25 Ekim 2016 Salı

Galip Baran: Sorun bencillik, Çözüm sencillik (Ankara) Prof. Dr. İSA KAYACAN

Galip Baran: 
Sorun bencillik, 

Çözüm sencillik...
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Galip Baran, toplum için çalışan, millet için ter döken, yasa ve kuralların uyulması, uygulanması için çaba ve gayret gösteren, yorulma bilmeyen 1932 doğumlu bir delikanlı. Bodrum-Turgutreis’de yaşıyor.
Gözü, gönlü Türkiye’nin dört bir yanında…
Topluma, sokaktaki insana mesaj vermek için, giyiniyor, kuşanıyor, yurdun değişik yerlerinde, Ankara’da; “Tiryaki! İzmarit yerde/Kentli olmak nerde?” sorularıyla insanların karşısına çıkıyor, karşımıza çıkıyor.
13,14,15 Ekim 2010 tarihlerinde, Ankara’nın Kızılay semtinde, bölgesindeydi Galip Baran hoca. Şapkasıyla, mesaj yüklü-dolu gömleğiyle vatandaşlarla selamlaştı, kucaklaştı. Galip Baran hoca; Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (ahilik) milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlatılan ve yıllardır sürdürülen, İnsan’ı, davranışlarını ve davranış nedenlerini araştırdığımız ve “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız çalışmalarda yaşam biçiminin kökten değiştiğini anlattıktan sonra;
-Yasa bağımlısı oldum/Diğerkâm bir kişilik edindim/Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesini özümsedim/Edindiğim tecrübe bilgi ile Bilinç Üniversitesini kurdum/Bu süreçte kendimi tanımağa başladığımın ‘Bilinç çağı’nda yaşadığımın ve Bilinçlog olduğumun farkına vardım, diyerek gerçeklerin içinden seslendi uzun uzun.. Duyan oldu mu acaba? diye düşündüm.
Galip Baran hoca, toplumda yasa dışı davranışların en aza indirilmesi etkinliklerinin organizasyonunu yapıyor, uyguluyor, eyleme dönüştürüyor. Katılımın artması, sağlanması için öncülük yapıyor. Çalışmalarıyla ilgili yaptığı açıklamalarda;
Halkın yasa bilinci edinmesini sağlama konusunda, kendisinden daha sorumlu konumlarda olup, karşılığında dolgun maaşlar alan üst düzey yetkililerin işlerini kolaylaştırmak için çalıştığını anlatıyor.
Ve bir yakınması var. Bu konuda; “İşlerini kolaylaştırmak için çalıştığım üst düzey yetkililer, beni ciddiye almıyorlar, uzattığım eli tutmuyorlar” diye yakınıyor. “Dahası, bazı üst düzey yetkililer beni gözaltına bile aldırıyorlar” sitemiyle, yakınmalarda bulunuyor.
-“Anladım ki; işlerini kolaylaştırmak için çalıştığım bu üst düzey yetkililer benimle görüşmek istemiyorlar. Onlar beni ciddiye almasalar da, benimle görüşmek istemeseler de, üstlendiğim bu görevi ne pahasına olursa olsun sürdüreceğim” diye devam eden cümlelerinin sonunda “Her kavşağa bir Galip” sloganından sonra biraz soluklanıyor Galip Baran.. Arkasından sıralamalarda bulunuyor:
YURDUNU VE MİLLETİNİ
ÖZÜNDEN ÇOK SEVEN 
MİLLİ KAHRAMAN
"GALİP BARAN"
• Trafik kurallarına uyun uymayanları uyarın!..
Uyarın ki, sizin de ‘Trafik bilinci’niz olsun!..
• Çöpleri sokağa değil, çöp bidonlarına atın!..
Atın ki, sizin de ‘Çevre bilinci’niz olsun!..
• Geri dönüşebilir atıkları atık toplama kutularına atın!..
Atın ki, sizin de ‘Tasarruf bilinci’niz olsun!..
• Vergi borcunuzu tam ve eksiksiz ödeyin!..
Ödeyin ki, sizin de ‘Vergi bilinci’niz olsun!..
* Böyle davranın ki;
Türkiye ‘Bencillik’ ten kurtulsun,
‘Geri Kalmışlık Zinciri’ni kırsın,
‘Muasır Medeniyet’i aşsın!..
***

17 Mart 2015 Salı

Meral Tamer Milliyet Gazetesi, İSTANBUL - 16. 03. 2015

Meral Tamer
Milliyet Gazetesi
İSTANBUL

KONU: Türkiye’nin:
(a)    Muasır Medeniyet’in üstüne çıkması
(b)    Küresel sınmayı durdurmada Dünya’ya öncülük etmesi
(c)   Dünya Şeffaflık Örgütü”nün 2014 yılında yayınladığı raporda (Yolsuzluk Algısı Endeksin’de) ilk sırada ye alan Danimarka’nın üstünde (1. sırada) yer alması

Sayın Meral Tamer,
Bizler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyrukları olarak, yıllar önce; çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, milli servet, iş ahlâkı (Ahilik), imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda yapılmakta olan yolsuzluklarla mücadele etmeğe başladık. İnsanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdık. Bencillikten (asalaklıktan)kurtulmamızı, diğerkâm kişilik edinmemizi, yasa bağımlısı olmamızı sağlayan bu çalışmaları yaparken, her birimiz farklı düzeylerde olmak üzere, bazı özellikler kazandık:

*      “Bilinç Çağı İnsanı” olduk
*     “Kendimizi tanıma”ğa başladık.
*     “Devletin devamlılığı ilkesi” ile “Yurdu ve milleti özden çok sevme” ve “Yaratılanları Yaratan’dan ötürü sevme” ilkelerini özümsedik.

*     Edindiğimiz “tecrübi bilgi” ile işlevi ve kuruluş amacı aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesi’ni kurduk.

*      2015’i “Yolsuzlukla Mücadele Yılı” ilan ettik.

*   Ben, bilinç konusunda uzmanlaştığımın, otodidakt (özöğrenimli)  bir varlık olduğumun farkına vardım. Kendimi Bilinçolog olarak tanımladım. 

Otodidakt : Bir okula gitmeden kendi kendini yetiştiren (kimse). eş. yani özöğrenimli.
Özöğrenim: Her şeyi kendi kendine öğrenme, kendi kendini yetiştirme işi.

Yukarıda sayılan alanlardaki çalışmaları yaparken “Bilgi Çağı İnsanı”nın “yeti” sözcüğüyle tanımladığı (sınırlandırdığı) bilinç kavramını:
(a)   Sorumluluk kavramıyla bütünleştirdik, ete kemiğe büründürdük, somutlaştırdık.
(b)   B (bilinç) = Z (zaman) x  Ç2 ( çabanın karesi) şeklinde ifade ederek bilimselleştirdik…
(c)    Basında yer alan haberlerden derlediğimiz bir “küresel ısınma sergisi” hazırladık.


BENİM ÇALIŞMALARIMDAN BAZI ÖRNEKLER
1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen HABİTAT II ve Bodrum’da gerçekleştirilen Yerel HABİTAT Konferanslarına katıldım. Taahhütlerde bulundum. Bu taahhütlerin gereğini yerine getirebilmek için halâ çalışıyorum.

Ne var ki, o konferanslara katılanlar; taahhütlerinin gereğini yapmadılar, yapamadılar. Dağlar fare doğurdu.

MUMİKOM’dan (Muğla Milletvekillerini İzleme Komitesi’nden) esinlenerek kurduğum TUBİKOM, ( “Turgutreis Belediyesini İzleme Komitesi”) fare doğurmayan girişimlerimin bir başka örneğidir.

Sizin Milliyet Gazetesi Sabancı Üniversitesi işbirliği projesi olarak başlattığınız, (size iki defa yazdığım halde çağrılmadığım) 40 kurum ve kişinin katıldığı TAAHHÜT’e bulundukları TRAP konferansı da fare doğurdu.

Muğla’nın Büyükşehir olması, (Turgutreis’in mahalleye dönüşmesi) üzerine, BODBİKOM’u (Bodrum Belediyesini İzleme Komitesi’ni)  kurdum.

1996 yılında:
(a)   Bodrum Garajaltı kavşağında başlattığımız bir çalışma ile, yayalarla ilgili “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl eden (bu yolsuzluğu yapan) yayaları, ( aynı kuralı sürücüler de yaya iken ihlâl etmektedirler)  “Yeşili Bekle, Lütfen”, “Sağdan, Lütfen” yazılı pankartları kullanarak uyarmağa başladık.
(b)    Bu arada,  sokakta, yani kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alanda çöp, izmarit ve benzeri atıkları toplama sürecini de başlattık. Böylece, Türkiye’ye, özel alanımız, yani tapulu malımız gibi sahip çıktık.

Demokrasinin, herkesin, (neredeyse herkesin) “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl ettiği kavşaklarda özümsenebileceğini ve bu kuralı ihlâl eden “Bilgi Çağı İnsanı”nın demokrat olamayacağını aynı çalışmaları yaparken öğrendik.

Diğer taraftan, demokrasinin, “özgürlüklerin özgürlüklerle sınırlı bir yaşam biçimi olduğu” gerçeğini dikkate alarak, sözü edilen kavşakları (a) “Demokrasi Dershanesi” ve (b) “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl eden,  “Bilgi Çağı İnsanları”nı uyaranları “Demokrasi Öğretmeni” olarak tanımladık…

2001 yılında, borç alanın emir de almak zorunda kalacağı kaygısıyla, uyruğu olduğum Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “dış borç yükü”nden kurtarmak amacıyla bir kampanya  başlatmak istedim. Bu amaçla Başbakanlığa başvurdum. Hazine Müsteşarlığı’nın öngördüğü yasal düzenleme yapılmadığı için bu girişimim amacına ulaşamadı.

Sayın Meral Tamer,
Bilmenizi istediğimiz en önemli gerçek:  Felaket olarak da tanımlanan “küresel ısınma”nın “Bilgi Çağı”nda gerçekleştiği (ozon tabakasının delindiği, buzulların eridiği, yağmur ormanlarının tükendiği, türlerin azaldığı);  “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilgi ile sınırlandırdığı eğitim”in felâketi önleyemediği; insanı bencillikten (asalaklıktan) kurtaramadığı, diğerkâm kişilik kazandıramadığı,  bilinçlendiremediği; gerçeği karşısında “Bilgi Çağı İnsanı”nın “bilinçlendirici eğitim”i özümsemesi, “Bilinç Çağı İnsanı” olması yalnız ülkemiz değil, gezegenimiz için “olmazsa olmaz”  bir koşul olduğudur.

Bir başka önemli gerçek: “Bilgi Çağı İnsanı” bilinç sözcüğünü yanlış kullanıyor;
*    “Kasten” ya da “maksatlı” yerine “bilinçli olarak”,
*    “Biliyorum”ya da “farkındayım” yerine “bilinçliyim” ya da “bilincindeyim”,
*    (Bilinç sözcüğünün fiil olarak kullanıldığında nesne almayacağını, geçişsiz bir fiil olduğunu bilmediği için) “bilgilendiriyorum” ya da “bilgi veriyorum” yerine “bilinçlendiriyorum” diyor…

“Bilinç Çağı İnsanı”, “Bilgi Çağı İnsanı”nın  bildiği halde yapmadığı işleri yapar. Örneğin:
 *    Aşırı tüketmez. 
*    Çevreyi kirletmez.
*    Trafik kurallarını ihlâl etmez.
*    Vergi kaçırmaz, kul hakkı yemez.
Eşdeyişle, yolsuzluk yapmaz, yolsuzluk yapanlarla mücadele etmekten kendisini alamaz. “Bilinç Çağı İnsanı” olmasını sağlayan çalışmaları yaparken, tekâmül ederken gelişen vicdanı başka türlü davranmasına izin vermez.

Sayın Meral Tamer,
Açıkça görülüyor ki, “küresel ısınma”nın durabilmesi, felâketin önlenebilmesi için bu gezegenin bencil sakinlerinin, “Bilinç Çağı İnsanı” olmaları gerekiyor.

“Bilinç Çağı İnsanı” olarak yaptığım işlerin bazıları
(a)     Turgutreis Yat Limanını, (D-Marin’i);
*      ÇED raporunu hiçe sayarak, denizi kirleterek, Çevre Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alana tecavüz ederek inşa eden,
*     D-Marin giriş kapılarındaki bekçi kulübelerinin üstüne gölgelik olarak konmuş olan tenteleri zemine bağlayan çelik halatlarla yaya yolunu kapatarak, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani Türk Milleti’ne ait alana işletirken de defalarca tecavüz eden Doğuş Grubu’nun  yaptığı yolsuzlukları önledim.
(b)    Turgutreis Otobüs Terminali karşısındaki Total Benzin İstasyonunun devasa reklam panosunu yaya yoluna koyarak, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, kamusal, yani  Türk Milleti’ne ait alana tecavüz ederek yaptığı yolsuzluğu da aynı şekilde önledim.

Sayın Meral Tamer,
Dikkat çekmemiz gereken bir başka gerçek:
Bir “Bilgi Çağı İnsanı” olan Neil Armstrong  Ay’a ayak bastığında: “Benim için küçük ama insanlık niçin büyük bir adım” dedi…

“Bilgi Çağı İnsanı”nın, “Bilinç Çağı İnsanı” olmayı başardığında atmış olacağı adımın büyüklüğünü hayal bile edemiyorum…

Sayın Meral Tamer,
Türkiye’nin; (KONU’da ifade edildiği şekilde, en geç bir yıl içinde)
(a)    Muasır Medeniyet’in üstüne çıkabileceğini,
(b)    Küresel sınmayı durdurmada Dünya’ya öncülük edebileceğini,
(c)    Dünya Şeffaflık Örgütü”nün 2014 yılında yayınladığı raporda (Yolsuzluk Algısı Endeksin’de) ilk sırada ye alan Danimarka’nın üstünde (1. sırada) yer alabileceğini, kendi örneğimizden yola çıkarak, İDDİA ediyoruz.

Bu İDDİA’mızı yerinde tahkik edebilmeniz için, Bilinçhane olarak tanımladığımız (Dünya Bilinç Araştırma ve geliştirme Merkezi”ni )  büromuzu ziyaret etmenizi öneriyoruz..

Saygılarımızla.

Atatürk Bağımlısı
Demokrasi Öğretmeni
Bilinç Üniversitesi Kurucuları Platformu Temsilcisi
Türkiye HABİTAT Yolsuzlukları Önleme Kozası Kolaylaştırıcısı
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran //  16. 03. 2015

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  “Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu”, bir başka deyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.

EKLERİ:
1.     “Yetişkinler İçin Yolsuzluklarla Mücadele Kılavuzu”
2.     “Öğrenciler İçin Yolsuzluklarla Mücadele Kılavuzu”
3.     Yolsuzluklara dikkat çekmek için yaptığım yürüyüşle ilgili gazete haberi.
4.     Uğur Mumcu’nun 7 Şubat 1984 tarihli Cumhuriyet’te çıkan  “Galile…” başlıklı makalesi

ADRES:  4076 Sokak No: 5/2  PK: 20

                 Turgutreis-BODRUM

30 Aralık 2014 Salı

YASA BAĞIMLISI BARAN’DAN ULUSA…

YASA BAĞIMLISI BARAN’DAN ULUS'A…
 
Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, İçişleri Bakanı, valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar; devletin iskeleti kamu görevlileri!

Türkiye’nin; çevrenin kirletilmediği, israfın önlendiği, trafik kurallarının ihlâl edilmediği, iş ahlâkına saygı gösterildiği, milli servete sahip çıkıldığı, imar yasasına aykırı işlerin yapılmadığı, her şeyin devletten beklenmediği bir ülke olmasını istiyorsanız EĞER,

İşe, trafik krallarına uymakla, uymayanları uyarmakla  başlamanız YETER!

Ben ki, sanat okulu diplomalı, sıradan bir vatandaşım. Trafik kurallarına uymayı uymayanları uyarmayı, YASA BAĞIMLISI olmayı, ben bile başardığıma göre; sizler, çoğu üniversite diplomalı sıra dışı insanlar, sizler neden başaramayasınız?

Bunu yapabildiğinizde; her şeyi devletten bekleyen, imama uyan TÜRK HALKI size uyacak, onlar da sizler gibi YASA BAĞIMLISI olacaktır…

72 Milyon YASA BAĞIMLISI’nın yaşadığı Türkiye’nin nasıl bir sıçrama yapacağını, AB’yi, ABD’yi nasıl sollayacağını, Muasır Medeniyet’i nasıl aşacağını,  bir düşünün…

Saygılarımla. 
Atatürk 
Bağımlısı
Demokrasi Öğretmeni
Bilinç Üniversitesi 
Kurucuları Platformu Temsilcisi
Türkiye 
HABİTAT 
Yolsuzlukları Önleme Kozası Kolaylaştırıcısı
Bilinçolog 
Galip (Diğerkâm) Baran

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com

Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli Mimar, Mühendis, Doktor, Sosyolog, Psikolog, Antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  “Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu”, bir başka deyişle, dünyevi değerlerin yerini uhrevi değerlerin aldığı bir dünya düzeni kurmak.
(*)  30 Aralık 2014 (Arşivimde yer alan bu yazının ilk şekli 07. 03. 2010 tarihlidir)

10 Aralık 2014 Çarşamba

Kaymakamı kürsüden indiren "Serbest Kürsü" etkinliği

Kaymakamı kürsüden indiren "Serbest Kürsü" etkinliği
10 Aralık 2013 Salı 16:13 & Muğla - MİLÂS
Milas'ta, "10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü" dolayısıyla şehir merkezinde kurulan "Serbest Kürsü"ye çıkan vatandaşlar görüşlerini dile getirdi.
Milas'ta, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla şehir merkezinde kurulan "Serbest Kürsü"ye çıkan vatandaşlar görüşlerini dile getirdi.
İlçe İnsan Hakları Kurulu tarafından İnsan Hakları Günü nedeniyle etkinlikler düzenlendi. Bu kapsamda Atapark'a kürsü konularak vatandaşlara görüş, öneri ve düşüncelerini duyurma imkânı verildi.
İlk konuşmayı yapmak üzere kürsüye, Milas Kaymakamı Fuat Gürel çıktı. Gürel konuşma yaparken, 81 yaşındaki Bilinç Üniversitesi Kurucusu, HABİTAD Kozası ve bireysel eylemci Galip Baran tarafından sözü kesildi. Bunun üzerine "Bugün isteyen herkes, her istediğini söyleyebilir" diyen Gürel, konuşmasını yarıda keserek kürsüden indi.
Kürsüye çıkan Galip Baran, insanoğlunun sorumluluklarını yerine getirmediği için dünyayı bu hale getirdiğini ifade ederek, "İnsanoğlu bencil bir varlıktır. Bencil bir varlık da sorumluluk üstlenemez. İnsan hakları, insanların sorumluluk üstlenmediği müddetçe hiçbir şey ifade etmez" dedi.
Baran'ın konuşmasının ardından kürsüye yeniden gelen Gürel, ilçede insanların genel olarak Atapark'ta toplandıklarını, bundan dolayı İlçe İnsan Hakları Kurulu olarak günün anlam ve önemini burada anlatmak istediklerini söyledi.
Kurduklar kürsünün adına "Serbest Kürsü" dediklerini anlatan Gürel, "Konuşmak isteyen herkes, biraz önce bir amcamızın yaptığı gibi burada istediğini söyleyebilir" diye konuştu.
İsteyenlerin yaptığı konuşmaların ardından "İnsan hakları" konulu yarışmalarda dereceye giren öğrencilere protokol üyeleri tarafından hediyeler verildi.
Etkinlik, Gölge Tiyatro Grubu'nun sahnelediği oyunun ardından sona erdi.

10 Kasım 2014 Pazartesi

82`LİK AKTİVİST "YOLSUZLUKLARA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN" YÜRÜDÜ

82`LİK AKTİVİST 
"YOLSUZLUKLARA DİKKAT ÇEKMEK İÇİN" YÜRÜDÜ
82'LİK AKTİVİST
GALİP BARAN
Nilüfer KANDIRMIŞ
Osman URAS
BODRUM (Muğla), 
(DHA) (Ulusal Ajans)
BODRUM`da `Trafik Dede` olarak tanınan 82 yaşındaki aktivist Galip Baran, yolsuzluklara dikkat çekmek amacıyla Bodrum`dan Turgutreis`e yürüyüşe başladı.
Bodrum Belediye Meydanı`ndan Turgutreis Mahalle Muhtarlığı`na kadar 20 kilometrelik yolu yürümeye karar veren emekli nükleler elektronik uzmanı Galip Baran, yol boyunca yolsuzluklara dikkat çekecek. 
TIPKI DİYOJEN GİBİ
ELİNDE FENER İLE...
Elinde feneri ile, baston yardımıyla yürüyen Baran, Uluslararası Şeffaflık Örgütü`nün 2012 yılında hazırladığı en az yolsuzluk yapılan ülkeler raporunda Türkiye`nin 54`üncü sırada olduğunu hatırlatıp, herkesin üzerine düşeni yapması halinde bu durumdan kurtulunabileceğini söyledi. Önünde `Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi`, arkasında `Yetmiş milyonluk aile Türkiye projesi` yazılı yelek giyen Baran, bu iddiasının gerçekleştirilebileceğini herkese anlatmak için yürüdüğünü belirtip, "Yolsuzlukla mücadele ediyorum. Yayalarla ilgili kırmızı ışık kuralını ihlal ederseniz yolsuzluk yapıyorsunuz. Yolsuzluk, bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanmaktır ya da yasaya, yönteme, kurula aykırı hareket etmektir. İnsanlar bunun bilincine varırlarsa yasalara uygun yaşarlar" dedi. 
(Muğla DHA-ULUSAL HABER & Tarih: 9.11.2014 14:23:05)

26 Haziran 2014 Perşembe

O, NADİRDEN BİR İNSAN VE İNSANLIK İÇİN; "MUTLAK BİR İHTİYAÇTIR..."

GALİP BARAN BİR MİLLİ KAHRAMAN OLUP; HER ŞEHİR, DEVLET VE MİLLET İÇİN “OLMAZSA OLMAZ”  MUTLAK BİR İHTİYAÇTIR
Sayın VEKTOR Galip Baran
Herkesin, neredeyse herkesin;
*  Aşırı tükettiği,
*  Çevreyi kirlettiği,
*  Rüşvet verdiği/aldığı,
*  Her şeyi devletten beklediği,
*  Trafik kurallarını ihlâl ettiği,
*  İmar yasasına aykırı işler yaptığı,
*  Vergi kaçırdığı (kul hakkı yediği),
*
Yani, sayılan alanlarda herkesin, neredeyse herkesin YOLSUZLUK yaptığı, (kendisi yapmasa bile yapana ses çıkarmadığı);, (parayı verenin düdüğü çaldığı, bal tutanın parmağını yaladığı, devletin malının deniz,  yemeyenin domuz sayıldığı, gemisini kurtaranın kaptan olduğu, dokunmayan yılanın bin yaşadığı) Türkiye’de, “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemiş Galip Baran gibi insanlara mutlaka İHTİYAÇ VARDIR.
*
Hiç kimsenin, nereyse hiç kimsenin;
*  Aşırı tüketmediği,
*  Çevreyi kirletmediği,
*  Rüşvet vermediği/almadığı,
*  Her şeyi devletten beklemediği,
*  Trafik kurallarını ihlâl etmediği,
*  İmar yasasına aykırı işler yapmadığı,
*  Vergi kaçırmadığı (kul hakkı yemediği),
*
Yani, sayılan alanlarda hiç kimsenin, neredeyse hiç kimsenin YOLSUZLUK yapmadığı, (parayı veremeyenin de düdüğü çaldığı, bal tutanın parmağını yalamadığı, devletin malının deniz yemeyenin domuz sayılmadığı, gemisini kurtaranın kaptan olmadığı, dokunmayan yılanın bin yaşamadığı) Türkiye’de “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemiş Galip Baran gibi insanlara İHTİYAÇ KALMAYACAKTIR!...
*
YOLSUZLUK: 
Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.
*
Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ziya Paşa.
*
Sorun: Bencillik, yani Hodkâmlık
Çözüm: Sencillik, yani Diğerkâmlık
*
Dünya’yı kurtarmak istersen EĞER,
Diğerkâm olman YETER!
*
Diğerkâm (özgeci, elci, elsever ): Kendi yararından çok başkalarını düşünen; başkalarına yararlı olmaya çalışan; başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen; başkalarına iyilik yapmayı yaşam ve ahlâk felsefesi yapan (kimse).
*
Mustafa Nevruz SINACI
Gazeteci, Araştırmacı-Yazar

3 Nisan 2014 Perşembe

20 Ocak 2014 Pazartesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAHİBİNİ BEKLİYOR!..

                                                                                                          20 Ocak 2014
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ
SAHİBİNİ BEKLİYOR!..
- Nasıl bir insanım?
- Yasaları ihlâl ediyorsan, bencil yani hodkâmsın! 
Demokrat da değilsin! 
Sakinleri hodgâm olan Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti değildir! 
Bir ülkenin sakinleri yasalara uymuyorlarsa, o ülkede devlet yoktur! Devlet yoksa yasa da yoktur!
- Hodgâmlıktan kurtulmak, sencil yani diğergâm (1) bir insan olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasını sağlamak için ne yapmam gerekiyor?
- Kamusal, yani 76 milyona ait alana çöp, izmarit vb nesneleri atmaman; yayalarla ilgili “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl etmemen; vergi kaçırmaman, bu yolsuzlukları yapmaman gerekiyor!
- “Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletin” değil mi?
- Hayır! Değil!
- Ey, çokbilmiş adam! Ya seçimler?
- Belli aralıklarla sandığa gidip oy vererek temsilcilerini seçen gibi, seçilen insan da bencil, yani hodgâmdır! 
Doksan yıldır oy kullandığımız halde, demokrasiyi öğrenemediğimize göre, seçimler keellem yekun’dur!
- ??? !!! …
- SONUÇ OLARAK:. 
T. C. Devleti var olabilmek için “sakini değil, sahibi olmanı” bekliyor!  
Demokrasi öğretmeni
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm)Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com
Bilinç Üniversitesi’nin
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı: Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.
(1)   DİĞERKÂM (özgeci, elci, elsever ): 
Kendi yararından çok başkalarını düşünen; başkalarına yararlı olmaya çalışan; başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen; başkalarına iyilik yapmayı yaşam ve ahlâk felsefesi yapan (kimse).
“Evrensel İnsan” / Ergün Arıkdal / 
Ruh ve Madde Yayınları/ sayfa 222):
“Bizim halkımız vicdan sesini dinlemek istemiyor çünkü çok materyalist olmuş durumda. 
Çok bencil bir milletiz biz.  
Bu memleketin; bilim adamından, ekonomistten, iyi siyaset adamından ziyade, vicdanının sesini çekinmeden ortaya koyabilen, gerçekten yürekli, gerçekten sevebilen insanlara ihtiyacı var. 
Bizim para, bilgi, şöhret, sandalye severlere değil, birtakım menfaatler uğruna “üç maymunlar”ı oynayan insanlara değil, tam tersine vicdan sesini ifade etmeye çalışan, seven, uyum sağlayan, ortak alan kurabilen insanlara ihtiyacımız var. 
Bizim asıl sıkıntımız buradadır.”