4 Haziran 2011 Cumartesi

dikkat!... şimdi tam zamanı.........


NASİHAT!..
(kaynak: anonim & galip baran)
Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama sırrını verme!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama yerinde sayma!
Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama kendini beğenme!
Emek ver, kulak ver, bilgi ver, ama hiçbir zaman boş verme!
Fidan büyüt, garip büyüt, çocuk besle ama kin besleme!
Hedefe koş, cihada koş, yardıma koş ama ortak koşma!
Satıcı ol,  alıcı ol, kalıcı ol,  bulucu ol ama bölücü olma!
Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama ihanet etme!
Elini aç, gözünü aç,  kapını aç ama ağzını açma!
Okumaktan zarar gelmez, oku ama lanet okuma!
Rakibini geç, sınıfını geç ama gülüp geçme!
Zulmü devir, nefsi devir ama çam devirme!
Ev al, araba al, aklı al ama beddua alma!
Yaklaş, konuş, tanış ama uzaklaşma!
Seslen, uslan ama yaslanma!
Doğrul, devril ama eğilme!
İtil, atıl ama satılma!

17 Mayıs 2011 Salı

“Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)”

article_gore.JPG
Al Gore, küresel ısınmaya karşı yürüttüğü bilgilendirme seminerlerinden esinlenerek “Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)” adındaki filmiyle 2006 yılına damgasını vurmuştu. Filmi çok etkileyici bulduğumu söylemem gerek. Özel hayatındaki bazı olaylardan etkilenerek dünyada çok fazla vaktimizin olmadığını ve giderek doğal dengesini bozduğumuz yerkürenin çok da uzak olmayan bir gelecekte bizden nasıl öcünü alacağının farkına varıp tüm yaşantısını nasıl değiştirdiğinden bahsediyor filminde. Bilimsel verilerle desteklenen bu belgesele hak vermemek ve kayıtsız kalmak çok zor. Çok zor diyoruz ama bazı gerçek yüzüstünde olmasına rağmen bazı yaklaşımları değiştirmek ve durdurmak mümkün olmuyor.
Doğal dengenin bozulmasında ABD’nin katkısı her bakımdan çok büyük. Sonuçta bir çok konuda söz sahibi olduğundan ülkelerin vereceği çoğu kararı etkileyebiliyor amerika… Problemlerin çoğu da abartılmış (vahşi) kapitalizmden kaynaklandığına göre baş aktör bu ülke. Al Gore da bunun farkında elbette ve çektiği filmde bunu apaçık gözler önüne sermişti. Hatta tüm dünyada 10larca seminer verdi Al Gore. Geçen sene Türkiye’ye de geldiğini hatırlıyorum.
Sanırım söyledikleri biraz olsun yankı buldu ki; 2007 Nobel Barış Ödülü’ne layık bulundu. Umarım bu sadece 1 altın madalya ve 10 milyon İsveç kronundan ibaret kalmaz.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Bhagwan Shree Rajneesh’e yöneltilen bir sorunun cevabı: Galip Baran

Bhagwan Shree Rajneesh

İNSAN, 
YASA, 
ANAYASA
VE BEN (GALİP BARAN) (*)
Yirminci yy’ın en tanınmış mistiklerinden Bhagwan Shree Rajneesh’e yöneltilen bir sorunun cevabı ve benim konuyla ilgili görüşüm:
Soru : Toplumsal kuralların insanlar için temel ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Lütfen bireyle toplum arasında ne türden bir ilişki olduğunu ve birbirlerine gelişmekte nasıl yardım edebileceklerini açıklar mısınız?
Bhagwan Shree Rajneesh : Bu çok karmaşık bir soru. Tüm varoluşun içinde sadece insanın kurala ihtiyacı vardır. İnsanın kurallara ihtiyacı olmasının ardındaki neden onun hayvan olmaktan çıkması, ancak henüz bir insan haline de gelememiş olmasındandır.
Hayvanlar kurallar, kanunlar, anayasalar, mahkemeler olmadan mükemmel olarak yaşar. Şayet insanoğlu gerçekten insan olabilirse-sadece lafta değil, gerçekte de- hiçbir kurala ihtiyaç duymayacaktır.
Bugüne kadar bunu çok az insan hayata geçirebilmiştir. Örneğin, Sokrates, Zerdüşt, Bodhidharma gibi adamlar için hiçbir kurala gerek yoktur. Eğer tüm toplum hakiki anlamda insan olma yönünde evrim geçirebilirse, sevgi olacaktır ama kanun olmayacaktır…
Sorun; insanın bir hayvanın sahip olduğu doğal davranışları henüz elde edememiş olması nedeniyle kurallara, kanunlara, mahkemelere, ordulara, bir polis gücüne ihtiyaç duymuş olmasıdır. İnsan bir kaostur. Bu kaosu kontrol etmek için tüm bu şeylere gerek vardır.
Galip Baran : Türkiye özelinde “yurdu ve milleti”, dünya genelinde ise, “yaradılanları Yaratan’dan ötürü sevme ilkesini”ni özümsemiş bir varlık olarak; “benim için de ne yasaya ne de anayasaya gerek yoktur” diyorum.
İşte bu nedenle, ben; yukarıda sözü edilen iki ilke hayata geçtiğinde ne bu ülkede, ne de dünyada adaletin sorun olmayacağını, bu kadar çok polise, savcıya ve hakime gerek kalmayacağını iddia ediyorum.
Aynı nedenle, bu gezegenin sakinlerini “benim gibi” olmağa davet ediyorum…
(Kaynak: “Özgürlük”, kendin olma cesareti,  OSHO Ganj yayınları)
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu
Bilinçolog/ yasa bağımlısı ve (Prof. Dr. M. Akif Çukurçayır’a göre) Turgutreis’in Erdem Öğreten Delisi
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@ttmail.com
(1) : Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.

19 Nisan 2011 Salı

Galip BARAN hakkında yazılanlardan........

“Sayın Galip Baran:
‘Geri dönüşüm’e hazırlık amaçlı kâğıt toplama çalışmalarınızda istediğiniz başarıya ulaşamayışınızın belediyeden beklediğiniz desteği alamamış oluşunuzdan kaynaklandığı anlaşılıyor. Her şeye rağmen, öncü ve örnek davranışınızı sürdürüyorsanız bu bir başarıdır ve takdire lâyıktır. (Prof. Dr. Kriton  Curi / Müdür / Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü; 17 Mayıs 1995)
***
“Tek kişilik ordu”
HABİTAT’ın en yalnız sivil örgütü Turgutreis Gönüllüleri idi.  Galip Baran’ın tek başına sürdürdüğü mücadele, aslında Türkiye’deki tüm emeklileri ilgilendiriyor. (Milliyet / Ayça Atikoğlu, 13 Haziran 1996)  ***
“Turguteis’te yerel HABİTAT” Galip Baran,  İstanbul’da gerçekleştirilen HABİTAT II’nin ardından, Turgutreis’te  bir Yerel HABİTAT süreci başlattı. (Cumhuriyet – 15 Temmuz 1996) ***
“Sayın Galip Baran: Kırmızıda Duralım Kurallara Uyalım” şeklinde veciz bir ifadeyle başlattığınız kampanya için sizi kutlarız. Bu çalışmanızın, Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Dr. Şevket Ayaz tarafından da takdir edildiğinizi bilmenizi rica ederiz. Sizinle işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu bilginize sunar, başarılar dileriz. (Hitay Güner / Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Genel Başkanı, 15.09.1997)
***
“Sayın Galip BARAN: Siz bu toplantıya davet etmemizin nedeni; trafik sorununa karşı duyarlık gösteren nadir kişilerden biri olmanızdır. (Zeynep Onat Öz / Beyaz Nokta Vakfı / Halkla İlişkiler Koordinatörü, 27.10.1997) ***
Her kavşağa bir GalipGalip Baran, “Kırmızıda duralım kurallara uyalım” yazılı tabelâ ile kavşakları dolaşıp, yayaları uyarıyor. (Sabah – 16.12.1997) ***
Dünyanın en zor işini yapıyorsun; insanla uğraşıyorsun.(Oktay Alpin / Bodrum HABİTAT Spor Kozası Kolaylaştırıcısı, Gençlik ve Yerel Siyaset Kozaları Katılımcısı – 12.03.1998) ***
“Kırmızı ışık eylemcisine gözaltı” Taksim Meydan’ında trafik işaretlerine uyulması için elindeki dövizle vatandaşları uyarma eylemi yapan Galip Baran, polisçe gözaltına alındı. (Milliyet, 22.04.1998)  ***
“Galip Dede’yi görün utanın” Ey ahali, duyduk duymadık demeyin, Galip Dede devletin yapamadığını yapmaya soyundu. Onu kimi deli, kimi de dikkat çekmek isteyen biri zanneti. 10.05.1998  ***
“Ankara’da bir BodrumluBodrum’un trafik gönüllüsü Galip Baran, Ankara’nın sokaklarındaydı. O, kırmızıda durmanın ne demek olduğunu anlatmak için yollara düştü. Onun için kırmızıda durmak, toplumsal yaşamdaki tüm çarpıklıklara, kuralsızlıklara  karşı durmak. (Tülin SELVİ / Günlük Haber- Ankara, 18.09.1998)
***
Muğla Emniyet Müdürlüğüne; Bodrum İlçesi Turgutreis Beldesinde ikamet eden Galip BARAN, ülkemiz gündemindeki yerini halen koruyan trafik kazalarının, en aza indirilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Çalışmalarında Sayın BARAN’a yardımcı olunmasını rica ederim. (M. Sabri Kanlıkavak / Emniyet Genel Müdür Yrd. – 29.09.1998) ***
“Kırmızıda Duran Adam”  Kırmızı ışıkta durmayı “yolun durumuna göre” ayarlayanlardansanız, bu yazı tam size göre. Ama bu yazıyı okuduktan sonra da eski alışkanlığınızı sürdürecekseniz, okumakla hiç vakit kaybetmemenizi öneririz! (Tülin Selvi/ Günlük Haber- Ankara, 16.01.1999)  ***
Bodrum HABİTAT’ın renkli siması sayın Galip Baran’ı saygıyla anıyorum. Öyle başarılı insanlarımız vardır ki; biz onlara “isimsiz kahramanlar” diyoruz. İşte o insanlarımızdan birisi de, HABİTAT bağımlısı Galip Baran’dır.
Galip Baran kimi zaman izmarit toplardı. Tıpkı Federal Almanya Başbakanı Helmut Kohl’un, evinin önünü süpürdüğü gibi. Galip Baran da Almanya Başbakanı Helmut Kohl gibi örnek bir insandı. Galip bey kırmızı ışıkta durur ve beklerdi. Gerçek anlamda iyi bir insan, “iyi bir vatandaş’tı’. Onun felsefesi farklıydı. “Herkes vatandaş olur, ama yurttaş olamaz” derdi. Dilerim; ülkede ve dünyada Galip Baranlar artsın. İşte o zaman dünya yaşanabilir hale gelecektir., Gülveren Ertek Nasman: (“İşte Hayat”; Say Dağ. Kültür Bakanlığı ISBN 975.97102-0-X )  ***
“Toplumun önde gelen sorunu bananecilik  Bodrum HABİTAT Trafik Kozası Kolaylaştırıcısı Galip Baran, trafik sorunundan yola çıkarak “toplu yaşam ahlakı” oluşturmayı hedef alıyor. Baran, uygun yöntemle üzerine gidildiği takdirde bananeciliğin hakkından kolayca gelinebileceğini söylüyor. (Cumhuriyet, 23.03.1999) ***
“Yayalar Kırmızıya dikkat!”  Kızılay’da yayaların kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçişini farklı bir yöntemle engelleyen Galip Baran, Kızılay trafiğinin düzeninde polislere yardımcı oluyor. (Ankara Haber, 31.03.2001)   ***
“Eylem Dede’den kurtuluş formülü”.  Trafik canavarına dikkat çekmek için Bodrum’dan Ankara’ya yürüyen Galip Baran ekonomik krize çözüm amacıyla bir kampanya başlattı. Bu talebini Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer’e bir dilekçeyle ileten 69 yaşındaki Eylem Dede, İstanbul Ataköy’deki dairesinin yıllık kirasını devlete bağışlama kararı aldı. (Milliyet, 12.07.2001)  ***
Bir açık Mektup;   Sayın Galip Baran’ı çok geniş bir kitle tanır ve sever. Anadolu Gazetelerinin birinde ona milli kahraman denildiğini okumuş ve hala özenle sakladığım makalenin yazarına yürekten hak vermiştim. Galip Baran bir milli bir kahramandır. Kendisini yürekten kutluyorum. O milletin neye ihtiyaç duyduğunu çok iyi biliyor. Bu bilinçle ve inançla mücadele veriyor. Diyanet İşleri Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı onu dinlemeli. Zira Galip Baran haklıdır. Devlet onun dediklerini yapsa, milletin hali pür melali böyle olmaz. Dilerim çalışmaları örnek alınır. (Melahat Yılmaz, Antakya - Hatay./ www.turkcelil.com) ***
Galip Baran’ın Türkiye’yi dış borç yükünden kurtarma kampanyası“ başlatma ve bu kampanya için “gönüllü vergi” verme başvurusu değerlendirilmiştir. Böyle bir kampanya için “yasal düzenleme” yapılması gerekmektedir. (M, Ferhat Emil / Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı / Müsteşar Yrd., 22.11.2001) ***
Sayın Galip Baran: İrade ve yorulmaz gayretlerinize hayranım. “Türkiye’yi Dış Borç Yükünden Kurtarma” raporunuz da aldım. Teklifleriniz ciddiyetle değerlendirilecek niteliktedir. Teşekkürlerimi ve en iyi dileklerimi saygılarımla sunarım. (Dr. Agâh Oktay Güner, 18.02.2002)  ***
(7 Temmuz 2002 günü İstanbul’da İstiklâl caddesinde izmarit toplayan Galip Baran’ı gören Maura Riting, Baran’a hediye ettiği kitabın iç kapağına  şöyle bir not düştü)
To Galip;   
To a great person I just met now in  Beyoğlu, doing a wonderfull job for a wonderfull city. I wish there were more like you in the country and the world. May your days be full of sunshine and your nights full of moon shine. Good luck and a big thank you.
(Maura Riting, 7 th July 2002)
ÇEVİRİSİ: Şu anda, İstanbul-Beyoğlu’nda, mükemmel bir şehirde, mükemmel bir iş yaparken tanıştığım Galib’e. Keşke bu ülkede ve bu dünyada senin gibiler daha fazla olsaydı. Günlerin, güneş ışığı ve gecelerin, ay ışığı ile dolsun. İyi şanslar ve büyük bir teşekkür. ***
Sayın Galip Baran;  Gazetelerde haberiniz çıkarsa göndereceğime söz vermiştim. Ne yazık ki çıkmamış. Bursa’da bütün uğraşılarınıza rağmen basın açıklaması yapmanıza izin vermediler. Bununla beraber, İnegöl’de Emniyet ve basından hak ettiğiniz ilgi ve yardımı görmüş olmalısınız ki, 3 yerel gazetede de haberiniz çıkmış.
Takdire layık çabalarınızın gerekli yerlere ulaşmasını ve örnek alınmasını dilerim. Türkiye’nin değişmesinin şikayet etmekten öte, duyarlığını sizin gibi tepkilerle ortaya koyan insanların çoğalmasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Sizin eyleminizi AB’ye girmeye çalışan ülkemizde kafasında ve tavrında çoktan AB’li olmuş bir vatandaşın tavrı olarak görüyorum.
Sizi tanıdığıma çok memnun oldum, Galip Bey. (Esin Güniçen / Bursa  Yerel Gündem 21 / Halkla İlişkiler, 30.07.2002)
***
“Trafik Dede’ye teşekkür belgesi  Bodrum Kaymakamı Cumhur Güven Taşbaşı, Galip Baran’a teşekkür belgesi verdi. “Bıkıp usanmadan sürdürdüğü çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğiz. Onun çabaları herkese örnek olmalı” dedi. (Hürriyet, Sezer Şahindaş / Bodrum –DHA, 30.08.2002)  ***
İlgi dilekçenizde mevcut binanıza açık balkonunuzu kapalı hale getirmek suretiyle yapmış olduğunuz eklentinin inşaat emsalini aşıp aşmadığının, bu imalatın yasal hale getirilip getirilemeyeceğinin bildirilmesi istenmektedir.Yapılan inceleme sözü edilen eklentinin inşaat emsalini aşmadığını göstermiştir. Bu konuyla ilgili başvurunuz örnek bir vatandaş olduğunuzu göstermektedir. (A. Server Yazgan / Turgutreis Belediye Başkanı, 07.02.2003)  ***
“Galip Baran’ı sırtımızda taşımamız lazım”                     
(Süleyman Oğuz / Eski İzmir Emniyet Müdür Yrd., 07.05.2003)  ***
Sayın Galip Baran ; Türkiye’nin dış borç yükünden kurtarılmasına yönelik değerli görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. (Ali Babacan / Devlet Bakanı, 04.06.2003)  ***
Sayın Galip Baran: İlgi dilekçeniz ekinde gönderdiğiniz projeleriniz program geliştirme çalışmalarında değerlendirilmek üzere ilgili komisyonlara verilmiştir. (Sami Önal / M. E. Bakanı a. /  Eğitim-Öğretim ve Program Dairesi Başkan V., 10.03.2004)  ***

Sayın Galip Baran, Gönüllü olarak üstlendiğiniz kutsal görevleriniz arasına Turgutreis Belediye Başkanlığı adaylığını da eklemeniz, bana Sen yanmasan, ben yanmasam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” dizelerini hatırlattı. (Nuri Çetin Kaya / Çanakkale, 22.03.2004)  ***
 “İzmarit Savaşçıları” Bodrum’dan Konya’ya gelen 72 yaşındaki Galip Baran “Trafik ve çevre sorunlarını halk ürettiğine göre halk çözmeli. Vali, Belediye Başkanı sokağa inerek ilk uygulamayı başlatmalı” dedi. 28.07.2004   ***
Yurttaş Baran Yine AyvalıktaÇevre ve trafik sorunlarını protesto eden 72 yaşındaki Galip Baran sekiz yıl önce başlattığı mücadelesini inatla devam ettiriyor. (Olay Gazetesi/  Derya Düzel / Ayvalık, 20.10.2004)  ***
“Sen Bodrum için çok şeyler yaptın”.                 
Bodrum Garajında bir büfe işletmecisi, 10.12.2004  ***                                                                                                           
Sayın Galip Baran: Kızılay kavşağının nizami hale getirilmesi talebiniz incelenmiş ve yaya geçidi çizgileri, bariyerleri ve sinyalizasyon ışıkları ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
(Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, 18.01.2004, İrfan Kaya Fen işleri Başkanlığı Fen İşleri Daire Başkanı)  ***
Ülkemizin içinde bulunduğu sorunların çözümüne ilişkin görüş ve önerileriniz ile duyarlı yaklaşımınız için teşekkür ediyor, sağlıklar diliyoruz.
(Başbakanlık Halkla İlişkiler Mehmet Bican - Daire Başkanlığı Daire Başkanı, 03.05.2005)  ***
Çılgın Türk Ankara’da 17 yıldır bütün Türkiye’yi dolaşan Galip Baran önceki gün Kızılay Kavşağında  gün boyunca “Yeşili Bekle Lütfen” ve “Sağdan Lütfen” levhalarını kullanarak karşıdan karşıya geçen yayaları uyardı. Yayaların sağdan geçişinin konulan bariyerler yüzünden mümkün olmadığını kaydeden,  İstanbul Taksim’de aynı çalışmayı yaparken  gözaltına alındığını hatırlatan Baran, “Trafik Kurallarına Uyalım Uymayanları Uyaralım” sloganını yaşama geçirmek için bütün sıkıntıları göze aldığını belirtti. (Sabah-Ankara, 02.03.2006)  ***
Trafik Canavarına Savaş Açtı Turgutreis Gönüllüleri temsilcisi Galip Baran,  Muğlalı İş hanı önündeki kavşakta, her yıl olduğu gibi bu yılda elindeki “Yeşili Bekle Lütfen”, “Sağdan Liften” pankartlarıyla yayaları ve sürücüleri uyarıyor. Bu kavşakta zaman zaman trafik polisleri de görevlendirildi ancak sonuç alınamadı. (Kâzım Tokuç / Yeni Gün –Muğla, 17.06.2006)  ***
Benim, Cumhurbaşkanı adayım Galip Baran
NEDEN? ;
* Yeni ve farklı bir bilinç kavramı geliştirdiği,
* “Yasa bağımlısı” ve  “Atatürk Bağımlısı” olduğu, 
* “Yurdu ve milleti özden çok sevme” ilkesini özümsediği, 
* Sokaklarda izmarit toplayabilecek kadar olgun bir kişi olduğu,
* Yaptığı çalışmalar, “herkes senin gibi olsa” ve “senin gibilerin sayısı çoğalmalı” benzeri sözlerle değerlendirildiği İÇİN…..
Seçilecek Cumhurbaşkanı "Sayın Galip Baran" ı mutlaka davet ederek, O'nunla mutlaka iştişare etmeli, bilgi, deneyim ve birikimlerinden yararlanma yolunu seçmelidir.
(Mustafa Nevruz Sınacı / Siyaset Bilimci, Hukukçu, Araştırmacı-Yazar, 20.08.2007) ***
Sn. Galip Baran. Sizleri Cumhurbaşkanlığı Makamında görmek bizleri onurlandıracaktır. Şüphesiz ki, bu Makama en uygun kişilerin başında geliyorsunuz.Ama sistem ve sistemin bekçileri buna izin verecekler mi onu bilemiyorum. Keşke halk seçseydi ama o zaman bile kafası bulanmış, takım tutar gibi parti tutan, kraldan çok kralcı, yapılanlara söylenenlere ve tüm kötülüklere rağmen  gene de bu halk aynı simaları seçerdi. Sizler bu uğurda yıllarca mücadele ettiniz Nazım Hikmet’in Kan Konuşmaz kitabından bir alıntı yaparak sözlerime son vermek istiyorum. Tüm yaşantınızın  düşünceleriniz kadar iyi olması dileğimle. (Savaş Önder, 23.08.2007)                                                                                
Galip Baran belki onbeş, belki yirmi yıldan beri  tek kuruş karşılık beklemeden hizmet etmekte. Turgutreis’ten Akyarlar’a kadar yayan yürüyerek onun bunun sahile attığı çöpleri toplayarak başladı bu işe. Sonra, tek başına Turgutreis’te atık kâğıt, karton mukavva ve benzeri atıkları toplayarak tasarrufa hizmet etti. Belediye bile kendisini ciddiye almadı. .
Bütün bunlara rağmen yılmadı. Kâğıt topluyor, elinde pankartlarla trafik kurallarını çiğneyenleri uyarıyor, belediye reislerine, valilere, kaymakamlara ve daha yüksek makamlara baş vurarak insanların artık insanlık bilincinde olmaları için korkunç bir uğraş veriyor. (Aykut Yazgan, 31.10.2007)
***
Her Memlekete bir Galip Dede lâzım” (Nadir Yücel / Yıldız Gazetesi- Çorum, 18.08.2008)  ***
“Galip Baran Azlığı”         
Sayın Galip Baran,
Sadık okuyucularınızdan biriyim. Tiryakiniz de diyebilirim. Elimden geldiğince yazılarınızı www.fikiryolu.com’a eklemeye çalışıyorum. Yazdığınız her yazının her kelimesi değerli bir düşünce ürünü. İyi ki varsınız. Allah sizin gibilerin eksikliğini göstermesin. Bu ara bu eksikliği hisseder gibi olduk. Günümüzde bir çok olayın temelinde yatan sorun da bu bence. Yani Galip Baran’ların azlığı(Oruç Yıldırım. 22.01.2009)  ***
Sayın Galip Baran                                                                           
TÜMOD olarak 14 Şubat 2009 tarihinde Antalya’da düzenlediğimiz “Üniversite Sorunları” konulu açık oturuma katılım konusunda gösterdiğiniz ilgi bizleri çok memnun etti. (Prof. Dr. Alpaslan Işıklı/ TÜMOD (Tüm Öğretim Elamanları Derneği) Genel Başkanı – 29.01.2009 ***
“Bakan Nimet Çubukçu’ya mektup var “                                                
Galip Baran  bana gönderdiği mektupta; çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı, milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattıkları çalışmalarda “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi’ni özümsediklerini yazmış. Bu ilkenin yaşama geçmesi durumunda adaletin sorun olmayacağını, bu kadar çok polise, savcıya ve hakime gerek kalmayacağını ifade etmiş. (Haber Türk/ Hasan Çömlekçi, 24.05.2009) ***
 “ Bilinç Üniversitesi’nden mektup var”                                               
Bodrum ilçesinin Turgutreis beldesinde, bundan 20 yıl önce yakılan kıvılcımın lideri Galip Baran’ın mükemmel projeleri var. Üç-beş emekli arkadaşıyla yola çıkan sanal alemde Bilinç Üniversitesi’ni kuran Galip Baran, genelde “Burası Türkiye” denilerek ifade edilen ve toplum olarak yüzümüzü kızartması gereken  yasa-kural tanımazlığa karşı bir savaş içinde. (Haber Türk/ Hasan Çömlekçi, 29.06.2009) ***
Basın bildirisi                                                                                                  
Türkiye’de yıllar geçtikçe çeşitlenen ve derinleşen toplumsal ilgisizlik olgusuyla, kendine has, renkli eylemlerle savaşan ve son dönemlerde kendini “Yasa Bağımlısı” olarak tanımlayan, Türk insanında yerleşmiş “Burası Türkiye” bağımlılığına karşı Bodrum’dan Türkiye’ye her fırsatta seslenen Galip Baran 8. Mayıs Cumartesi günü Bodrumlulara bir sunum gerçekleştirecektir. “Burası Türkiye Bağımlılığı”na karşı verdiği savaşın “Yasa Bağımlıları”nın sayıca artmasıyla kazanılabileceğine inandığını belirten Galip Baran’ın sunumuna tüm Bodrum halkı davetlidir. (Bodrum Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü; 07.05.2010) ***
Sayın Galip Baran                                                                              
İlgi yazınızda belirtilen “Trafik terörüne son verme ve demokrasiyi tabana yayma projesi1nin ilk ve ortaöğretim okulları müfredat programlarına “ uygulama dersi” olarak konulması öneriniz şu an uygulanmakta olan öğretim programları ve ara disiplin alanları ile örtüştüğü görülmüştür. (Namık Sönmez/ M. E. Bakanı a. /T.T. Kurulu Daire Başkanı – 02.06.2010)  ***
Sayın Galip Baran                                                                        
Yasa Bağımlılığı” konusunu sistematik bir biçimde araştırıp, elde ettiğiniz bilgileri paylaşmanızın, başta kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personel olmak üzere toplumun bu konuda bilgi sahibi olmasında son derece etkili olacağı, bu alanda çalışma yapan/yapacak olanlara ışık tutacağı değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda, Genel Müdürlüğümüzce “Yasa Bağımlılığı” konusunda eğitim düzenlenmesi halinde, eğitici olarak bilgi ve tecrübelerinizden faydalanmak için şahsınızla iletişim kurulacaktır. (Metin Varol/ Emn. Gen. Md. Eğitim Dairesi Başkanı a./ Eğitim Dairesi Başkan Yrd., 19.08.2010) ***
Sayın Galip Baran
Projelerinizi uygulamak veya konferans vermeye yönelik teklifleriniz için ilgili birimlere başvurabilirsiniz. (Namık Sönmez/ M. E. Bakanı a. /T.T. Kurulu Daire Başkanı)
Okullarda öğrencilere çevre, trafik, vergi, rüşvet, iş ahlâkı, vb. konularında bilinç kazandırmak ve toplumsal sorumluluk bilinci oluşturma konferansı vermenizle ilgili “Valilik Oluru” ekte gönderilmiştir. (Mehmet Mersin/ Müdür a. /Milli Eğitim Şube Md.) ***
TUBİKOM’u (Turgtreis Belediyesini İzleme Komitesi”ni) kuran, kırmızı ışıkta geçen yayaları uyaran “yasa bağımlısı” Galip Baran’ı tanıyorum.
Bu nedenle;
(a)       Turgutreis Yat Limanının giriş kapılarına, yaya yolu kapatılarak, kamusal alana tecavüz edilerek trafik Yasası ihlâl edilerek, yolsuzluk yapılarak, gölgelik olarak konulmuş olan tenteleri zemine bağlayan çelik halatları ve
(b)      Turgutreis Garajı karşısındaki benzinliği işleten Total Firmasının da aynı şekilde yaya yolunu işgal ederek, kamusal alana tecavüz ederek, Trafik Yasası’nı ihlâl ederek, yolsuzluk yaparak koyduğu reklam panosunu söktürdüğünü görünce hiç şaşırmadım.
Yasa bağımlısı” Baran, Türkiye’nin, “parası olmayanın da düdük çalabildiği”, “ devletin malının deniz sayılmadığı” bir ülke olması için çalıştığını savunuyor…
Hakkında yazılanlarla ilgili dosyada okuduklarım, Türkiye’nin onun gibilere ihtiyacı olduğunu gösteriyor... (Mehmet Dinçberk / Turgutreis Belediye Başkanı ; 17. 04. 2011)
***                                                                        
KİM BU GALİP BARAN?   
(a)     Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. M. Akif Çujurçayır’a göre; “Erdem Öğreten bir deli(!)”.  (BKZ: “Yurttaşsız Demokrasi” /  M. Akif Çukurçayır/ say. 299, 19.04.2011)
(b)    Bazılarına göre ise; Turgutreis’in, Türkiye’nin ve bu Dünya’nın sakinlerine bu gezegende, “bundan böyle”, nasıl yaşamaları gerektiğini, onlara örnek olarak anlatmağa çalışan çılgın bir dünyalı!........

5 Şubat 2011 Cumartesi

ATATÜRK’ÜN MUALLİMİ
GALİP HOCA …
Zafer Ünverdi
Nam-ı diğer, Kitapçı Zafer
Atatürk Bağımlısı, Galip Hoca İngilizce öğretiyor... Ücretsiz İngilizce dersi veriyor. Çabası boşa gitmiyor. Bazıları öğreniyor. Birisi, sonuncusu, Gurbet...
 Gurbet Diyarbakırlı. Eşinin, Haluk Alaca’nın işyerinde, İnternet Cafe’de çalışıyor. Eşine yardım ederken oğlu Furkan’la da ilgileniyor. Cumartesi Pazarında açtığı tezgâhta ufak tefek giyecekler satıyor. Ailenin geçimine katkıda bulunuyor…
Gurbet,  öğrendiği İngilizceyi başkalarına da öğretmeye çalışıyor. O, öğrendiklerini öğretmenin önemini kavramış bir öğrenci…Gurbet Hanım, diğer taraftan, ilköğretim diploması almak için de hazırlanıyor…  
Galip Hoca’nın  marifeti çok… Trafikte doğru davranış alışkanlığı öğretmek için yıllardır çalışıyor.Yayalarla ilgili trafik ışıklarıyla donatılmış, “demokrasi dershanesi” olarak tanımladığı kavşaklarda kırmızı ışıkta, yalnız sürücü iken değil, yaya iken de durulacağını her rütbeden askerlere,  polislere, savcılara hakimlere, her düzeyde kanun adamlarına öğretmek için uğraşıyor. Topluma trafik, demokrasi, yasa dersi veriyor…
Hoca, işte böyle bir “yasa bağımlısı”… Nelerin bağımlısı değil ki… Demokrasi öğretmek için, üstünde, arka yüzünde, “kırmızıda dur vatandaş ol, durmayanı durdur yurttaş ol”, ön yüzünde, “tiryaki izmarit yerde, kentli olmak nerde” yazılı bir önlük, elinde ucu çivili bir değnekle, Turgutreis Yat Limanını denizi kirleterek inşa eden Doğuş Grubuna arka çıkan, “yürümekle yollar aşınmaz” diyen Demirel’e inat,  Turgutreis’ten Muğla’ya, defalarca, daha sonra Turgutreis’ten  Çanakkale yoluyla  Tekirdağ’a,  ertesi yıl İzmir Çanakkale, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Bilecik, Eskişehir üzerinden Ankara’ya yürüyor…
Hocamız, “yasa bağımlısı”, “çevre bağımlısı”, “tasarruf bağımlısı”, “vergi bağımlısı”. Hepsinden önemlisi, “her şeyi devletten beklememe bağımlısı” ve uzantısı “sencillik bağımlısı”… Bitmedi, “yönetimden hesap sorma bağımlısı”, “sermayeyi denetleme bağımlısı” ...
O, bir “bağımlılık bağımlısı”ve herkese zor gelen işler uzmanıDahası, İstanbul HABİTAT Konferansının “tek kişilik Ordu”su, o…
“Parayı vermeyenin de düdüğü çalabildiği”,  “devletin malının deniz sayılmadığı”, “selamın rüşvet olarak algılanmadığı” Türkiye sevdalısı ve Atatürk bağımlısı o…
Hoca’nın “sermayeyi denetleme bağımlılığı”nın dikkat çeken bir örneği:
Hoca; Turgutreis Yat Limanını, ÇED raporunu hiçe sayarak, denizi kirleterek inşa eden, işletirken de Trafik Yasası’nı ihlâl ederek  kamusal alana tecavüz eden , önceki Meclis Başkanı Köksal Toptan’ın TBMM Hizmet Ödülü verdiği Doğuş Grubu Başkanı, Davos Şovmeni Ferit Şahenk’le de savaşıyor…
Kendisini anlayan, dinleyen, umursayan olmasa da Hoca kararlı; ”ölmek var dönmek yok” diyor…
Galip Hoca, yaşanmakta olan kaos ve kargaşanın, çok hafife aldığımız nedenle bedelini ağır ödediğimiz “Burası Türkiye Bağımlılığı”ndan kaynaklandığını iddia ediyor. Bu gerçeği hem halka hem de bu ülkeyi yönetenlere anlatmak için Bodrum’da , Belediye Meclis salonunda “Burası Türkiye Sergisi” eşliğinde bir “yasa bağımlılığı” konferansı veriyor. Kaymakam davetli olduğu halde gelmiyor. Ardından Muğla Belediyesi’ne başvuruyor. Belediye Başkanı kabul etmiyor. Bodrum’daki ilgisizliği bahane ediyor…
Şansını Ankara’da Sakarya caddesinde de deniyor… Bu defa engelleniyor… “Yasa bağımlısı” Galip Hoca’dan “sabıka kaydı” isteniyor…
Sergi ve konferans uygulamasını İstanbul’da gerçekleştirmek istiyor. Bunun için Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneğine (TTKÖD) başvuruyor... Kamu yararına çalışan (!) anlı, şanlı TTKÖD de,  yıllardır kamu görevlilerine rağmen kamu yararına çalışan Galip Hoca’nın başvurusunu kabul edemiyor…Kamu görevlilerinden korkuyor…
“Muallimler! Gelecek nesil sizin eseriniz olacaktır” diyen Atatürk bağımlısı Galip Hoca’nın, Muallimlik görevini de üstlendiği anlaşılıyor…
Hoca’nın marifetleri çok, saymakla bitmiyor. İngilizce, trafik, demokrasi, yasa derken, hepsinin üstünde ve ötesinde bir görev daha üstlenmiş.
Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. M. Akif Çukurçayır’ın “Yurttaşsız Demokrasi” adlı kitabında yer alan “Erdem Öğreten bir Delinin (!)Hikayesi” başlıklı makalesinden erdem öğretmeni olduğunu da öğrendik, Galip Hoca’nın…
Eline diline, kalemine sağlık. Bu keşfinle çok yaşa sen Çukurçayır Hoca…
***YORUM VE KATKI: 
SAYIN:GALİP BARAN, DEĞERLİBİLİM ADAMI:
BAŞARILARINIZ VE ŞAVAŞINIZ MÜBAREK OLSUN..!!
CESUR,UYGULAMACI, ATATÜRKCÜ ,GERÇEK BİLİM ADAMI:
YOLUN AÇIK OLSUN.!!, ALLAH SİZLERİ KORUSUN..!!!
(TÜRKİYE'DE, GERÇEK AKIL VE BİLİM SAHİPLERİNİN, ÇOK,
HAİN,SİNSİ,KURNAZ ,İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARI VARDIR..!!)
ZİRA TÜRKİYE'DE, BÜYÜK ÖNDER ATATÜRKTEN SONRA,
GERÇEK BİLİM ADAMLARI,ADİL, DÜRÜST, İNANÇLI,
VATANSEVERLER, İÇ VE DIŞ DÜŞMANLARCA, KUŞATILIP,
BİR ŞEKİLDE İMHA EDİLİP DIŞLANMIŞLARDIR.!!!
(TÜRKİYE ÜSTÜNDEKİ OYUNLAR, RAPORLARINA BAKINIZ.!)
(TÜRKİYE'DE'Kİ, 72 YIL SÜREN İÇ ÇEKİŞMELERİN VE CEHALETİN
NEDENİ, AYDIN İNSAN KITLIĞI, CESUR VE KAHRAMANLARIN YOK EDİLİP,İÇ VE DIŞ DÜŞMANLAR İLE, MALA, MAKAMA, PARAYA ZEVKLERİNE TAPINANLARIN, ZAFERİNDENDİR.!!!
ÖĞLE OLMASAYDI TÜRKİYE BÖYLE OLMAZDI..!!!)
EN ÜSTÜN SAYGI VE SEVGİLERİMİZLE.. 
REMZİ AKTAŞ

25 Ocak 2011 Salı

TÜRK'ÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM!...

Sayın VEKTOR: GALİP BARAN
ANDIMIZ…  
 " Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene! " 
’30 lu yıllarda Milli Eğitim Bakanı olan, “Atatürk’ün fikir fedaisi” olarak da bilinen, Dr. Reşit Galip tarafından yazılan bu And’la ilgili bir açıklamada :
“Bu And’da yer alan her sözde ve anlamında Türk Millî Eğitiminin amacının özü vardır. And'da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmalı. Öğrenciler, okul içinde ve okul dışındaki hayatlarında, her sabah söyledikleri And'a göre hareket ederek "doğru" ve "çalışkan" olmalı. Küçükleri korumalı. Büyükleri saymalı. Yurdunu ve milletini özünden çok sevmeli. Yükselmeyi ve ileri gitmeyi "ülkü" edinmeli. Atatürk'ün açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürümelidir. Yeri gelince varlığını, Türk varlığına armağan edebilmelidir.
Öğrencilerin okul içinde ve okul dışındaki davranışları, And'da söyledikleri sözlere ve ettiği yemine uygun olmalıdır.”denildiği görülmektedir.
Milli  (!) Eğitim Bakanı Cevap Versin
SORULAR:
1.    Öğrencilerin okul içinde ve okul dışındaki davranışları, And'da söyledikleri sözlere uygun mudur?
Bu soruya “evet” cevabı vermek mümkün değildir
2.   ”And'da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamı öğrencilere iyi kavratılmakta mıdır?
Bu soruya da “evet” cevabı vermek, mümkün değildir.
3.    And'da geçen her sözün ve ettikleri yeminin anlamını öğrencilere kim kavratacaktır?
Bu sorunun yanıtı “hiç kimse” dir.
3.   Acaba, And'da geçen her sözün ve edilen yeminin anlamını öğretmenler, (Atatürk’ün “gelecek nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek seslendiği” Muallimler) kavramışlar mıdır?
Bu sorunun cevabı “hayır” dır.
Öyleyse, yapılması gereken bellidir:
Ben, aşağıda sözü edilen çalışmalarda And’da yer alan “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsedim. And’da geçen her sözün ve yeminin anlamını kavradım. Davranışlarım, And’da söylenenlere ve edilen yemine uygundur…
Çevre, tüketim, trafik, sağlık, vergi, rüşvet, iş ahlakı (ahilik), milli servet, imar ve her şeyi devletten bekleme gibi alanlarda başlattığımız, insanı, davranışlarını ve nedenlerini araştırdığımız,  beni bencillikten kurtaran, bilinçlendiren, “okul dışı eğitim olarak tanımladığımız çalışmalarda yaşam biçimim kökten değişti:
*     “Yasa bağımlısı” oldum.
*     “Diğerkâm bir kişilik” edindim.
*     “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsedim.
*     Edindiğim “tecrübi bilgi” ile işlevi aşağıda açıklanan Bilinç Üniversitesini kurdum.
*     “Bilinç Çağı”nda yaşadığımın, kendimi tanımağa başladığımın ve Bilinçolog olduğumun farkına vardım…
Sözü edilen çalışmaları yaparken bencil bir varlığın “yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemesinin mümkün olmadığını da öğrendim.
Bu noktadan hareketle; Atatürk’ün özlemini çektiği nesli yetiştirme sorumluluğunu yüklediği öğretmenleri sözü edilen ilkeyi özümsemek için “özel çaba” göstermeye davet ediyorum…
Galip BARAN
Bilinç Üniversitesi (1) Kurucusu
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@ttmail.com
(1)    : Bilinç Üniversitesi’nin işlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek Bilinç Enstitüsü ya da Bilinç Kürsüsü gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mühendis, mimar, doktor, sosyolog, psikolog v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmaktır.
***

ÖĞRETMENLER!...
Atatürk’ün, “Muallimler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek yeni nesli yetiştirme sorumluluğunu üstlenmelerini istediği öğretmenler!
Gelin, çevreyi kirletmeyen, aşırı tüketmeyen, trafik kurallarını ihlâl etmeyen, vergi kaçırmayan (kul hakkı yemeyen), her şeyi devletten beklemeyen bilinçli nesli yetiştirme sorumluluğunu paylaşalım! İşbirliği yapalım! BİLİNÇ ÜNİVERSİTESİ