26 Haziran 2014 Perşembe

O, NADİRDEN BİR İNSAN VE İNSANLIK İÇİN; "MUTLAK BİR İHTİYAÇTIR..."

GALİP BARAN BİR MİLLİ KAHRAMAN OLUP; HER ŞEHİR, DEVLET VE MİLLET İÇİN “OLMAZSA OLMAZ”  MUTLAK BİR İHTİYAÇTIR
Sayın VEKTOR Galip Baran
Herkesin, neredeyse herkesin;
*  Aşırı tükettiği,
*  Çevreyi kirlettiği,
*  Rüşvet verdiği/aldığı,
*  Her şeyi devletten beklediği,
*  Trafik kurallarını ihlâl ettiği,
*  İmar yasasına aykırı işler yaptığı,
*  Vergi kaçırdığı (kul hakkı yediği),
*
Yani, sayılan alanlarda herkesin, neredeyse herkesin YOLSUZLUK yaptığı, (kendisi yapmasa bile yapana ses çıkarmadığı);, (parayı verenin düdüğü çaldığı, bal tutanın parmağını yaladığı, devletin malının deniz,  yemeyenin domuz sayıldığı, gemisini kurtaranın kaptan olduğu, dokunmayan yılanın bin yaşadığı) Türkiye’de, “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemiş Galip Baran gibi insanlara mutlaka İHTİYAÇ VARDIR.
*
Hiç kimsenin, nereyse hiç kimsenin;
*  Aşırı tüketmediği,
*  Çevreyi kirletmediği,
*  Rüşvet vermediği/almadığı,
*  Her şeyi devletten beklemediği,
*  Trafik kurallarını ihlâl etmediği,
*  İmar yasasına aykırı işler yapmadığı,
*  Vergi kaçırmadığı (kul hakkı yemediği),
*
Yani, sayılan alanlarda hiç kimsenin, neredeyse hiç kimsenin YOLSUZLUK yapmadığı, (parayı veremeyenin de düdüğü çaldığı, bal tutanın parmağını yalamadığı, devletin malının deniz yemeyenin domuz sayılmadığı, gemisini kurtaranın kaptan olmadığı, dokunmayan yılanın bin yaşamadığı) Türkiye’de “Yurdu ve milleti özden çok sevme ilkesi”ni özümsemiş Galip Baran gibi insanlara İHTİYAÇ KALMAYACAKTIR!...
*
YOLSUZLUK: 
Bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma, yasaya, kurala, yönteme aykırı iş yapma.
*
Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Ziya Paşa.
*
Sorun: Bencillik, yani Hodkâmlık
Çözüm: Sencillik, yani Diğerkâmlık
*
Dünya’yı kurtarmak istersen EĞER,
Diğerkâm olman YETER!
*
Diğerkâm (özgeci, elci, elsever ): Kendi yararından çok başkalarını düşünen; başkalarına yararlı olmaya çalışan; başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen; başkalarına iyilik yapmayı yaşam ve ahlâk felsefesi yapan (kimse).
*
Mustafa Nevruz SINACI
Gazeteci, Araştırmacı-Yazar

3 Nisan 2014 Perşembe

20 Ocak 2014 Pazartesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAHİBİNİ BEKLİYOR!..

                                                                                                          20 Ocak 2014
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ
SAHİBİNİ BEKLİYOR!..
- Nasıl bir insanım?
- Yasaları ihlâl ediyorsan, bencil yani hodkâmsın! 
Demokrat da değilsin! 
Sakinleri hodgâm olan Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti değildir! 
Bir ülkenin sakinleri yasalara uymuyorlarsa, o ülkede devlet yoktur! Devlet yoksa yasa da yoktur!
- Hodgâmlıktan kurtulmak, sencil yani diğergâm (1) bir insan olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasını sağlamak için ne yapmam gerekiyor?
- Kamusal, yani 76 milyona ait alana çöp, izmarit vb nesneleri atmaman; yayalarla ilgili “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl etmemen; vergi kaçırmaman, bu yolsuzlukları yapmaman gerekiyor!
- “Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletin” değil mi?
- Hayır! Değil!
- Ey, çokbilmiş adam! Ya seçimler?
- Belli aralıklarla sandığa gidip oy vererek temsilcilerini seçen gibi, seçilen insan da bencil, yani hodgâmdır! 
Doksan yıldır oy kullandığımız halde, demokrasiyi öğrenemediğimize göre, seçimler keellem yekun’dur!
- ??? !!! …
- SONUÇ OLARAK:. 
T. C. Devleti var olabilmek için “sakini değil, sahibi olmanı” bekliyor!  
Demokrasi öğretmeni
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm)Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com
Bilinç Üniversitesi’nin
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı: Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.
(1)   DİĞERKÂM (özgeci, elci, elsever ): 
Kendi yararından çok başkalarını düşünen; başkalarına yararlı olmaya çalışan; başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen; başkalarına iyilik yapmayı yaşam ve ahlâk felsefesi yapan (kimse).
“Evrensel İnsan” / Ergün Arıkdal / 
Ruh ve Madde Yayınları/ sayfa 222):
“Bizim halkımız vicdan sesini dinlemek istemiyor çünkü çok materyalist olmuş durumda. 
Çok bencil bir milletiz biz.  
Bu memleketin; bilim adamından, ekonomistten, iyi siyaset adamından ziyade, vicdanının sesini çekinmeden ortaya koyabilen, gerçekten yürekli, gerçekten sevebilen insanlara ihtiyacı var. 
Bizim para, bilgi, şöhret, sandalye severlere değil, birtakım menfaatler uğruna “üç maymunlar”ı oynayan insanlara değil, tam tersine vicdan sesini ifade etmeye çalışan, seven, uyum sağlayan, ortak alan kurabilen insanlara ihtiyacımız var. 
Bizim asıl sıkıntımız buradadır.” 

11 Kasım 2013 Pazartesi

"YAŞLI GEZEGEN DİRENİYOR"

‘Yaşlı Gezegen Direniyor’
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda, 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edilmiş.
Her geçen gün insanoğlu üzerinde yaşadığı bu “yeşil gezegeni” çöle çevirmek için elinden geleni yapmakta.
Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF) Yaşayan Gezegen 2010 Yılı Raporu’nda dünyayı yakın gelecekte bekleyen tehlikelere karşı uyarmakta.
“(…) Giderek artan dünya nüfusunun gereksinimlerini karşılamak üzere, önümüzde pek çok zorluk bulunmaktadır. Bu zorluklar; kalkınma ile doğal kaynaklara yönelik sürekli talep artışı arasındaki bağlantının koparılmasının önemini vurgular. En basit ifadeyle, daha az kaynaktan şimdiki kadar, hatta daha fazlasını elde etmek için yeni yollar bulmak zorundayız. Dünyanın kaynaklarını, kendilerini yenileme hızından daha hızlı tüketmeyi sürdürmek, bağlı olduğumuz sistemleri yok etmektir. Artık kaynakları, doğanın koşullarına ve sınırlarına göre yönetmek zorundayız. (…)”
1927’de 2 milyar olan dünya nüfusu günümüzde 5 milyar artarak 7 milyara ulaşmış.
1927 yılında 14 milyon olan Türkiye nüfusu günümüze kadar geçen 85 yıllık süre içinde ise, 60 milyon kişi artarak 74 milyona gelmiş durumda.
Cumhuriyet gazetesi 5 Haziran 2012 günü verdiği Çevre Eki’nde arkadaşımız Özlem Güvemli konuyu, çarpıcı bir başlıkla vermiş:
“Nüfus Baskısı Arttıkça Dünya Felakete Sürükleniyor - Yaşlı Gezegen Direniyor.”
5 Haziran Dünya Çevre Günü artık bir kutlama değil mücadele günü. Sayısız felaket, afet ve krizle karşı karşıya olan yaşlı gezegenin insan eliyle yok edilen havası, suyu, toprağı uzun süredir her şeye karşın direniyor. Artık gezegenin geleceğini tehdit edecek boyutlara ulaşan doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltmak için dünyayı yönetenlerin somut adımlar atması, bireylerin de yaşam biçimini değiştirmesi gerekiyor. Mevcut yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarının bu şekilde devam etmesi halinde insanlığın 1.5 gezegene daha ihtiyacı olacak. Yaşayan Gezegen Endeksi, son 40 yılda biyolojik çeşitliliğin küresel ölçekte yüzde 30 azaldığını gözler önüne seriyor.
Artan nüfus, daha fazla kaynak ihtiyacının ortaya çıkması ve kaynakların fütursuzca sömürülmesi anlamına geliyor. Sömürülen kaynakların başında da su ve ormanlar geliyor. Dünyada bulunan tüm suyun sadece yüzde 2.5’i tatlı su. Bunun yüzde 70’i buz ve kar halinde. İnsanoğlu sadece 200 bin kilometreküp tatlı suya erişebiliyor. Yani tatlı su talebi, arzdan çok daha fazla. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2025 yılına kadar 1.8 milyar insanın sudan tamamen yoksun bölgelerde yaşayacağını öngörüyor.
Türkiye de artık su zengini bir ülke değil. Coğrafyamıza düşen yağışın üçte biri akışa geçmekte, akışa geçenin ise ancak yarısı kullanılabiliyor. Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yaklaşık 3 bin 500 metreküp/yıl ile dünya ortalamasının yarısı düzeyinde. Şu an yılda 1500 metreküp düzeyinde olan kişi başına kullanılabilir su miktarı, 100 milyonluk bir Türkiye’de 100 metreküpe düşecek. Daha kötüsü, dünyada su kıtlığıyla yüz yüze olan insan sayısı bu dönemde 3 milyarı geçecek.
Türkiye’nin su yasası yok
TEMA Vakfı da Dünya Çevre Günü’nde, uzmanlarla birlikte bir Su Kanunu Tasarı Taslağı da hazırladı. Taslakta şu maddeler öne çıkıyor: “Suya erişim hakkı temel ve yaşamsal bir haktır, ayrıcalık veya öncelik tanınamaz. Su, doğal varlıktır, ticari bir mal olarak görülemez. Sularımız üstün ekosistem yararı gözetilerek tek bir yasa ile ama katılımcı bir yaklaşımla yönetilmelidir. Su aynı toprak gibi yaşamın kaynağı ve temelidir. Bu nedenle yerüstü ve yeraltı suyumuz korunmalı, verimli - ekonomik kullanımı sağlanmalı ve geliştirilmelidir. Yönetilmesi zor bir varlık olan suya hayat-hak-varlık üçgeninde odaklanılmalıdır.”

Galip BARAN, 11 Kasım 2013-Turgutreis

19 Ekim 2013 Cumartesi

Andımız'ı megafonla okudu......

Şimdi de Andımız'ı megafonla okudu

Trafik kurallarına uyulması, yerlere sigara izmariti ve çöp atılmaması gibi konularda yaptığı eylemleriyle bilinen Galip Baran, otogar kavşağı ve İskele Meydanı’nda okullardan kaldırılan 'Andımız’ı' megafonla okudu. Bodrum’un Turgutreis Beldesi’nde yaşayan Baran’a andı okurken o sırada orada bulunanlar da eşlik etti. Baran ayrıca elinde “Yeşili bekle lütfen", “Sağdan lütfen" yazılı dövizlerle yaya ve araç sürücülerine uyarıda bulundu. Baran, trafik kurallarına uyulmasına dikkat çekerken, yabancı turistlere İngilizce olarak seslendi.
Galip Baran, “Önemli olan sadece okumak, ezberlemek değil, onu özümsemektir. İçinde ’Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir’ diyor. Eğer 76 milyonu, 780 bin kilometrekareyi kendimden çok seversem suç mu? Polise, savcıya ihtiyaç olur mu?” dedi.

Haber Kaynağı: DHA