SENIN YAPTIGIN UYARILAR BIR BILINCLENDIRMEDIR
SAGLIK ICINDE KAL OPUYORUM  
ZEKI KENTEL
***
GALİP BARAN:
BILINCLENMEK - KESKE BELIRLI BIR KUMEYE MENSUP INSANI EGITIME ALSAYDIN!
SEVGİLİ ZEKİ,
İLETİNE NE KADAR SEVİNDİĞİMİ BİLEMEZSİN...
İSTERSEN CEVABA BİR YANLIŞ ANLAMAYI DÜZELTEREK BAŞLAYALIM:
"SENIN BU CABALARINA, INSANIMIZI BILINCLENDIRME YOLUNDA OMUR BOYU GOSTERDIGIN HER TURLU TAKDIRIN USTUNDE BUNCA OZVERIYE GEREKLI DESTEGI VEREMEDIGIM, YARDIMCI OLAMADIGIM ICIN UZGUNUM." ŞEKLİNDEKİ CÜMLENDE YER ALAN "INSANIMIZI BILINCLENDIRME" YERİNE "İNSANIMIZI BİLGİLENDİRME" DENİLMESİ GERİYOR...
KURAL 1: BİLİNÇLENDİRMEK SÖZCÜĞÜ FİİL OLARAK KULLANILDIĞINDA NESNE ALMIYOR.  EŞDEYİŞLE,  İNSAN İNSANI BİLİNÇLENDİREMİYOR. "BİLİNÇLENDİRMEK" MÜMKÜN OLSAYDI, BİLİNÇSİZ İNSAN KALMAZDI, BU ALEMDE... 
DİĞER TARAFTAN, İNSAN BENCİL (HODKÂM) BİR VARLIKTIR...
KURAL 2: HODKÂM VARLIK BİLİNÇLENEMEZ DİĞERKÂM BİR VARLIĞA DÖNÜŞMEDİKÇE...
BU ARADA "BİLİNÇ"İ BİLİMSELLEŞTİRDİM...
FOMÜLÜ:
B (BİLİNÇ) = Z (zaman) x Ç (çaba)'nın karesi  (Einstein'in  E= mx c'nin karesi gibi)
BEN "ÇEVRE BİLGİMİZ"E  RAĞMEN "ÇEVRE"NİN KİRLETİLDİĞİ; "TASARRUF BİLGİMİZ"E RAĞMEN  "İSRAFI"N  ÖNLENEMEDİĞİ; "TRAFİK BİLGİMİZ"E RAĞMEN "TRAFİK KURALLARI"NIN İHLÂL EDİLDİĞİ; "VERGİ BİLGİMİZ"E RAĞMEN VERGİNİN KAÇIRILDIĞI (KUL HAKKININ YENDİĞİ- YOLSUZLUK YAPILDIĞI-) GERÇEKLERİNDEN HAREKETLE :
 "BİLGİ GANİ, BİLİNÇ HANİ?" ŞEKLİNDE BİR SÖYLEM DE GELİŞTİRDİM...
BU KONUDA İTİRAF ETMEM GEREKEN GERÇEK : BEN DE BENCİLDİM, BEN DE VERGİ KAÇIRDIM, (KUL HAKKI YEDİM-YOLSUZLUK YAPTIM) HEM DE MÜKERREREN...
NE ZAMANA KADAR?...
ÇEVRE, TÜKETİM, TRAFİK, SAĞLIK, VERGİ, RÜŞVET, İŞ AHLÂKI (AHİLİK) MİLLİ SERVET, İMAR VE HER ŞAYİ DEVLETTEN BEKLEME GİBİ ALANLARDA  BAŞLATTIĞIMIZ, YAKLAŞIK 20 YILDIR DEVAM EDEN,  BENİ BENCİLLİKTEN KURTARAN, YAŞITLARIMDAN  2-3 YÜZ YIL DAHA FAZLA YAŞAMIŞÇASINA BİLİNÇLENDİREN  "OKUL DIŞI EĞİTİM" OLARAK TANIMLADIĞIMIZ  ÇALIŞMALARI BAŞLATANA KADAR...
YUKARIDAKİ AÇIKLAMALARIMIN SENİN:
"BENIM GALIPCIGIM, BIR PEYGAMBER ORNEGI TUM INSANI KARSISINA ALIP TUMUNU BU BILINCLENDIRME CAGRILARINA MUHATAP ALMAK YERINE  SADECE BELIRLI KUCUK BIR KUMEDEN BASLAYARAK SUYA ATILAN TASIN HALKALARI GIBI SUREC ICINDE DAHA ETKIN BIR BILINCLENDIRME ILE DAHA GENIS TOPLUM KESIMINDE BASARAMAZ MI IDI? "
ŞEKLİNDE BİR CÜMLEYLE BAŞLAYAN VE  DEVAM EDEN PARAGRAFLARDA YAPTIĞIN ÖNERİLERE DE CEVAP  OLDUĞUNU SANIYORUM....
EKTE GÖRÜLEN, BENCİL BİR VARLIK OLAN İNSANLA  İLGİLİ YAZILARIN, YUKARIDAKİ AÇIKLAMALARIMI DOĞRULADIĞINA İNANIYORUM...
SEVGİ, SAYGI VE SELAMLAR.
GALİP BARAN
***
ZEKİ KENTEL:
BILINCLENMEK - KESKE BELIRLI BIR KUMEYE MENSUP INSANI EGITIME ALSAYDIN!
SEVGILI GALIP;
YIL 1951  MERHABA DEMISTIK,   60  YIL DAHA DUN GIBI.  DELI  KANLI IDIK!
BUGUNLERE ULASACAGIZA ELIMIZDE SENET MI VARDI?  BIR ASRA DOGRU  GIDIYORUZ.
SENIN BU CABALARINA, INSANIMIZI BILINCLENDIRME YOLUNDA OMUR BOYU GOSTERDIGIN HER TURLU TAKDIRIN USTUNDE BUNCA OZVERIYE GEREKLI DESTEGI VEREMEDIGIM, YARDIMCI OLAMADIGIM ICIN UZGUNUM.
YOLUN SONUNA YAKLASTIGIMIZ BUGUNLERDE GERIYE DONUP BAKTIGIMDA ACABA DIYORUM
BENIM GALIPCIGIM, BIR PEYGAMBER ORNEGI TUM INSANI KARSISINA ALIP TUMUNU BU BILINCLENDIRME CAGRILARINA MUHATAP ALMAK YERINE SADECE BELIRLI KUCUK BIR KUMEDEN BASLAYARAK SUYA ATILAN TASIN HALKALARI GIBI SUREC ICINDE DAHA ETKIN BIR BILINCLENDIRME ILE DAHA GENIS TOPLUM KESIMINDE BASARAMAZ MI IDI? 
SOZ GELISI (BIR INANC SISTEMI ICINDE BELIRLI BIR KUMEYE, BELIRLI BIR GRUBA, BELIRLI BIR CEMAATE, BUNLAR MUSLUMAN OLABILIR) SADECE INANDIKLARI ILKELERI HAYATIN TUM SURECINDE HARFIYEN UYMALARI GEREKTIGI VURGULANMIS OLSAYDI ACABA TOPLUM YASAMINDA ARZULANAN BILINCLENME DAHA ETKIN GERCEKLESEMEZ MI IDI?
TOPLUMDA EN KUCUK BIRLIKTELIK AILE, 
HER BIRLIKTELIKTE EVRENSEL ORTAK ILKELER VAR
OZU SOZU DOGRU, DOSDOGRU, AHLAKLI, GUVENILIR OLMAK (BUNLAR NE DEMEKSE?)
BOYLE OLUNCA BU BIRLIKTE ZATEN YALAN YOK, ILK TEMEL ILKE YALAN SOYLENMEYECEK!
ACABA BUGUN KAC KISI VERGI BEYANNAMESINE HER SEYI  DOSDOGRU VE GERCEK RAKAMLARIYLA YAZDIM DIYEBILIRDI?
YALAN SOYLEMEYEN INSAN VERGI KACIRABILIR MI IDI?
VEYA TRAFIKTE SARI ISIK YANARKEN  YAYA VEYA SURUCU BIR KAZAYA NEDEN OLACAK HAREKETTE BULUNABILIR MI IDI?
KAZA SONRASI YARGICIN KARAR VERMESINDE HIC ZORLUK OLUR MU IDI?
BILIRKISININ ZARAR DEGER TESBITI DISINDA MAHKEMEYE  GITMEYE GEREK KALIR MI IDI?
DAG BASINDA KIMSENIN OLMADIGI BAHCEDE TEK ELMA KOPARILIR MI IDI? SAHIBINE DEGERI ODENIR MI IDI?
MOBESE KAMERADA HIRSIZLIK BELLI OLUNCA HANI TEMEL ILKE VE GEREGI OLAN BILINC NEREDE KALDI?
SADECE  VE SADECE YALAN SOYLEMEMEYE BILINCLENMEK...
BU EVRENDE HER SEY KAYDEDILIYOR
SU KUCUK DUNYAMIZDA BILE  HER SEYI; CINLIYI, YAMYAMI, KIZILDERILIYI, BIZI VB. HER SEYI KAYDEDEN BIR GOOGLE VAR.  
BU SOMUT KUCUK BIR ORNEK  BUNA INANIYORUZ DEGIL MI?
TUM INSANLIGI BILINCLENDIRME CABALARINDA SANA SAGLIK ICINDE SEVGI  SELAM MUTLULUK BASARI DILIYORUM
SEVGILI GALIP 
SAYGILARIMLA 
ZEKI KENTEL

17 Kasım 2011 Perşembe

SAYIN ASLAN BULUT'A

DEVLETİN ÜST DÜZEY YETKİLİLERİNİN CUMHURİYET İÇİN KENDİLERİNİ ZORLAYARAK YA DA BİRİLERİNE HAZIRLATARAK SÖYLEDİKLERİNİ/YAZDIKLARINI BİR TARAFA KOYALIM VE KENDİMİZE:
 
CUMHURİYET'İN İLMEN, FENNEN, BEDENEN KUVVETLİ VE YÜKSEK SECİYELİ MUHAFIZI OLUP OLAMADIĞIMIZI SORALIM...
 
CUMHURİYET'İ İLELEBET YAŞATACAK BU SÖZ LAFTA KALMASAYDI...
 
SAYIN BULUT YAZISINDA VATAN VE MİLLET SÖZCÜKLERİNİ KULLANMIŞ.
 
BU SÖZCÜKLER ATATÜRK'ÜN M. E. BAKANLARINDAN DR. REŞİT GALİB'İN MÜELLİFİ OLDUĞU ANDIMIZ'DA YER ALAN "YURDU VE MİLLETİ ÖZDEN ÇOK SEVME İLKESİ"SİNİ HATIRLATIYOR...
 
O İLKEYİ ÖZÜMSEYEBİLSEYDİK, CUMHURİYET'İ  İLELEBET YAŞATACAK MUHAFIZLAR OLMAYI BAŞARABİLİRDİK.
 
BU KADARLA KALMAZ; (A)"BİLGİ ÇAĞI"NI AŞARDIK., (B)"BİLİNÇ ÇAĞI"NI İDRAK EDERDİK ,(C)"BİLGİ ÇAĞI"NDA ÇUVALLAMIŞ OLAN "MUASIR MEDENİYET"İ AŞARDIK...
 
ŞU VAR Kİ, İNSAN BENCİL (HODKÂM) BİR VARLIKTIR VE BENCİL (HODKÂM) BİR VARLIK, "YURDU VE MİLLETİ" , "ÇOKU" ŞÖYLE DURSUN, "ÖZÜ KADAR" BİLE SEVEMEZ...
 
ANCAK, BENCİLLİK (HODKÂMLIK) KADER DEĞİLDİR. KURTULABİLİR VE SENCİL (DİĞERKÂM) BİR VARLIK OLABİLİR İNSAN. 
 
BEN, BUNU BAŞARABİLENLERDEN BİRİSİ OLARAK; "NE MUTLU YURDU VE MİLLETİ ÖZDEN ÇOK SEVME İLKESİ'Nİ ÖZÜMSEYEBİLENE"..DİYORUM...
 
DEVLETİN ÜST DÜZEY YETKİLİLERİNİN CUMHURİYET İÇİN KENDİLERİNİ ZORLAYARAK BİRİLERİNE HAZIRLATARAK SÖYLEDİKLERİ/YAZDIKLARI; SÖZÜ EDİLEN İLKEYİ ÖZÜMSEMEMİZİ ÖNLEYEMEZ/ENGELLEYEMEZ...
 
VARSIN O ÜST DÜZEY YETKİLİLER FİLDİŞİ KULELERİNDE OTURADURSUNLAR, UYUYADURSUNLAR...
 
"HER ŞEYİ DEVLETTEN (UYUYANLARDAN) BEKLEMEK" ABESLE İŞTİGALDİR BENCE? 
 
YUKARIDA SÖZÜ EDİLEN İLKENİN NASIL ÖZÜMSENEBİLECEĞİNİ AÇIKLAMA SORUMLULUĞU SAYIN MUSTAFA NEVRUZ SINACI'NINDIR...
 
GALİP BARAN

From: Mustafa Nevruz SINACI   Sent: Wednesday, November 16, 2011 5:13 PM   To: galipbaran.wlw
Subject: MESELÂ!..............FW: Arslan BULUT ( Atatürk'ün ruhu ve TSK'nın durumu ! )

 Atatürk'ün ruhu ve TSK'nın durumu!
arslanbulut
Arslan BULUT
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
YENİÇAĞ - 10 Kasım 2011
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 73. yıl dönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda  “Atatürk’ün, önderlik ettiği istiklal mücadelesiyle vatanın kurtarılmasını sağlarken, kurduğu Cumhuriyetle de Türk milletinin kendi devletinin sahibi olmasını ve özgüveni yüksek bir millet olarak yücelmesinin yolunu açtığını”  kaydetti.
Gül, Atatürk’ün, tüm dünyanın saygısını kazandığını ifade ederek, insanlığın bugün de Atatürk’ün eserine ve mücadelesine hayranlık duyduğunu belirtti.
O halde bugünün sorumlusu Gül’e sormak gerekir; o özgüven bugün ne haldedir ve bütün dünyanın saygı duyduğu Atatürk’ün eserini siz ne hale getirdiniz?
Atatürk ilkeleri, Milli Eğitim’den hatta Atatürk’ün kurduğu Dil ve Tarih Kurumu gibi kurumların ilkeleri olmaktan çıkarılmadı mı?
Atatürk’ün özgüven kazandırdığı milletin adının Anayasa’dan çıkarılması bile gündemde değil midir?
Kimin sayesinde?
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İnternet sitesinde halen yayında olan bir resmi açıklamada,  “Yetiştirdiğimiz devlet başkanları ve başbakanlar”  listesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı da var. Hayat hikayesinde ise aldığı bursun adından  “Milli Kültür Vakfı bursu”  diye bahsediliyor.
Yani Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın gizli bursu, Türkiye’de Milli Kültür Vakfı bursu adıyla verilmiş ki cumhur uyanmasın!
***
TBMM Başkanı Cemil Çiçek ise  “Atatürk, yüklendiği tarihsel görev ve sorumlulukla 250 yıllık bir geri çekilişin önünü kesmiş ve Türk milletinin ufkunu aydınlatmıştır”  dedi.
Çiçek’in başlattığı Yeni Anayasa girişimi, Atatürk’ün kurduğu devletin kuruluş felsefesinin ortadan kaldırılması dayatmasının sonucu değil mi?
250 yıllık geri çekilişi durduran adamın ilkelerini ortadan kaldırmak isteyenlere kim fırsat veriyor?
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da  “Atatürk’ü anmak; cumhuriyete, demokrasiye, özgürlüklere, bağımsızlığa ve kimsesizlere bugün her günden daha fazla sahip çıkmak demektir” diye konuştu.
Evet ama, engellenmezse, Cumhuriyetin cenaze töreni olacak Yeni Anayasa girişimine CHP ve MHP’nin katılımını nasıl izah edeceğiz?
***
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel,  “O, sadece vatanı kurtarmak emeli ile uğraşmamış, vatan toprakları üzerinde yaşayan milletin ruhunda devrim yaparak sönmez bir azim ve irade ile ebedî barış ve çağdaş bir hayat ateşi yaratmıştır”  dedi.
Peki ne oldu o ruh?
50’den fazla generali, 300’e yakın subay astsubayı tutuklu bulunan ordunun ruhu ne durumdadır?
O ruhun adı kuruluş felsefesidir!
Ama o felsefe Yeni Anayasa tartışmalarına kurban edilmiştir. Özel,  “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mücadelelerle dolu hayatı, düşünceleri ve gelecek nesillere emanet olarak bıraktığı idealleri, bizlere tarihi bir görev yüklemektedir. Bu görev; Anayasamızda ifadesini bulan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatmak ve onun ideallerini gerçekleştirerek gelecek kuşaklara devretmektir”  diyor.
Özel’in görev tanımı eksik!
Suat İlhan’ın belirttiği gibi “Atatürkçülük; tam bağımsızlık, millet egemenliği, hukukun üstünlüğü ve ulus devlet genel ilkelerine dayanır.”
Bugün tam bağımsızlık mı vardır, tam bağımlılık mı? Millet mi egemendir, cemaatler mi? Hukuk mu üstündür, bir zümrenin yargısı mı? Ayrıca ulus devletin ekonomik, sosyal ve kültürel dayanakları ortadan kaldırılırken siz neredeydiniz?
Şu anda, Türkiye Cumhuriyeti’nin sona ermesi için sadece kuruluş felsefesini Anayasa’dan çıkarmak adımı kalmıştır. Yani cumhuriyet fiilen ve resmen tasfiye edilmiştir... Ortada Cumhuriyet mi kaldı ki koruyacaksınız? Kutlamalar bile, deprem gerekçesiyle ama sizin onayınızla yasaklandı.
***
Gelin hep birlikte büyük Türk şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın cumhuriyetin 75. yılında yazdığı şiirin bir kıtasını içtenlikle tekrarlayalım:
 “Atatürk’ün çizgisi bulur kendini bizde
Biçimlenir evrensel bir görev içimizde
Genç olmak Asya boylu dev yürekli genç olmak
Yurda adanmış olmak ulusa güvenç olmak.”

19 Ekim 2011 Çarşamba

bilinç hakkında..........

SAHİP OLMAK YA DA OLMAK
Çevirmenin sunuşu:

Çeşitli konularda uzun yıllar süren deney, düşünce ve araştırmalarının sonucunda Erich Fromm, dünyanın ve insan soyunun hızla bir felakete ve yok olmaya doğru gittiğini görmüştür. Çoğu kimse farkında olmasa bile, artık insanlık bir dönüm noktasına gelmiştir. Bu anda yapacağı bir seçme ile ya yok olacak ve kendisi ile birlikte tüm canlıları ve dünyayı da ortadan kaldıracak  ya da yaşamını ve gelişimini sürdürmeye devam edecektir. Bu büyük tehlikeden kurtulabilmenin tek yolu, insanların ve onları şartlayıp, yönlendiren toplumsal yapıların kökten değiştirilmesidir. Yeni bir ahlak anlayışı, yeni bir dünya görüşü, kısaca yeni bir insan ve yeni bir toplum kurulmak zorundadır. Böylesi bir tarihi görev ve sorumlulukla karşı karşıya olan insanlığın doğru yolu bulabilmesi için, davranışlarını ve inançlarını şimdi yaptığı gibi “sahip olmak” ilkesine göre değil, “olmak” ilkesine göre ayarlaması gerekir. Erich Fromm “sahip olmak”(bencillik) ile “olmak” (sencillik) ilkelerini ya da yönelişlerini, insan varoluşunun iki temel kategorisi olarak değerlendirir.

Mala, mülke, şöhrete, insana, bilgiye “sahip olmak” demek, onları ele geçirmek, kendine mal etmek, onlara egemen olmak ve dilediğince kullanmak anlamına gelir. Ama bu maddesel sahip oluşların sonu yoktur. İnsan hiçbir zaman yeterince şeye sahip olamayacaktır. Çünkü maddesel olan, elle tutulan aldatıcı ve geçicidir. Bu nedenle “sahip olmak” tutkusundaki insanlar(bencil insanlar) kendilerinden çok şeye sahip olanları kıskanacak, az şeye sahip olanlardan ise, kendi mallarına göz dikecekleri telaşı ile korkacaklardır.

Olmak” ise “sahip olmak”ın karşıtıdır. “Olmak” tutkusundaki insan hiçbir şeyi elde etmeye, kendine mal etmeye ve ona egemen olmaya çalışmaz.”Olmak” her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşamı ve gelişimi içinde sevmek demektir. Böyle davranan bir insan, dışsal ve maddesel olana bağlanmaksızın kendini geliştirip, evrimleşmeye çalışır ve insanlık bilinci ile diğer kardeşlerini sevmek, onlarla bir olmak arzusunu taşır. “Olmak” sözcüklerle anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır.

“Sahip olmak ve olmak, yaşamı ya da ölümü seçmekle birlikte, insan varoluşunun ve karakterinin iki temel niteliğidir” diyen Fromm’a göre, bu iki ilke insanla birlikte vardır. “Toplumsal düzen, toplumun sosyal ve ekonomik kurumları, bir de ahlak yapısı, bu iki karakter ve davranış biçiminden hangisini desteklerse, o toplumun insanlarında  da bu karakter özelliği ağırlık kazanacaktır.”

Günümüz toplumları tamamen “sahip olmak” ilkesine göre işlemektedirler. İster kapitalist, ister sosyalist olsun tüm düzenler; mal, mülk, kazanç, daha çok kazanç tutkusu, açgözlülük, şöhret, iktidar gibi yanlış temeller üzerine kurulmuşlardır. Sistemlerin yaşayabilmesi için, insan ve onun değerleri, yerini makinelere ve ekonomik gelişimin bürokrasi çarkına bırakmıştır. Bilim, teknik ve ekonomik gelişme hızla ilerlemiş, ama bunlar kendi yararına kullanılmadığı için, insan, bir araç haline dönüşmüştür. Ama bu sorumsuzca gidiş, şimdi büyük tehlikeleri ile karşımızdadır. İnsanlık yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Belki bir atom savaşı, bütün dünya planetinin mahvolmasına yol açacaktır. Ayrıca insanlar kendi günlük yaşamları içinde  de son derece mutsuz ve bunalımdadırlar.

Özetle, “sahip olmak” ilkesine göre kurulmuş olan tüm düzenler ve toplumsal sistemler, insanları mutlu etmekten, onları doğru yöne yöneltip, evrimleşmelerini sağlamaktan uzaktırlar, yani yanlıştırlar. Öyleyse sorunun çözümü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. İnsanlığın kurtulabilmesi için ilk şart, “sahip olmak “ ilkesinden “olmak” ilkesine geçmektir. Bunu gerçekleştirebilmek; toplumsal düzeni, sosyali ekonomik ve politik kurumları yenilemek, böylece o toplumdaki insanların “olmak” ilkesine göre davranmalarını sağlamakla olur. İnsanlık değişmek, yeni bir ahlak, yeni bir toplum ve yeni bir insan oluşturmak zorundadır. Aksi takdirde yok olacaktır. Çözüm: “Yaşamak veya ölmek, yani sahip olmak ya da olmak” arasındaki seçimin doğru yapılmasında gizlidir.

1980’de ölen Erich Fromm, yazdıklarına ve savunduğu fikirlere uygun yaşayan ender insanlardan birisiydi. Parada malda ve şöhrette gözü olmayan, mütevazi yaşantısıyla dikkat çeken Fromm, “Sahip olmak Ya Da  Olmak”ı tam beş kez yeniden yazmıştır.

Kendisine “Yeni Çağın Peygamberi” denmesinden hoşlanmayan Fromm, sorunları ve çözüm yollarını göstererek, tıpkı İsa’nın geleceğini bildirip, onun yolunu hazırlama görevini üstlenen Nasıralı Yahya gibi gelecekteki müjde ve felâketi işaret etmek görevini başarıyla yerine getirmiştir.
(Çeviren Aydın Arıtan/Arıtan Yayınevi)                          
Aydın ARITAN & Galip BARAN

19 Eylül 2011 Pazartesi

Ayvalık, 18 Eylül 2011

İNSANLARIN BİLİNÇLENMESİNİ MİSYON EDİNDİ..
İnsanların her türlü bilgi  ve donanıma  sahip olduğunu ama bilinçlenmeleri gerekliliğine inandığını belirten Galip Baran (80) geldiği Ayvalık’ta  halkı bilinçli olmaya davet etti. Baran, “İnsanları bilinçlenmeye özendirmek ve yönlendirmek için uğraşıyorum.”dedi.
İnsanların, çevre, tasarruf, trafik ve vergi gibi konularda bilgili olduklarına, ancak bilinçsizce harekat ederek hala yerlere tükürdüklerine, her türlü çöp ve sigara izmaritlerini yere attıklarına dikkat ceken Galip Baran, sokaklarda (kamusal alanda) yıllar önce de çuvallar dolusu izmarit topladığını  ama ne yazık ki izmaritlerin hala yerlere (kamusal alana) atıldığını, çevrenin kirletildiğini, Çevre Yasası’nın ihlâl edildiğini söyledi.
Bilinç Üniversitesi Kurucusu Galip Baran 
Kamusal alana bu tür çalışmalarla da sahip çıktığını söyleyen Baran,” Bilgimiz var ama bilincimiz yok. Trafik bilgimiz var ama bilincimiz yok. Tasarruf bilgimiz var ama bilincimiz yok. Vergi bilgimiz var ama bilincimiz yok. Şikâyet edenler ama kamusal alana sahip çıkmayanlar suçlu. Türkiye suçlu. Türkiye’nin denizleri, gölleri, nehirleri, ovaları, sulak alanları, (kamusal alanları) hepimize, 72 milyona aittir. Kamusal alanlara sahip çıkalım. Türkiye’nin sakini değil sahibi olalım” dedi.
Ayvalıklılara da ‘Ayvalık’ın sakini değil sahibi olun’ diye seslenen Baran, Halk Bankası önündeki kavşağın sinyalizasyon ışıkları ve yaya geçiş çizgilerinin nizami hale getirilmesi ve At arabacılar meydanına giden yolda arabalar için konmuş ancak  yayalar için tehlike oluşturan kapanla ilgili olarak Ayvalık Belediyesi’ne gazetemiz aracılığıyla “açık dilekçe” gönderdi.
Galip Baran, kurucusu olduğu Bilinç üniversitesinin işlevsel bir mekanizma olduğunu şöyle açıkladı: “ ‘Bilgi çağı’ üniversitelerinin (Harward, Oxford, Sorbon, İTÜ, BU gibi üniversitelerin) zamanla ‘Bilinçololi Ana Bilim Dalı’na dönüşebilecek ‘Bilinç Enstitüsü’ ya da ‘Bilinç Kürsüsü’ gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece bundan böyle yalnız bilgili değil, aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, avukat, sosyolog, psikolog ve antropolog gibi elamanların yetiştirilmesine katkıda bulunmaktır”…
“İklim ‘Bilgi Çağı’nda değişti. ozon tabakası ‘Bilgi Çağı’nda delindi. yağmur ormanları ‘Bilgi Çağı’nda azaldı, türler ‘Bilgi Çağı’nda tükendi. Görülüyor ki, ‘Bilgi Çağı’nın “eğitim anlayışı”nda bir eksiklik, bir gariplik, bir yetersizlik var. Bu durum karşısında bizler (Türkiye’nin sakinleri)  ‘Bilinç Çağı’nın eğitim anlayışını yaşama geçirmeli, çağ atlamalı, ‘Bilinç Çağı’nda yaşamağa başlamalıyız. Ben çağ atladım. ‘Bilinç Çağı’nda yaşamağa başladım. Oysa, dünya, ‘Muasır Medeniyet’ hala ‘Bilgi Çağı’nda yaşıyor. ‘Muasır Medeniyet’, “Bilgi Çağı’nda bocalarken, yerinde sayarken Türkiye’nin ‘Bilgi Çağı’nı aşması ‘Bilinç Çağı’nı idrak etmesi gerek” diye konuştu.
HABER: Derya TİTİZ, 18 Eylül 2011 - Ayvalık, GAZETE BALIKESİR

13 Eylül 2011 Salı

ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ, "Bilinçli Gençler Kulubü"

Erzincan Üniversitesi'nde
"Bilinçli Gençler Kulubü" Kuruldu
Tarih14 Temmuz 2011, 09:35 Editör BÜ.12.09.2011.T.R.
Türkiye genelinde her gecen gün yaygınlaşan Bilinçli Gençler Kulübü Erzincan Üniversitesinde kuruldu.
Akademik danışmanlığını Arş. Gör. Zülküf Ayrangöl'ün yaptığı Bilinçli Gençler kulübünün amacı, gençleri sosyal konularda bilinçlendirmek, gençlerin sosyal problemlerin çözümünde aktif rol almalarını sağlamak olduğu belirtildi.
Arş. Gör. Zülküf AYRANGÖL
Erzincan Üniversitesi Bilinçli Gençler Kulübü YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı, Bilinçli Gençler Derneği ve Hürriyet Gazetesi arasında imzalanan protokol ile kuruldu.
 Erzincan Üniversitesi Bilinçli Gençler Kulubü faaliyetlerine başlayarak "gençleri sosyal konularda bilinçlendirmek, gençlerin sosyal problemlerin çözümünde aktif rol almalarını sağlamak, sosyal projelerin üretilmesinde öncü olmak ve böylece sosyal bilincin oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösterir.
Kulüp faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde konferanslar, sempozyumlar, seminerler ve paneller düzenler. Kulüp, üyelerinin kaynaşması ve daha sıkı ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla toplantılar, sergiler, spor müsabakaları, bölgesel geziler ve eğlenceler tertip eder. Ulusal ve uluslararası düzeyde projeler hazırlamak ve proje çalışmalarına katılmak.
Kulüp, genç bireylere, ülke sorunlarının çözümünde birer pay sahibi oldukları inancını aşılamayı hedeflemektedir. Öğrenci ve gençlerin, kendi çevresindeki sorunlardan haberdar olmaları ve o sorunların çözülmesinde birer anahtar rol üstlenmeleri sağlamak ve her birinin kişisel gelişim ve eğitimi için destekte bulunmak.
***
ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NÜN 
KONU İLE İLGİLİ DUYURU VE ÇAĞRI DETAYI
Bilinçli Gençler Kulubü Kurulmuştur.
Erzincan Üniversitesi "Bilinçli Gençler Kulubü" kurulmuştur.
Kulübün akademik danışmanı Arş. Gör. Zülküf AYRANGÖL olup; Kulubün amacı, çalışma şekli ve çalışma alanları aşağıdaki gibidir:
a) Kulüp, gençleri sosyal konularda bilinçlendirmek, gençlerin sosyal problemlerin çözümünde aktif rol almalarını sağlamak, sosyal projelerin üretilmesinde öncü olmak ve böylece sosyal bilincin oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla faaliyet gösterir.
b) Kulüp faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde konferanslar, sempozyumlar, seminerler ve paneller düzenler.
c) Kulüp, üyelerinin kaynaşması ve daha sıkı ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla
toplantılar, sergiler, spor müsabakaları, bölgesel geziler ve eğlenceler tertip eder.
d) Ulusal ve uluslararası düzeyde projeler hazırlamak ve proje çalışmalarına katılmak.
e) Kulüp, genç bireylere, ülke sorunlarının çözümünde birer pay sahibi oldukları inancını aşılamayı hedeflemektedir.
f) Öğrenci ve gençlerin, kendi çevresindeki sorunlardan haberdar olmaları ve o sorunların çözülmesinde birer anahtar rol üstlenmeleri sağlamak ve her birinin kişisel gelişim ve eğitimi için destekte bulunmak
NOT: Erzincan Üniversitesi Bilinçli Gençler Kulübü YÖK, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı, Bilinçli Gençler Derneği ve Hürriyet Gazetesi arasında imzalanan protokol gereği kurulmuş bir kulüptür.

8 Eylül 2011 Perşembe

Sayın: Ayşe Sucu'ya "açık" mektup,,,,,,,,,,


Ayşe Sucu
Sözcü Gazetesi
Sayın Ayşe Sucu,

5. 09. 2011 günlü Sözcü’deki köşenizde yer alan  “Bir duruş sahibi olmak” başlıklı makalenizde, zulüm ve haksızlık karşısında mücadele eden insan ve toplumların Allah tarafından kurtuluşa eriştirildiklerinden; yalnızca Allah’tan yardım dileyen  insanların ödüllendirileceklerinden; “hakk”ın ve “haklı”nın yanında olmaktan; insanlık için mücadele edenlerden; sahip olunan mal, mülk gibi şeylerden bağış yapmadıkça “gerçek iyiliğe” erişilemeyeceğinden; insanın  bu Tanrısal davranışı gerçekleştirmesinden; her şeyin sahibinin Yüce Allah oluşunun göz ardı edilişinin toplumsal hayattaki dengelerin bozulmasına yol açarak zengin ile yoksulun arasındaki uçurumu arttırdığından; gün geçtikçe maddileşen bu dünyada, gerçek iyiliğe sevilen şeylerden verilerek ulaşabileceğinden söz ediyorsunuz

Sayın Sucu,
Bu yazınızda, bana göre, insanın bencil (hodkâm) bir varlık olarak yaşamayı bırakıp, sencil (diğerkâm) bir varlık olarak yaşamaya başlamasının önemine dikkat çekmektesiniz. Ben bu konuda aşağıda sözü edilen çalışmaları yaparken küçümsenemeyecek bir yol aldığımı düşünüyorum...
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız, okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız, bazıları yerel bazıları merkezi yönetimin sorumluk alanına giren, beni sayılan alanların tümünde bilinçlendiren, bencillikten kurtaran çalışmaları yaparken yaşam biçimim kökten değişti:
“Yasa bağımlısı” oldum.
*    Kendimi tanımağa başladım.
*   “Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*   “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsedim. 
*    Edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurdum.
*    “Bilgi Çağı”nda bocalamakta olan Muasır Medeniyet’i aştığımın “Bilinç Çağı”nda yaşamağa başladığımın ve Bilinçolog olduğumun farkına vardım.
“İklim değişikliği”nin “Bilgi Çağı”nda gerçekleştiği; aynı çağda ozon tabakasının delindiği, buzulların eridiği, yağmur ormanlarının tükendiği, türlerin azaldığı, “Bilgi Çağı”nın  bilgilendirici eğitim anlayışı”nın, felâket olarak tanımlanan “iklim değişikliği”ni önlemeğe yetmediği ve bu sonuçtan bu gezegenin bencil (hodkâm) ve bilinçsiz sakinlerinin sorumlu oldukları dikkate alındığında, “Bilinç Çağı”nın “bilinçlendirici eğitim anlayışı”nı hayata geçirmenin, yalnız ülkemizi değil, dünyayı “Bilinç Çağı”na yönlendirmenin önemi, zorunluluğu, kaçınılmazlığı, “olmazsa olmazlığı”, kendiliğinden ortaya çıkar…

Sayın  Sucu,
Yukarıda sözü edilen çalışmaları yaparken ilk ve orta öğretim okulları müfredat programına “uygulama dersi” olarak konulması amacıyla geliştirdiğimiz, M. E. Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu’na gönderdiğimiz, özenle uygulanması durumunda Türkiye’nin geleceği çocuklarımızı da bilinçlendireceğine, onlara da diğerkâm kişilik kazandıracağına inandığımız “Trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi,  ciddiye alınmadı. Bu konuda Talim Terbiye Kurulu Başkanlığına gönderdiğimiz 17. 03. 2011 tarihli dilekçeye hala bir cevap verilmedi…Yıllardır devam eden çalışmalarda edindiğimiz birikim çaba boşa gitti…
Konuyu/sorunu köşenizde değerlendirir, ülkenin geleceği çocuklarımızı emanet ettiğimiz M. E. Bakanlığı ilgililerini uyandırmamıza yardımcı olursanız çok seviniriz…
Yukarıda sözü edilen çalışmalarda geliştirdiğimiz bazı yazılarımız eklidir…
Saygımızla.
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@ttmail.com

(1)    :  Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla “Bilinçoloji Ana Bilim Dalı”na dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.

EKLERİ:
  1. Diğerkâmlık Andı
  2. Öğrenci Andı
  3. “Trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”
  4. Erdem Öğreten Delinin hikayesi.
  5. Galip için söylenenler

6 Eylül 2011 Salı

HA-Bİ-TAT

İYİYİ, GÜZELİ, DOĞRUYU
DESTEKLEMEK (EMR-İ BİL MARUF) İSTERSEN
KIRMIZIDA  DUR !
KÖTÜYÜ, ÇİRKİNİ, YANLIŞI
ENGELLEMEK (NEHY-İ ANİL MÜNKER) İSTERSEN
DURMAYANI DURDUR!...

TURGUTREİS YEREL
HA-Bİ-TAT
*
*
*
İYİYİ, GÜZELİ, DOĞRUYU
DESTEKLEMEK (EMR-İ BİL MARUF) İSTERSEN
EĞER
KIRMIZIDA  DURMAN
KÖTÜYÜ, ÇİRKİNİ, YANLIŞI
ENGELLEMEK (NEHY-İ ANİL MÜNKER) İSTERSEN
EĞER
DURMAYANI DURDURMAN
YETER!..

TURGUTREİS YEREL
HA-Bİ-TAT

borcumuz!........



SUYUNU İÇTİĞİMİZ,
HAVASINI SOLUDUĞUMUZ,
TOPRAĞINDAN BESLENDİĞİMİZ,
"BU ÜLKEYE" 
BORCUMUZ VAR…
BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ
 

30 Temmuz 2011 Cumartesi

gençlik geleceğimizdir........


‘ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ’ NE 
ÖNERİLERİMİZ…(*)

“Okumuyoruz, sorgulamıyoruz”
Hazal Öcal (İstanbul Bilgi Üniversitesi) (…) Biz ülke olarak en büyük hatayı bizde olmayanları, varmış gibi yaparak gerçekleştiriyoruz. Bu durumun ülkemizdeki eğitimsizlikten ve bilinçsizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Okumayan ve sorgulamayan bir toplum olarak hareket ettiğimizi düşünüyorum.
“Sorunların temel sebebi bilinçsizlik”
Mahmut Zeki Çağlar (İstanbul Bilgi Üniversitesi): (…) Toplum olarak duyarsız ve bilinçsiz olduğumuzu düşünüyorum. Pek çok sorunun temel sebebinin bilinçsizlikle ilişkili olduğu kanısındayım. Bunları aşabilmek için eğitim seferberliği başlatılmalıdır.
“Gerçek gündemden uzaklaştırılıyoruz”
Gökhan Çakır ( Marmara Üniversitesi): (…) Bir öğrenci olarak devletten parasız eğitim, iş olanakları ve sosyal devlet tanımına uyun koşullar yaratmasını bekliyorum.
“Özgürlükten yana kaygılarım var”
Yavuz Turhan Karakadıoğlu ( Trakya Üniversitesi):  (…) Devletten daha çok öğrenci yurdu ve üniversite şehirlerinde özel kira plânlamaları yapmasını bekliyorum.
“Beklentilerimin karşılanması zor”
Davut Abohayra ( Bahçeşehir Üniversitesi): Geleceğe yönelik her öğrenci gibi kaygılarım ve beklentilerim var. Türkiye’de beklentilerimin zor bulunacağını biliyorum.
“Yargıda kadrolaşma endişelendiriyor”
Deniz Sıla Bağrıyanık (İstanbul Bilgi Üniversitesi):  Adalet  mekanizmasında işleyen kadrolaşma gibi eylemlerden ötürü kaygılar taşıyorum.
“Barınma ve ulaşım sorunumuz çözülsün”
Sevda Gürbüz (İstanbul Üniversitesi) :  (…) İnsanların birbirine karşı hoşgörüsüz olmasından dolayı sorunlar çıktığını düşünüyorum.  Devletin barınma ve ulaşım ihtiyaçlarımıza cevap vermesini istiyoruz.
“Biz ne yapabiliriz”
Onur Polat ( Ege Üniversitesi) : (…) İnsanların torpil ve amca-dayı ilişkileriyle mevki makam sahibi olduğu bir ülkede biz sade vatandaşlar ne yapabiliriz çok merak ediyorum. Türkiye’de var olan bilinçsizlik bu sorunlara insanların kör kalmasına sebep oluyor.
“Gençlik gündemi izlemiyor”
Tansu Göksu ( Uludağ Üniversitesi) : (…) Sınavlarda ortaya çıkan kopya ve şifre skandallarını, adam kayırmaları gördükçe ister istemez kaygılanıyorum. Şike, terör, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki gibi gelişmeler beni derin düşündürmektedir. Türkiye’deki üniversite gençliğinin duyarsız olduğunu düşünüyor ve gündemi izlemediklerini görüyorum.
“Sosyal Etkinlikler yetersiz”
Akın Yayla (Zonguldak Karaelmas Üniversitesi) : (…) Üniversitedeki sosyal hayattan memnun değilim. Devletin öğrencilere ücretsiz eğitim imkânı yaratması gerektiğini düşünüyorum. Öğrencilere yönelik sosyal etkinlikleri yeteriz buluyorum. Bu durum öğrencileri asosyalleştiriyor.
“Üniversite ve devlet yetersiz”
Gültekin Baş (Atatürk Üniversitesi) : Gelecek için özellikle istihdam noktasında ve maaş konusunda ciddi kaygılarım var.(…) Üniversitelerde akademik yetersizlik  olduğu inancındayım. (…) Devlet yurtlarının durumuna  iyi diyemem.
“Eğitimde fırsat eşitliği sağlansın”
Sevil Eryılmaz ( Erciyes Üniversitesi): (…) Türkiye’de insanların hak ettiği yere arkasında biri olmadıkça gelemeyeceğine inanıyorum. (…) Ülkemizin yeteneksiz insanlar tarafından yönetildiğini düşünüyorum.
“Parasız eğitim talep ediyorum”
Ulaş Sönmez ( Yıldız Teknik Üniversitesi): (…) Devletten parasız eğitim ve eşit rekabet ortamı talep ediyorum…
Üniversite öğrencilerinin yukarıda dile getirdikleri görüş dilek ve eleştirilerle ilgili olarak soracaklarım ve diyeceklerim:
*    “Bilinçsizlik”ten söz eden Hazal Öcal (İstanbul Bilgi Üniversitesi),  Mahmut Zeki Çağlar (İstanbul Bilgi Üniversitesi) ve Onur Polat’a ( Ege Üniversitesi) sorum: Bilinç sözcüğünün fiil olarak kullanıldığında nesne almayacağını, diğer deyişle, hiç kimsenin bir başkasını bilinçlendiremeyeceğini, “farkındayım” ta da “biliyorum”  yerine kullanılamayacağını, insanın okuyarak bilinçlenemeyeceğini biliyorlar mı?
*     Onlar da, çokları gibi, “bilinçli” olduklarını düşünüyorlar mı?
*     Değerli öğrencilerin bu konuda bilmelerini istediğimiz önemli gerçek: Sözlükteki tanımı “yeti” sözcüğüyle sınırlı olan, “sorumluluk” içermeyen “bilinç” bütünsel bir kavramdır. Bu nedenle, “çevre bilinci”ne sahip olan, çevreyi kirletmediği gibi aşırı tüketmekten (israftan) kaçınır, trafik kurallarını ihlâl etmez ve vergi kaçırmaz, (kul hakkı yemez) bu tür yolsuzlukları yapmaz…
*     Bu noktadan hareketle değerli öğrencilere, çevrenin kirletilmediği, israfın önlendiği, trafik kurallarını ihlâl edilmediği, verginin kaçırılmadığı (kul hakkının yenmediği) bu tür yolsuzlukların yapılmadığı bir Türkiye’nin inşası için başlattığımız projenin uygulamasında yer almalarını bizimle işbirliği yapmalarını öneriyoruz.
*     Bu projenin başarıya ulaştığında öğrencilerin sözünü ettikleri “olmayanı varmış gibi yapmak”, eğitimsizlik”, “parasız eğitim”, “hoşgörüsüzlük”, “duyarsızlık” , “sosyal etkinlikler” ve diğer  konulardaki  sorunların sona ereceğini kendi yaşamımızdan biliyoruz…

Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@ttmail.com

(1) : Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla “Bilinçoloji Ana Bilim Dalı”na dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.
(*) Cumhuriyet / Anıl Boduç-Mahmut Serdar Kaya/ 29. 07. 2011