19 Mart 2009 Perşembe

BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ
MEYDAN OKUYOR...

29 Martta Türk halkını sandık başına çağıran;
Erdoğan, Baykal, Bahçeli ve diğerleri!
% 96’sı vergi kaçıran, yasa çiğneyen, sorun üreten, “burası Türkiye” diyen halkın oylarıyla seçim kazanmanın, iktidar olmanın ne işe yarayacağını düşünün!
Bilinç Üniversitesi der ki:

“eski hamam eski tas devam edecek”; “nasıl gelmişse öyle gidecek”...
Üniversite Rektörleri!
Hayata atıldığında “burası Türkiye” diyecek öğrencilere vermekte olduğunuz diplomaların ne işe yarayacağını siz de düşünün...
Vermekte olduğu, eğitim sandığı ö
ğretimle halkın sorun üretmesini önleyemeyen Milli Eğitim Bakanı, sen de!
Bilinç Üniversitesi’nin, halkın vergi kaçırmasına, yasa çiğnemesine, sorun üretmesine ve “burası Türkiye” demesine son vermek amacıyla, ilk ve orta öğretim okullarında uygulanmak üzere geliştirdiği projeyi hasır-altı etmekle bu ülkeye yaptığın kötülüğü düşün...

SORUN: Milli Eğitim Bakanı, Üniversiteler, vergi kaçıran, yasa çiğneyen, sorun üreten,“burası Türkiye” diyen Türk halkı...
ÇÖZÜM: Vergi kaçırmama, yasa çiğnememe, sorun üretmeme,“burası Türkiye” sözünü gündemden düşürme, özellikle de “yurdu ve milleti özden çok sevme” eğitimi veren Bilinç Üniversitesi...
“Atma ! ” diyen siyaset erbabı!
Sizleri, “SEÇİM MEYDANI”na değil, Bilinç Üniversitesi’nin “ÇÖZÜM MEYDANI”nda oturup adam gibi konuşmağa davet ediyoruz!
HODRİ MEYDAN!..
Galip BARAN

Rektör
Mustafa Nevruz SINACI
Rektör Yardımcısı
Bilinç Üniversitesi
Turgutreis- BODRUM

18 Mart 2009 Çarşamba

TBMM Başkanlığı’na
ANKARA
KONU: Bilinç Üniversitesi’nden seçimleri erteleme önerisi.
Sayın Başkan,
Bizler, örneği ekte görülen “müfredat”ta sayılan alanlarda, yıllardır devam eden, “okul dışı eğitim” olarak tanımladığımız çalışmalarda ileri düzeyde bilinçlendik.
Çevre, tasarruf, trafik ve vergi gibi konularda ne kadar bilinçsiz, bizim deyişimizle, “bilinç yoksulu” bir toplum olduğumuzu dikkate aldığınızda, bilinçlenmenin önemi konusunda bizlere katılacağınızı, “konu”da sözü edilen aşağıda dile getirilen önerimizi dikkate alacağınıza inanıyoruz...
Yıllardır yapıla gelen seçimler gösterdi ki; Atatürk’ün sözünü ettiği “Muasır Medeniyet”i “aşmak” şöyle dursun, yakalamak bilir mümkün değildir. Bize göre sorun “bilinç yoksulu bir toplum” oluşumuzun kaçınılamaz sonucudur. Çözüm ise, “bilinç varsılı bir toplum” olmaktır.
Bir başka deyişle, seçmenin bilinçlenmesidir.
Bu sağlandığında seçilenler de bilinçli olacağından Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir sıçrama yapacağına, “Muasır Medeniyet”i kolaylıkla aşacağına ve “Dünya Barışı”na öncülük edeceğine inanıyoruz.
Bu nedenle, yerel seçimlerin bir süre ertelenmesini, toplumun bilinçlenmesi konusunda, çalışmalar başlatılmasını, bu bağlamda “seferberlik” projeleri uygulanmasını öneriyoruz.
Seçimlerin yaklaştığı günümüzde ortaya çıkan “TC vatandaşlık numaralı hüviyet cüzdanı” sorunu da erteleme önerimizin bir başka nedenidir.
Sayın Başkan,
Bilinç Üniversitesi bu konuda yardımcı olmağa hazırdır.
Saygılarımızla.
Mustafa Nevruz SINACI
Bilinç Üniversitesi Rektör Yardımcısı
Gazeteci-Yazar
e.MAİL: gercek.demokrat@hotmail.com
***
BİLGİ:
ALLAH’IN LÜTFU
BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ
Zeki Kentel: Atatürk’ün Bursa Nutku ile ilgili yazımla ilgili bir değerlendirmesinde “G. Baran Allah’ın rızası için çalışıyor” dedi
Mahmut Hayırlıoğlu, (OTOMOTOR dergisinde yer alan )10 Mayıs 1998 tarihli yazısında: “Ey ahali duyduk duymadık demeyin; Galip Dede devletin yapamadığını yapmağa soyundu., O’nu kimi deli, kimi de dikkat çekmek isteyen biri zannetti.”
SEÇİMLER
Seçimlerde TC vatandaşlık numaralı nüfus hüviyet cüzdanı olmaksızın oy kullanamama sorunu da seçimlerin bir ya da beş yıl ertelenmesini gerektiren bir diğer nedendir. Bence.asıl neden,.seçmenlerin bilinçlenmesini sağlamak. Böylece, seçim konusunda da, trafik, çevre, vergi konularında olduğu gibi bilinçsiz seçmenlerin bilinçlenmesi için çalışılsın. Bu erteleme Türkiye’ye muasır Medeniyet’i aşmada sıçrama yaptıracak bir fırsattır. Bilinç Üniversitesi bu konuda yardımcı olmağa hazırdır.
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi Rektörü
e.MAİL: galipbaran@ttmail.com

12 Mart 2009 Perşembe

ERTELEME
VE
EYLEM…
* 11 Mart günü yapılan açıklamayla 12 Mart günü Bodrum Garajaltı Kavşağında yapılacağı duyurulan “çam sakızı dağıtma” çalışması ( -Trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi-ni uygulaması) yağış nedeniyle ertelenmiştir.
Yağışın görülmediği bir gün başlatılacak olan bu çalışma, Bodrum halkının dikkatini çekecek kadar uzun bir süre uygulanacaktır.
* Yine 11 Mart günü yapılan açıklamada yer alan (topluma önerilen) siyasi partilerin propaganda gürültüsünü kulak tıkayarak protesto etme eylemi Turgutreis’te başlatılmıştır.
Galip Baran;
Rektör, eş deyişle: Baş-amele, Bilinç Üniversitesi, Turgutreis-BODRUM














11 Mart 2009 Çarşamba

ÇAM SAKIZI…
Bugün 12 Mart. Benim doğum günüm.

Hediye falan istemiyorum, beklemiyorum da... Dağıtıyorum.
Yaşamımın son yirmi yılında kazandığım bir “değer”i , “İnsan-ı Kamil” olma konusunda yaptığım çalışmaların bir örneğini, “trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”nin uygulamasını sunuyorum. Hediyem bu.
Çam sakızı çoban armağanı, işte…
Belki bu hediye'mi kabul edersiniz, belki siz de “İnsan-ı Kamil” olmak istersiniz, belki siz de yararlanırsınız diye düşündüm…
Eğer zaten “Kamil”seniz, siz bilirsiniz. Beni izlemeğe ve deli demeğe devam edebilirsiniz. Ama bilin ki, beni üzersiniz. Deli dediğiniz için değil… Öyleyse ???
Her neyse, “seçim” sizin… “İnsan-ı Kamil olmak ya da Olmamak”…
29 Mart seçimlerinden önce böyle bir seçim daha var…
“İnsan-ı Kamil” olursanız neler olur bilir misiniz?.. “Sevgi’nin egemenliği” başlar. Önce “yurdunuzu ve milletinizi”, sonra “dünyayı ve dünyalıları özünüzden çok sevmeyi” öğrenirsiniz… “Sevgi’nin egemenliği” başladığında; açlık, yoksulluk, yolsuzluk, küresel ısınma, susuzluk ve ekolojik denge gibi konular sorun olmaktan çıkar.
İklim değişikliği, savaşlar, sömürü ve şiddet sona erer.
Baskı, zulüm, işkence ve Soykırım tarihin çöplüğüne gider…
İşte, benim doğum günü “hediyem” bu…
Bunun “hediye” olduğu nereden belli?..
Yukarıda sözünü ettiğim çalışmaları yaparken bana neler dediklerine bakın ve siz karar verin: “Keşke herkes senin gibi olsa”, “senin gibi yüz kişi olsa”, “senin gibilerin sayısı çoğalmalı”, “sen bizim için çalışıyorsun”, “sen insanlık için çalışıyorsun” , “Sen ibadet ediyorsun”, “sen bizden 2-3 yy ilerdesin”, “senin hakkın ödenmez”, “her kavşağa bir Galip”… Unutmadan! O çalışmaları yaparken, Sayın Ercüment Yılmaz gibi gözaltına aldıran, “Galip Baran’ı sırtımızda taşımalıyız” diyen Sayın Süleyman Oğuz gibi Emniyet Müdürleri de oldu.
BİLGİNİZ OLSUN!..
Çam sakız'larını 12 Mart Perşembe günü, (yani yarın) Bodrum Garajaltı kavşağında dağıtmağa başlıyorum.
Neden Bodrum Garajaltı Kavşağı?
O kavşak, beni “İnsan-ı Kamil” olmağa yönlendiren çalışmaların başta gelen “teröre son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi”ni başlattığım yerdir, de ondan…
“İnsan-ı Kamil” olmayı seçenlere bir başka önerim: 29 Mart seçimleri için propaganda adına yapılan olan “gürültü- kirliliği”ni protesto etmektir.
Nasıl ???
Elbette “Kamil”ce ve efendice…
İnsanların gürültüye maruz kaldıkları yerde hemen; açıkça ve görülecek şekilde ‘kulaklarını tıkamaları’ biçiminde…
SEVGİLİ BODRUM'LULAR’I YARIN GARAJALTI KAVŞAĞINDA DAĞITACAĞIM SAKIZLARI ALMAĞA ÇAĞIRIYORUM. BİLİNE…
Galip Baran; Rektör, eş deyişle: Baş-amele
Bilinç Üniversitesi, Turgutreis-BODRUM
***
BİR YORUM VE KATKI:
Mustafa Nevruz SINACI (Siyaset Bilimci-Hukukçu)
TC ‘karşılıklı sevgi, saygı, anlayış ve barış’ üzerine kurulu bir Halk Devleti’dir. Atatürk’ün, dayatma, despotizm, zorbalık anlamına gelen ‘devrim’ yerine, toplumsal mutabakat’a dayalı ‘İnkılâp’ tanımlamasını tercih nedeni budur. Kanıtı TBMM’de yazılı “egemenlik kayıtsız ve şartsız Milletindir” vecizesi olup; Galip Baran’ın doğum gününe rastlayan 12 Mart’ı “sevgi, saygı, anlayış, hoşgörü ve barış”a vesile bir eyleme dönüştürme çabası "insani boyut ve bilinçli toplum" açısından çok önemli, değerli ve anlamlıdır.Çünkü O, (Galip Baran) darbelerle dayatılan, “Bundan böyle asla, bir Atatürk daha çıkartamayacak (pasif, palyatif, bilinçsiz ve paralize) toplum yaratma” projesinin MAHATMA GANDİsidir, biline..
"BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ" TÜRKİYE
e.MAİL: galipbaran@ttmail.com, WEB: http://bilinc-universitesi.blogspot.com/,
http://www.galipbaran.blogspot.com/, http://www.internethaber.eu/, http://www.turkcelil.com/,

9 Mart 2009 Pazartesi

SEÇENLER VE
SEÇİLENLER…
Bilinç Üniversitesi’nin (B.Ü.) sayın Hilal Doruk’un (H.D.) 8. 03. 2009 günü internette yayınlanan yerel seçimlerle ilgili, “seçenler ve seçilenler” konulu iletisinde yer alan bazı sözleriyle ilgili görüşler aşağıdadır:
H.D. : Fakat UNUTULMAMASI GEREKEN şu ki, "yerel seçimler, parti başkanlarının yarış arenası değil seçilmek isteyen adayların kendilerini tanıtmaları gereken bir platform" olmalıdır.
B.Ü. : Bize göre, parti başkanlarının, seçilmek isteyenlerin ve seçmenlerin UNUTMAMALARI GEREKEN tek şey vardır. O'da şudur: ilkokul günlerimizde her sabah okuduğumuz “ANDIMIZ” da yer alan, ancak, sonra yok sayasıya UNUTTUĞUMUZyurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”dir, bu tek şey...
H.D. : Gelelim başbakanımıza, Türkiye Cumhuriyeti başbakanı olarak, Türkiye topraklarında yaşayan, düşüncesi fikri ne olursa olsun, herkesin başbakanı olmak, bütün vatandaşların çıkarlarını kendi çıkarı gibi benimsemek zorundadır.
B.Ü. : Sayın Doruk, şunu bilin ki; yurdunu ve milletini özünden çok seven bir başbakan yalnız “bütün vatandaşlarını çıkarlarını kendi çıkarı gibi” benimsemekle kalmayacak, bu ülkenin (yurdun) canlı cansız varlıklarının tümünün başbakanı olacak, tümünün hukukunu koruyacaktır. Yurdu ve milleti özünden çok seven bir başbakan bu ülkenin “Muasır Medeniyet”i aşmasını sağlayacaktır. Böyle bir başbakan yetiştirebilen Türkiye dünyaya örnek olacaktır.
Böyle bir başbakan “nerede” ve “nasıl” yetişecek???
Nerede: Vatandaşlarının, her türlü yanlış iş davranış ve haksızlıklardan kaçındıkları, eşdeyişle, kırmızıda durdukları, durmakla kalmayıp geçenleri uyardıkları Türkiye’de.
Nasıl : Bilinç Üniversitesi’ni inşa edenlerin yaklaşık 20 yıldır devam eden okul dışı eğitim çalışmalarında geliştirdikleri “müfredat” uygulanarak.
H.D. : Ama çok fazla düşünmeye gerek de yok aslında, demokrasilerde çare tükenmez, çaresizseniz, çare sizsiniz. Seçim sandıkları da bizim özgür irademizi kullanabildiğimiz en önemli platformdur. En iyi ve en doğru şekilde değerlendirmek gerekir. Hezimete uğramamak için, hayal kırıklığı yaşamamak için, yapılması gereken budur.Yerel seçimlerde de seçilmesi gereken aday, biz seçmenlere, seçecek olanlara ki -BİZ BURADA SEÇİLECEK OLANLARDAN DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMDAYIZ-en iyi hizmeti verecek olan, hayatı bizim için kolaylaştıracak olanlardır. Aklın yolu bir, düşünebilmekse bizim insan olduğumuzun en belirgin göstergesidir.
B.Ü. : Sayın Doruk “çare sizsiniz” diyorsunuz… Haklısınız... Sizin deyişinizle, özgür iradelerini kullanması, hezimete uğramaması, hayal kırıklığı yaşamaması gereken, SEÇİLECEK OLANLARDAN DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMDA olan seçmenlerdir, çare, gerçekten…
H.D. : Ülke veya yerel yönetimlerde kişisel çıkarlar ve beklentiler unutulmalı, hizmet hak ve halk için yapılmalıdır.
B.Ü. : Sayın Doruk, başta “bütün vatandaşların çıkarlarını kendi çıkarı gibi benimsemekle” diyerek dile getirdiğiniz şartı, burada “Ülke veya yerel yönetimlerde kişisel çıkarlar ve beklentiler” sözüyle yinelediniz.
Tekrar olacak ama bu noktada söylenecek tek şey : Bilinç Üniversitesi’nin geliştirdiği, başbakanlar için öngördüğü, yukarıda sözü edilen “müfredat”ın SEÇİLECEK OLANLARDAN DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMDA olan seçmenler için de geçerli olduğu gerçeğidir… Zira, “bütün vatandaşların çıkarlarını kendi çıkarı gibi benimseyecek bir başbakan”, “Bütün vatandaşların çıkarlarını kendi çıkarı gibi benimseyecek bir toplumdan” çıkabilir, ancak.
Bir başka deyişle,“yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni ülke genelinde yaşama geçirmektedir, egemen kılmaktadır, çözüm. Aksini düşünmek ve beklemek, yaşanmakta olan bir türlü önü alınamayan sorunlardan da açıkça görüldüğü üzere, ham hayaldir, bizce…
H.D. : Böyle önemli kararlarda gücümüzü harekete geçirmenin tam zamanıdır. Türkiye Cumhuriyetinin devamının en önemli nedeni bu olmalıdır.
B.Ü. : Bilinç Üniversitesi, “sözünü ettiğiniz gücü harekete geçirme”de ve “Türkiye Cumhuriyetinin devamını sağlama”da her türlü yardımı yapmağa hazırdır.
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi Rektörü
Mustafa Nevruz SINACI'nın NOT'U:
Halk, doğal olarak 'delege seçimi' veya "resmen kayıtlı parti üyelerinin rey'i" ile "Egemenlik, kayıtsız-şartsız milletindir" emri-umdesi yönünde doğrudan tespit ettiği ADAY'lara (yani kendi belirlediği adaylara) yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde elbette oy vermelidir. Amma !... Ya adayını kendi belirlemedi de parti sahipleri "ATAMA" yapmış iseler ve lişstelerde "halkın adayı yoksa" ne olacak? Yani, bu seçimlerde olduğu gibi !...

26 Şubat 2009 Perşembe

MİLLİ OLMAK
ÇOK KOLAY !...
Değerli hukukçu Emin Değer; ATV’nin Siyaset Meydanı programına katılan çocukların, büyüklere, “Atatürk bu ülkeyi sizlere temiz olarak teslim etti, siz kirlettiniz” diyerek gösterdikleri tepkiyle ilgili yazısında, çocukları dinlerken karamsar duygulardan kurtulduğunu ve geleceğe güven duyduğunu dile getirdi. (25 Ocak 1997; Cumhuriyet)
Çocukların çevre konusundaki duyarlıklarını ve büyüklerine karşı tepkilerini anlıyorsam da, sayın Değer'in iyimserliğini kabul etmekte zorluk çekiyorum.
Çektiğim zorluk, çocuklara güvenmemekten değil, aşağıda da açıklanacağı üzere, onlara, sosyal yaşamda kötü örnek olacağımızdan ve onları kendimize benzeteceğimizden kaynaklanıyor…
Sayın Değer, yazısına, “nerede yanlış yaptığımızı sorgulayalım” diyerek son vermiş.

Ben, yanlışımızı; iyiyi, güzeli ve doğruyu, bu evrensel değerleri ortaya koyma konusundaki yetersizliğimizde görüyorum.
Şöyle ki:
1996 yılında Bodrum’da gerçekleştirilen Yerel HABİTAT Konferansı’nda, çocuklarımız ürettikleri ilginç projeleri açıkladılar.

Bu projeleri yaşama geçirme konusunda TAAHHÜT'de bulundular. Büyüklerinden geri kalmayacaklarını gösterdiler…
Ne var ki, aynı yıl, “trafik kurallarına uyalım uymayanları uyaralım” çağrısının uygulamasını ülke genelinde yaygınlaştırmak amacıyla Bodrum Garajaltı Kavşağında, bir STK-Devlet İşbirliği Projesi olarak başlattığımız “okul dışı eğitim” çalışmasında, onlar da büyükleri gibi kural çiğnediler. Bu konuda da büyüklerinden geri kalmadılar…
Bugün 26 Şubat 2009. Aradan 13 yıldan fazla bir zaman geçti. Ankara, İstanbul, İzmir ve Konya gibi büyük kentlerde ve pek çok ilçede yaptığımız çalışmalarda da, büyük, küçük herkesin kural çiğnediklerini gördük. Dahası var:
Bu arada, sözü edilen çalışmalarda geliştirdiğimiz “trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma” projesinin ilk ve orta öğretim okulları müfredat programına uygulama dersi olarak konulması için Milli Eğitim Bakanlığına defalarca başvurduk. Bu başvurulara, projemizin değerlendirileceği yolunda yanıtlar verildi.

Bunca yıllık emeğin ürünü olan bu STK projesinin çöpe atıldığı anlaşılıyor...
“Milli” sözcüğüyle nitelenen bir bakanlık, böylesine sorumsuz davranıyorsa, boş mu vermeli, “nereden inceyse oradan kopsun” deyip, bir köşeye mi çekilmeli? Elbette hayır:
“Milli” sözcüğüyle tanımlanan o bakanlık koltuğunda oturanlar boş verebilirler. Ama bu tür çalışmaları “ölünceye kadar” diyerek TAAHHÜT eden (Her Kavşağa bir Galip/ Sabah Gazetesi-Kadıköy eki/12 Aralık 1997), yurdunu ve milletini özünden çok seven Galip Baran’lar boş veremezler.
Onların “milli” de olmaları gerekiyor…
Galip BARAN
Rektör, Bilinçolog
Bilinç Üniversitesi /Turgutreis-BODRUM

18 Şubat 2009 Çarşamba

HODRİ MEYDAN !...
BAŞBAKAN
Sayın Başbakan,
‘’Herşey Türkiye için’’ demek yetmiyor.
Lafla peynir gemisi yürümüyor.
Kaç yıldır Başbakansın, ama görüyorsun ki hala ‘’yurtta barış’’ olamıyor. Yolsuzlukların sonu gelmiyor.
Ülke düze çıkacağa benzemiyor…
Ben; Bilinç Üniversitesi’nin yurdunu milletini özünden çok seven,’’çalışmanın en yücesi ulus için olanıdır’’ diyen Atatürk’ün açtığı yolda gösterdiği hedefe durmadan yürüyen, varlığını Türk varlığına armağan eden Bilinç Üniversitesi Rektörü Galip Baran, sana ülkeyi düze çıkarma konusunda bir yarışma öneriyorum…
Sana dilediğin kadar ‘’avans’’ da vereceğim bu yarışta, egemenliğin kayıtsız koşulsuz sahibi olması beklenen Türk milleti’ne ‘’er’’in mi yoksa ‘’bey’’in mi ’’yaman’’ olduğunu gösterelim diyorum…
Ben, bu yarışta, ‘’yurtta barış’’ın nasıl sağlanabileceğini,’’yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi’nin nasıl içselleştirilebileceğini, yolsuzluklara nasıl son verilebileceğini kanıtlayacağım…

Yanlış anlama. Ben senin siyasetle değil, sadece ve sadece Türkiye’nin düze çıkarılması konusunda rakibinim. Bu konuda, yalnız sana değil, siyasi partilerin tümüne meydan okuyorum…
Sayın Başbakan
‘’Her şey, gerçekten Türkiye için’’se, Türkiye’yi gerçekten düze çıkarmak istiyorsan işte fırsat!
Galip Baran; Rektör
Bilinç Üniversitesi, Turgutreis-BODRUM
***
BUZDOLABI MI?.. BİLİNÇ Mİ ?..
Sevgili Erdoğan,
“Her şey AKP için”se, çok doğru bir iş yapıyorsun. Buzdolabı dağıtmağa devam et!
Ama “her şey”, gerçekten “Türkiye için”se; “bilinç” dağıt,”bilinç”!
Hazinede “bilinç” yoksa, bizde, “Bilinç Üniversitesi”nde çok var! “Alo” demen yeter. “Her şey Türkiye için” olduğuna göre…
Sevgili Baykal, sevgili Bahçeli ve diğer sevgililer sevinmeyin, ekmeğinize yağ sürdüğümüzü düşünmeyin!
Yok aslında Erdoğan’dan farkınız. Devletin hazinesi sizin elinizde olsa siz de aşağı yukarı aynı şeyi yapardınız.
Sizin siyaset kültürünüz de, “tencere dibin kara seninki benden kara” ve “her ne pahasına olursa olsun kazanma ilkeleri” (!) nden kaynaklanıyor…
Sonra; sizin hazinelerinizde “bilinç” var mı ki dağıtasınız?
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi’nin “bilinç bağımlısı” “ve yasa bağımlısı” Rektörü
Türkiye’nin, Türkiye’yi ve Türkleri Türklerden çok seven, “herkes senin gibi olsa” denilen DELİSİ

***
ÖYLE OLSAYDI !…
İnsan; gazete, kitap, roman, şiir, makale okuyarak ya da kitap, roman, şiir, makale yazarak ya da şarkı- türkü söyleyerek ya da dans ederek bilinçlenebilir mi ya da yurdu ve milleti özünden çok sevmeyi öğrenebilir mi?
Öyle olsaydı….. Bilinç Üniversitesi

***
Herkes Başbakan Erdoğan'a takmış. Ya övüyor, ya da eleştiriyor.
Herkes onunla uğraşıyor. Bunu görev sayıyor. Oysa, durum farklı:
SORUN BENCİLLİK: ÇÖZÜM SENCİLLİK
Öyle ki; hiç kimse aynaya bakmayı düşünmüyor. Kendisiyle uğraşmayı akledemiyor...
Bilinç Üniversitesi Rektörlüğü