16 Eylül 2008 Salı


ATATÜRK DİYOR Kİ …
Çocuklar !
Büyüklerinize özenip “İZİNDEYİZ” demeyin sakın !
“İZİNDEYİZ” diyenlerin neyin izinde oldukları “ülkenin hali”nden belli değil mi?
Ben onlardan izimde olmalarını değil, ulus için çalışmalarını istemiştim. Çalışmanın en yücesinin ulus için olduğunu söylemiştim.
Siz bayrak asanlara da bakmayın çocuklar!
Bayrak asmayı, en büyük bayrağı taşımayı, “ulus için çalışmak” sanıyorlar, onlar.
Anıtkabir’i ziyaret etmek de o kadar önemli değil. Ben, onlara ne Anıtkabir ısmarladım ne de orada ziyaret edilmeyi istedim.
Anadolu’nun her hangi bir yerinde ulu bir çınarın dibine gömselerdi, başına bir taş dikselerdi, arada hayır dua etselerdi….
YETERDİ.
Çocuklar!
Benim sizden bu yaşınızda beklentim:
(a) “Aşırı tüketmemeniz, çevreyi kirletmemeniz, trafik kurallarını çiğnememeniz, sağlığa zararlı alışkanlıklar edinmemeniz, milli servete zarar vermemeniz” DİR.
Büyüyüp, iş ya da devlet adamı olduğunuzda ise, ayrıca:
(b) “Vergi kaçırmamanız, rüşvet vermemeniz/almamanız, imar yasasına aykırı işler yapmamanız, iş ahlakını korumak için çaba göstermeniz, ‘her şeyi devletten bekleme alışkanlığı’ndan kurtulmak için çaba göstermeniz” DİR.
Böyle davranmakla;
* Büyüklerinizin bihaber oldukları “toplumsal sorumluluk bilinci” nizi geliştirir,
* Cumhuriyet’in, “ilmen fenne, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızları” olur,
* Türk Milletinin “muasır medeniyeti aşma” hayalini gerçekleştirir,
Bir başka deyişle, “Yurtta sulh dünyada sulh” un öncüleri olursunuz…
Galip BARAN
Bilinçolog
HABİTAT Bilinç, Sencillik ve Yolsuzlukları Önleme Kozaları Kolaylaştırıcısı
***
ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANINA
AÇIK DİLEKÇE
KONU
: Yasa bağımlılığı kavramının hayata geçirilmesi.
Sayın Başkan,
Ben bir yasa bağımlısıyım. Yasa bağımlılığının, bu kavramın ne demek olduğu konusunda bir açıklama yapmağa kalkışmanın yakışık almayacağını biliyorum…
Ülkemizde yaşanmakta olan yolsuzluklara, önlenmesi için yapılan operasyonlara, görülmekte olan davaların yargıyı işlev göremez hale getiren çokluğuna bakılarak söylemek gerekirse, tedavi edilmem cihetine gidilmeyecekse, benden istifade edilmeli. Tabiri amiyane ile, Bakırköy’e gönderilmeyeceksem, örnek alınmalıyım.
Sayın Başkan,
Örnek alınacaksam, kanaatiniz bu doğrultuda ise; okul dışı eğitim olarak da tanımladığımız, yasa bağımlısı olmama yol açan çalışmalarımızda geliştirdiğimiz, ilk ve orta öğretim okulları müfredat programına uygulama dersi olarak konulması önerisiyle M. E. Bakanlığına defalarca sunduğumuz, T. T. K. Komisyonlarında uyutulan projenin (TRAFİK TERÖRÜNE SON VERME VE DEMOKRASİYİ TABANA YAYMA PROJESİ - KÜRESEL ISINMAYA “DUR ! ” DEMEDE BİR İLK ADIM - ) hayata geçirilebilmesi için Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın bize yardımcı olması, daha açık deyişle. M. E. Bakanlığı T. T. K. Komisyonları üzerinde, talebimiz doğrultusunda bir baskı oluşturması gerekir diye düşünüyorum.
Gerek ya da uygun görüldüğü takdirde yasa bağımlısı olmayı nasıl başardığımı sözlü olarak da açıklamağa hazır olduğumu bilgi ve takdirlerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Galip BARAN
Rektör/ Bilinç Üniversitesi / Turgutreis-BODRUM

TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-posta: galipbaran@ttmail.com, galipbaran@mynet.com
WEB: http://www.turkcelil.com, www.galipbaran.blogspot.com, www. bilinc-universitesi.blogspot. com

10 Eylül 2008 Çarşamba

Galip Baran'ın toplumsal bilinci
Prof. Dr. İSA KAYACAN
Toplumsal alanda duyarlı olmak…
Bu duyarlılığını, dışa yansıtmak, gündemlere taşımak.. Herkesin uyması gereken kurallar demeti üzerinde titizlik göstererek, çevresine, çevremize örnek olmak için gayret içinde bulunmak.. Üzerinde durulan, durduğumuz konularda ses getirmek, başarılı olmak.. Bunlar ve buna benzer onlarca, yüzlerce ana konu, toplumumuzdaki bireylerin duyarlılıklarıyla şekillenir, yön verilir.. Kamuoyunun paylaştığı önemli alanlar haline gelir.. Peki bunlar kendiliğinden sonuçlanacak, olumlulaşacak, meyve verecek değil ya!.. Sen, ben, o ve öteki duyarlı olduğu, bilinçli olduğu takdirde, toplumsal duyarlılığın varlığı neteşecek, şekli değişecektir.
BİR GALİP BARAN
Muğla merkez ve Bodrum ilçemiz bünyesindeki gazeteci arkadaşlarımızdan pek çok kez dinledim: Bir Galip Baran varmış. “Galip Dede” diye hitabeliyormuş, toplumun değişik kesimlerindeki insanlar O’nunla çok kolay anlaşıp, kaynaşıyorlarmış.. Önce bu anlatımlar kulaklarımda, sonra beynimde yeretti. Galip Baran’ın işi gücü, çevreyle, sigaranın zararlarıyla, trafik gibi önemli konular üzerinde topluma birşeyler anlatabilmek için, belirli ve işlek cadde, sokak ve yerleşim yerlerinde dolaşıp, elindeki pankartlarla, üzerindeki yeleğin ön ve arka yüzüne yazılanlarla kimsenin yapmadığını daha doğrusu yapmak istemediğini, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, yani ısrarla sürdürmesi gerçeğiyle epey mesafe alınmış.
BİR GÜN ANKARA KIZILAY’da..
Birgün, Ankara Kızılay’da, trafik ışıklarının bulunduğu noktalardan birinde, başında şapkası, elinde, “Sağdan lütfen, Yeşili bekle lütfen” gibi trafik uyarıcı pankartların bulunduğu, sırtındaki yeleğinin ön ve arka yüzündede benzer yazıların bulunduğu yaşına rağmen, hareketli bir şahısla karşılaşınca, Muğla ve Bodrumdaki gazeteci arkadaşlarımın anlattıkları şahıs aklıma geldi.. “O, bu olabilir” diye düşünüp, yayalarla, trafik polisleriyle ortak bir görev yapılıyor izlenimi veren şahsın yanına doğru yaklaşmaya çalıştım. Yaklaştım.. Fırsatını bulup;
-”Siz Galip Baran mısınız?” dedim.. Şaşırdı. Oradaki işleri bitince, kalabalıktan ayrıldık.. Kendisiyle ilgili bilgi edindiğim Muğla ve Bordumdaki gazetecilerden gözettim.. “Evet, doğru.. Galip Baran benim” dedi.
Kendisiyle görüşmek istiyordum. Bir yere oturduk.. Konuşmaya başladık.. Çalışmalarından sözetti. Elindeki pankartlar halâ çevredeki insanların dikkatini çekiyordu..Bana biyografisinden bir örnek verdi.
“Sorun bencillik;
Çözüm sencillik”
sloganı beni etkilemişti.
Kendisinin, Muğla-Bodrum’a bağlı Turgutreis beldesinde oturduğunu, yaşadığını öğrendim. Biyografisinde yeralan bilgilerden bazı satırbaşları:
Galip Baran : 1932 yılında Balıkesir-Manyas doğumlu. Erkek Sanat Enstitüsü mezunu. Çalışırken yüksek tekniker diploması aldı.
9 yıl orduda ve USA Pennsylvania State University’de bir yıllık eğitimden sonra 19 yıl Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinde Reaktör İşletme ve Nükleer Elektronik uzmanı olarak çalıştıktan sonra 1978 yılında emekli oldu.“Senin gibilerin sayısı çoğalmalı” benzeri sözlerle övülen, Dünyalılara, geliştirdiği “sorun bencillik çözüm sencillik” sloganıyla sorumluluklarını hatırlatan Baran, “İklim değişikliği” sorununu çözme “HELAK”i önleme konusunda herkese örnek olmağa çalışıyor.Emeklilikten önce “kişisel çıkar”, sonra “toplumsal çıkar” için çalışmış, bunun biraz geç de olsa farkına vardığını söyleyen; BARIŞ isteyen dünyalılara, yapmaları gereken şeyin, “nefsleri” ile savaşma gerçeğini anlatmada en büyük sorumluluğun emeklilere düştüğünü savunan Baran; “bencil varlıklar”ın “demokrat” olamayacakları gibi, “yurdu ve milleti”, “dünyayı ve dünyalıları” sevemeyeceklerini iddia ediyor.Baran, iyi derecede İngilizce, orta derecede Almanca, az da Fransızca biliyor.
TURGUT REİS BELEDİYE BAŞKANLIĞINA
Galip Baran gibilerin sayısı çoğalmalı ve bunun gibi bilinçli ve özverili çalışanların hareketleri izlenmeli, sesleri dinlenmelidir. Muğla, Bodrum, Turgutreis ve Ankara bütünlüğü içindeki Galip Baran davranışlarını yanyana getirdiğimde gördüğüm tablo şöye karşıma çıkıyor: Galip Baran, özellikle yaşadığı Turgutreis beldesindeki örnek davranışları, kalıcı bilinçlendirme üretimleriyle takdir edilmeli, alkışlanmalıdır. Bu takdir görevi öncelikle Turgutreis Belediye Başkanı ve bu Belediyenin Meclis üyelerinindir..
Şöyle: Turgutreis’in içinde veya uygun bir semtinde, bölgesinde herhangi bir sokağa, caddeye veya kuruluşa “Galip Baran” adının verilmesiyle, bu görev yerine getirilmiş olacaktır.. Sayın Başkanın bilgilerine sunuyorum efendim.

8 Eylül 2008 Pazartesi


SKY-Türk Televizyonu Turgutreis: 08.09.2008
“KUR’AN SOHBETLERİ” Program Yapımcısı’na
Sayın ilgili ve/veya yapımcı,
Dün, (07 Eylül 2008 akşamı) Sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş ile canlı yayında yaptığınız sohbette kendisine yönelttiğiniz;
“Ülke borç ve fakrü zaruret içinde kıvranırken hac ibadetini yerine getirmek doğru mu” şeklindeki sorunuza kesin bir yanıt alamadınız.
Sayın Ateş bu sorunuza, “ben bu soruya dini yönden fetva verebilirim” kabilinden bir karşılık verdi.
Ben, o sorunuza cevap olarak “doğru değildir” şeklinde bir yanıt beklediğinizi düşünüyorum.
Aynı soruyu, biz (Siyaset bilimci ve İlâhiyatçı Mustafa Nevruz SINACI ve ben) de, ekli mektupta görüldüğü üzere, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Dr. Lütfü Bardakoğlu’na 17 Aralık 2007 tarihli bir mektupla sorduk.
Bu mektubumuza 15 Şubat 2008 tarihinde verilen cevapta, “dini içerikli sorularınızı web sitemizdeki dini sorular link’inden öğrenebilirsiniz” şeklinde sıradan ve genel bir yanıt verildi. O nedenle siteyi açmadık ve bakmadık. Sadece bu konudaki düşüncemizi Sayın Bardakoğlu’na iletmiş ve kamuoyuna açıklamış olmakla yetindik.
Konuyla ilgili 17 Aralık 2007 günü DİB’na gönderilen ve aynı gün kamuoyuna açıklanan mektup metni aşağıdadır.
Mezkür program bağlamında değerlendirileceği ümidiyle, selâm ve saygılar.
Galip BARAN;
Bilinç Üniversitesi Rektörü (*)
***
DİYANET İŞLERİ BAŞKANI’NA ALTIN SORU…
ayın Dr. Ali Bardakoğlu, Diyanet İşleri Başkanı 17.12.2007
Size, haddim olmayarak ve hoşgörünüze sığınarak “hac ibadeti” ile ilgili aşağıdaki soruları yöneltiyorum: “T.C. Devleti; Ekonomik bağımsızlığına gölge düşüren, “emir kulu” olmasına yol çan dış borç yükü/boyunduruğu altında kıvranırken, neden olduğu ekonomik kriz yüzünden toplumsal yaşam altüst olmuşken, din kardeşlerimizin “hac farizası”nı yerine getirmeleri uygun mudur? Devlet, ülke, toplum bu şartlar altında adeta bir “yaşam savaşı” verirken hacca gitmek, deyim yerindeyse, “önce hac” demek “bencillik” sayılmaz mı?
Her yıl yaklaşık 100 bin din kardeşimizin, “hac ibadetini”yerine getirmek için ödediği 3-4-5 bin EURO‘yu, bu yıl “Türkiye’yi dış borç yükünden kurtarmak” için bağışladıklarını düşündüğümde bi-hoş oluyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ni “İMF Boyunduruğu”ndan kurtarmak amacıyla “gönüllü vergi” vermek için yıllardır çırpınan bir insan olarak ne kadar mutlu olabileceğimi takdirinize bırakıyorum… Böylesi bir davranışın; Türkiye’yi dış borç yükünden kurtarmanın ötesinde sonuçlar doğuracağına; “tek yumruk”, “tek yürek”, “75 milyonluk dev bir aile” olmamızı sağlayacağına; yüreklerimize “birlik-beraberlik tohumları” atacağına; tüm varlığımla inanıyorum. Bu konudaki bir girişimin, başarılı bir “hareket”e dönüşmesi durumunda, bunun Türk Milleti için bir MİLAT olacağına, “Muasır medeniyet”i sollayacağımıza kalıbımı basıyorum…
Sayın Bardakoğlu, Siz, Diyanet İşleri Başkanımız olarak “Önce Hac” deme gereğini duyabilirsiniz. Ama ben Sayın Lütfü Bardakoğlu’nun bu konudaki kişisel görüşünü öğrenmek istiyorum.
Saygılarımla.
Galip BARAN
(*) Bilinçolog, HABİTAT Mevlana, Bilinç, Sencilik ve Yolsuzlukları Önleme Kozaları Kolaylaştırıcısı; e.mail:
galipbaran@ttmail.com, web: www.galipbaran.blogspot.com
http://www.bilinc-universitesi.blogspot.com/, http://www.turkcelil.com/, www.internethaber.eu,

6 Ağustos 2008 Çarşamba

Sayın Orgeneral İlker Başbuğ'a açık mektup
Sayın Orgeneral İlker BAŞBUĞ
Genel Kurmay Başkanı
ÖZ: Çocuklukta içtiğimiz ANDIMIZ da yer alan “Yurdu ve milleti öz’den çok sevme ilkesi” ulus devlet ve kavi millet olarak ebet-müddet ayakta ve hayatta kalabilmemizin teminatıdır.
Bu ilkenin günlük yaşama geçebilmesi için, asker-sivil her birey sorumluluk üstlenmeli ve bu bağlamda üste düşeni yapmalıdır.
Konu: Yukarda özetlenen ilkenin hayat bulması konusunda işbirliği önerimiz ve destek beklentimiz.
Sayın İlker BAŞBUĞ,
Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde (ÇNAEM) Reaktör İşletme ve Nükleer Elektronik Uzmanı olarak 18 yıl çalıştıktan sonra 1978 yılında emekli olup, Bodrum Turgutreis’e yerleştim. Birkaç yıl Halk Eğitim Merkezi adına İngilizce kursları düzenledim.
Ardından, bazı gönüllü emeklilerle çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar, her şeyi devletten bekleme alışkanlığı gibi alanlarda okul dışı eğitim olarak tanımladığımız bazı çalışmaları başlattık.
Kendimizi ve toplumu daha yakından tanımamıza yol açan bu çalışmaları yaparken, hiç düşünmediğimiz ilginç sonuçlara ulaştık. Edindiğimiz birikime dayalı olarak yeni bir bilinç anlayışı geliştirdik.
Bilinç söylemini klasik anlamının ötesine taşıdık, sorumluluk kavramıyla bütünleştirdik, kamusal alanı özel alanımız gibi algılamamızı ve sahiplenmemizi sağlayan bu anlayışı toplumsal sorumluluk bilinci olarak tanımladık.
Yukarda açıklanan alanları kapsayan çalışmalarımızda, kederde ve kıvançta mütecanis ulus olma özlemimiz ile birlik beraberlik ilkesinin önündeki tek engelin bencil varlıklar oluşumuzdan kaynaklandığı gerçeğini öğrendik.
Oysa hepimiz, başta sözü edilen, “ANDIMIZ” ı bağıra çağıra söyledik.
"İlkem: yurdumu ve milletimi özümden çok sevmektir” dedik.
Atatürk’e açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüme sözü verdik. AND İÇTİK.
Diğer taraftan söz konusu çalışmalar, başka bir gerçeği; Bencil varlıkların yurdu ve milleti, “özden çok”u şöyle dursun; “özleri kadar bile" sevmedikleri gerçeğini İDRAK etmemize yol açtı. Bizleri, uyandırdı…
Sayın Orgeneralim,
Yukarıda sözü edilen gerçekleri kamuoyuna yansıtma ve toplumla paylaşma konusunda karşılaştığımız zorlukları aşmada, “kurumsal muhataplardan” hak ettiğimiz ilgiyi göremedik. Beklediğimiz desteği alamadık Dahası, engellendik.
SONUÇ: Yukarda arz ve izah olunan nedenlerle: “yurdu ve milleti öz’den çok sevme” ilkesinin fiilen hayata geçirilmesi yolunda işbirliği öneriyor, değerli ilgi ve desteklerinizi bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Galip BARAN, Rektör
Bilinç Üniversitesi (*)
Turgutreis-BODRUM
TEL: 0252.382 34 77 – 0535.844 84 76
Adres: Kartal Sokak No: 4, 48960 Turgutreis/BODRUM
(*) Bilinç Üniversitesi’nin Amacı: Cumhuriyet’in ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli, diğer deyişle “yurdu ve milleti özünden çok seven” nesillerini yetiştirmektir.

4 Ağustos 2008 Pazartesi

NTV'YE SORUYORUZ ......
NTV Televizyonu,
İSTANBUL
Sayın: “NTV’ye sorun” ilgilileri, “İklim değişikliği” ile ilgili, “falan konuyu ya da filan sorunu biliyor musunuz?” şeklinde sorular yönelterek yaptığınız programı bir kaç kez izledim… İlahi!
O konuları ya da sorunları bilmeyen mi kaldı?
Diyelim ki bilmiyorduk ve öğrendik, sonra ne olacak?
Ne yapılması, programınızı izleyenlerin ne yapmaları, benim ne yapmam gerekiyor?
O programın bilgilendirme dışında ne yararı var?
Aslında sorunlar da sorumlu da yapılması gereken de belli. Sorumlu ya da suçlu = insan!
Kendisini insan sanan bencil varlık, yani…
Ancak, bu alemde “sütten çıkmış ak-kaşık”ı oynayan usta oyuncu “bencil varlık”a göre sorumlu bir başkasıdır, her daim…
Bu tespitimiz, bir “hükmi-i karakuşi” olmayıp, çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, imar, milli servet, ve her şeyi devletten bekleme alışkanlığı gibi alanlarda yaklaşık 20 yıldır devam eden “okul dışı eğitim” çalışmalarımızın sonucudur…
Sorma sırası şimdi bizde:
Acaba, sözü edilen çalışmalarda ürettiğimiz; “iklim değişikliği”, açlık, kuraklık, susuzluk, yoksulluk, yolsuzluk gibi sorunların tümünün nedenini ve çözümünü dile getiren, “Sorun Bencillik, Çözüm Sencilik” şeklindeki sloganımızdan haberiniz oldu mu?
Bu sloganın dünya genelinde tanıtımında yardımcı olması için Birleşmiş Milletler Genel sekreterine kadar iletildiğini, BİLİYOR MUSUNUZ?
Nereden bileceksiniz…
Bizleri, “okul dışı eğitim” çalışmalarını yaparken gördüklerinde, “herkes sizin gibi olsa” ya da ,”sizin gibilerin sayısı çoğalmalı” diyerek övenlere, “hadi gelin sizlerle çoğalalım” dediğimizde “işim çok, vaktim yok” mazeretine sığınanlarla, bizleri yalnız bırakanlarla daha fazla dikkat çekemedik.
“İklim değişikliği” üzerine kafa yoranları, önerecek projesi olanları, bir araya getirecek bir program düzenlemenizi öneriyoruz.
Saygılarımızla.

Galip BARAN, rektör
***
ANDLARIMIZ VE BİZ…
And dediğiniz ne ki. Bolluğuna bereket: Milletvekili Andı, Hipokrat Andı, Çevre Andı, Öğretmen Andı, Polis Andı, İhracatçı Andı ve de Yurttaşın Andı
Bunların en tutarlısı ve yararlısı, yıllardır çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, milli servet, iş ahlakı, imar ve her şeyi devletten bekleme alışkanlığı gibi alanlarda yaptığımız, “okul dışı eğitim” çalışmalarında geliştirdiğimiz, bizlere sıra dışı kişilikler kazandıran, yaşam biçimimizde yansıyan Yurttaşın Andı’dır.
Sonraları, Bundan Böyle Yasası, Bilinçlenme kılavuzu, bilinçlenme Yasası gibi olarak başlıklar altında kaleme almayı uygun gördüğümüz Yurttaşın Andı’nın tutarlılığı ve yararı:
Öğrencilik günlerimizde her gün bağıra çağıra söylediğimiz ama yaşamda yok saydığımız, (Atatürk’ün Fikir Fedaisi) Dr. Reşit Galib’in müellifi olduğu ANDIMIZ’da yer alan, “yurdu, milleti özden çok sevme” ilkesini, o ilkenin “bağımlısı“ olmamıza yol açacak derecede özümsememize yol açabilmiş olmasından kaynaklanıyor.
Sözü edilen “okul dışı eğitim” çalışmalar; diğer taraftan, dile getirilen ilkeyi yaşamda yok sayışımızın nedeninin farkına varmamızı; bencil varlıkların, yurdu ve milleti, “özde”n çok”u şöyle dursun “özleri kadar” bile sevemeyecekleri gerçeğini İDRAK etmemizi sağladı.
Biz birkaç kişi, “Yurttaşın Andı”nın sorumluları, kefilleri canlı tanıkları ve kanıtlarıyız Diğer Andların da kefil, tanık ve kanıtları var mı? O andlar da aynı derecede, tutarlı ve yararlı mı? O andları içenlerde yurdu ve milleti bizler kadar seviyorlar mı?
Bu soruların yanıtları bize göre ortada. Milletvekili Andı dahil tümünün boş laftan ibaret oldukları ülkenin halinden belli. Görünen köy kılavuz istemiyor.
Örneğin, Devlet Bakanı sayın Kürşat Tüzmen’in övündüğü İhracatçı Andı farklı mı? Atatürk’ün huzurunda and içen ihracatçılar da “yurdu milleti özlerinden çok seviyorlar mı? Öyle olsaydı, bu ülkede yolsuzluk yapanı mumla aramak gerekmez miydi?
Sonuç olarak: bu konuyu yüz yüze tartışmanın, birikimimizi sayın ihracatçılarla paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, başta sayın Tüzmen olmak üzere sayın ihracatçıları bu önerimizi dikkate almağa davet ediyoruz.
Bilinsin ki, bizler, ne sayın Tüzmen’i ne de sayın ihracatçıları suçlamayı düşünmüyoruz. Bizim de amacımız bu ülkeyi ve milleti aynen sayın ihracatçılar gibi gönendirmektir…
NOT: “Yurttaşın Andı” ve “İhracatçı Andı” örnekleri aşağıdadır.
YURTTAŞ’IN ANDI,
BUNDAN BÖYLE YASASI,
BİLİNÇLENME KILAVUZU,
BUNDAN BÖYLE YASASI,
BİLİNÇLENME YASASI
Ben, ……. ……..
Bundan Böyle:
(A)
Aşırı tüketmeyeceğime/ Vergi kaçırmayacağıma/ Çevreyi kirletmeyeceğime/ Milli servete zarar vermeyeceğime/ Trafik kurallarını çiğnemeyeceğime/ Rüşvet vermeyeceğime/almayacağıma/ İmar yasasına aykırı işler yapmayacağıma/ İş ahlakının korunması için çaba göstereceğime/ Toplum sağlığına aykırı alışkanlıklar edinmeyeceğime/ Her şeyi devletten bekleme alışkanlığı”nı terk edeceğime,
Diğer deyişle, kırmızıda duracağıma,
(B)
Sayılan alanlarda kırmızıda geçmek isteyenleri, “Sosyal Yaptırım” olarak bilinen yöntemle uyaracağıma, ayrıca,
(C)
Uyardıklarıma, kendilerinin de başkalarını aynı yöntemle uyarmalarını önereceğime,
Söz veriyorum.
Kırmızıda Durmak: Her türlü yanlış, iş, davranış ve haksızlıktan kaçınmayı öngören bir “ilke” dir. Sosyal Yaptırım : Kırmızıda geçeni, anında, yüzüne karşı, utanmaktan başka bir tepki gösteremeyecek şekilde uyarmaktır.
İHRACATÇI ANDI …
Türküm, Üreticiyim, İhracatçıyım, Dünyalıyım, Akılcı, rekabetçi ve yaratıcıyım.
İlkem; en yüksek kaliteyi en doğru fiyatla satmak, değerler zincirinde ilerleyerek ülkemi ve milletimi gönendirmektir.
Ülküm: ülkemi yükseltmek, milletimin ve insanlığın refahına katkıda bulunmaktır.
Ey büyük Atatürk! Açtığın muasır medeniyetler yolunda yürüyerek, gösterdiğin hedef için yılmadan, yorulmadan çalışıyorum. Bu gayretimi artarak sürdüreceğime, hedefimden sapmadan, yolunda yürüyeceğime devam edeceğime,
Namusum ve şerefim üzerine ant içerim
Varlığım Türk varlığına armağan olsun,
Ne mutlu Türküm diyene!
Galip BARAN; Rektör
Bilinç Üniversitesi, TURGUTREİS (Bodrum)
TEL: 0252.382 34 77-0535.844 84 76
E-posta:
galipbaran@ttmail.com,
WEB:http://bilinc-universitesi.blogspot.com/,
http://www.turkcelil.com/, http://www.internethaber.eu/,

31 Temmuz 2008 Perşembe

BEN TÜRK DEĞİL MİYİM?
Türk’ün kurala NEDEN:
İşine ve kolayıma geldiği YERDE ,
İşine ve kolayıma geldiği ZAMANDA,
İşine kolayıma geldiği KADAR
UYDUĞU soruluyor
Ben kurala:
İşime ve kolayıma gelmediği YERDE de ,
İşime ve kolayıma gelmediği ZAMANDA da,
İşime kolayıma geldiğinden DAHA FAZLA uyuyorum
Ben T
ürk değil miyim?
Ben de Türküm.

Şu farkla: “YASA BAĞIMLISI" yım.
“ÇILGIN” ın tekiyim.
Üstelik herkes “YASA BAĞIMLISI” olsun;
Türkler ÇILDIRSIN istiyorum.
Dedim ya “ÇILGIN”ın tekiyim…
Çok şey mi bekliyorum?
Galip Baran
***

HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ ve "TÜRKİYEMİ SEVMEK GRUBU" üyelerine:
Tez elden, "yurdu ve milleti özden çok sevme" ilkesini REHBER edinelim.

Bize göre, HAK da EŞİTLİK de TÜRKİYEMİ SEVMEK de bu ilkeyi içselleştirmedikçe, bu ilkeyi yaşantılarımızda tek tek sergilemedikçe, HAYALDiR. Yaşanmakta olan sorunlar bu HAYALİN en açık göstergesidir.
Bu bağlamda aşılması gereken ENGEL:
"bencillik"tir.
Bencil varlıklar "bırakın özden çok"u "özleri kadar" bile sevemezler, bu yurdu ve bu milleti.
"Nasıl olur, insan yurdu ve milleti özden çok nasıl sever" , ya da " sevmeyen mi var" diyenler:

www. turkcelil.com, www.internethaber.eu sitelerine bakabilirler
Galip Baran; bilinç üniversitesi rektörü