20 Ocak 2014 Pazartesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ SAHİBİNİ BEKLİYOR!..

                                                                                                          20 Ocak 2014
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ
SAHİBİNİ BEKLİYOR!..
- Nasıl bir insanım?
- Yasaları ihlâl ediyorsan, bencil yani hodkâmsın! 
Demokrat da değilsin! 
Sakinleri hodgâm olan Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti değildir! 
Bir ülkenin sakinleri yasalara uymuyorlarsa, o ülkede devlet yoktur! Devlet yoksa yasa da yoktur!
- Hodgâmlıktan kurtulmak, sencil yani diğergâm (1) bir insan olmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmasını sağlamak için ne yapmam gerekiyor?
- Kamusal, yani 76 milyona ait alana çöp, izmarit vb nesneleri atmaman; yayalarla ilgili “kırmızı ışık kuralı”nı ihlâl etmemen; vergi kaçırmaman, bu yolsuzlukları yapmaman gerekiyor!
- “Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletin” değil mi?
- Hayır! Değil!
- Ey, çokbilmiş adam! Ya seçimler?
- Belli aralıklarla sandığa gidip oy vererek temsilcilerini seçen gibi, seçilen insan da bencil, yani hodgâmdır! 
Doksan yıldır oy kullandığımız halde, demokrasiyi öğrenemediğimize göre, seçimler keellem yekun’dur!
- ??? !!! …
- SONUÇ OLARAK:. 
T. C. Devleti var olabilmek için “sakini değil, sahibi olmanı” bekliyor!  
Demokrasi öğretmeni
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm)Baran
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com
Bilinç Üniversitesi’nin
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı: Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.
(1)   DİĞERKÂM (özgeci, elci, elsever ): 
Kendi yararından çok başkalarını düşünen; başkalarına yararlı olmaya çalışan; başkalarının iyiliği için elinden geleni esirgemeyen; başkalarına iyilik yapmayı yaşam ve ahlâk felsefesi yapan (kimse).
“Evrensel İnsan” / Ergün Arıkdal / 
Ruh ve Madde Yayınları/ sayfa 222):
“Bizim halkımız vicdan sesini dinlemek istemiyor çünkü çok materyalist olmuş durumda. 
Çok bencil bir milletiz biz.  
Bu memleketin; bilim adamından, ekonomistten, iyi siyaset adamından ziyade, vicdanının sesini çekinmeden ortaya koyabilen, gerçekten yürekli, gerçekten sevebilen insanlara ihtiyacı var. 
Bizim para, bilgi, şöhret, sandalye severlere değil, birtakım menfaatler uğruna “üç maymunlar”ı oynayan insanlara değil, tam tersine vicdan sesini ifade etmeye çalışan, seven, uyum sağlayan, ortak alan kurabilen insanlara ihtiyacımız var. 
Bizim asıl sıkıntımız buradadır.” 

11 Kasım 2013 Pazartesi

"YAŞLI GEZEGEN DİRENİYOR"

‘Yaşlı Gezegen Direniyor’
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda, 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edilmiş.
Her geçen gün insanoğlu üzerinde yaşadığı bu “yeşil gezegeni” çöle çevirmek için elinden geleni yapmakta.
Dünya Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF) Yaşayan Gezegen 2010 Yılı Raporu’nda dünyayı yakın gelecekte bekleyen tehlikelere karşı uyarmakta.
“(…) Giderek artan dünya nüfusunun gereksinimlerini karşılamak üzere, önümüzde pek çok zorluk bulunmaktadır. Bu zorluklar; kalkınma ile doğal kaynaklara yönelik sürekli talep artışı arasındaki bağlantının koparılmasının önemini vurgular. En basit ifadeyle, daha az kaynaktan şimdiki kadar, hatta daha fazlasını elde etmek için yeni yollar bulmak zorundayız. Dünyanın kaynaklarını, kendilerini yenileme hızından daha hızlı tüketmeyi sürdürmek, bağlı olduğumuz sistemleri yok etmektir. Artık kaynakları, doğanın koşullarına ve sınırlarına göre yönetmek zorundayız. (…)”
1927’de 2 milyar olan dünya nüfusu günümüzde 5 milyar artarak 7 milyara ulaşmış.
1927 yılında 14 milyon olan Türkiye nüfusu günümüze kadar geçen 85 yıllık süre içinde ise, 60 milyon kişi artarak 74 milyona gelmiş durumda.
Cumhuriyet gazetesi 5 Haziran 2012 günü verdiği Çevre Eki’nde arkadaşımız Özlem Güvemli konuyu, çarpıcı bir başlıkla vermiş:
“Nüfus Baskısı Arttıkça Dünya Felakete Sürükleniyor - Yaşlı Gezegen Direniyor.”
5 Haziran Dünya Çevre Günü artık bir kutlama değil mücadele günü. Sayısız felaket, afet ve krizle karşı karşıya olan yaşlı gezegenin insan eliyle yok edilen havası, suyu, toprağı uzun süredir her şeye karşın direniyor. Artık gezegenin geleceğini tehdit edecek boyutlara ulaşan doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltmak için dünyayı yönetenlerin somut adımlar atması, bireylerin de yaşam biçimini değiştirmesi gerekiyor. Mevcut yaşam tarzı ve tüketim alışkanlıklarının bu şekilde devam etmesi halinde insanlığın 1.5 gezegene daha ihtiyacı olacak. Yaşayan Gezegen Endeksi, son 40 yılda biyolojik çeşitliliğin küresel ölçekte yüzde 30 azaldığını gözler önüne seriyor.
Artan nüfus, daha fazla kaynak ihtiyacının ortaya çıkması ve kaynakların fütursuzca sömürülmesi anlamına geliyor. Sömürülen kaynakların başında da su ve ormanlar geliyor. Dünyada bulunan tüm suyun sadece yüzde 2.5’i tatlı su. Bunun yüzde 70’i buz ve kar halinde. İnsanoğlu sadece 200 bin kilometreküp tatlı suya erişebiliyor. Yani tatlı su talebi, arzdan çok daha fazla. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2025 yılına kadar 1.8 milyar insanın sudan tamamen yoksun bölgelerde yaşayacağını öngörüyor.
Türkiye de artık su zengini bir ülke değil. Coğrafyamıza düşen yağışın üçte biri akışa geçmekte, akışa geçenin ise ancak yarısı kullanılabiliyor. Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı yaklaşık 3 bin 500 metreküp/yıl ile dünya ortalamasının yarısı düzeyinde. Şu an yılda 1500 metreküp düzeyinde olan kişi başına kullanılabilir su miktarı, 100 milyonluk bir Türkiye’de 100 metreküpe düşecek. Daha kötüsü, dünyada su kıtlığıyla yüz yüze olan insan sayısı bu dönemde 3 milyarı geçecek.
Türkiye’nin su yasası yok
TEMA Vakfı da Dünya Çevre Günü’nde, uzmanlarla birlikte bir Su Kanunu Tasarı Taslağı da hazırladı. Taslakta şu maddeler öne çıkıyor: “Suya erişim hakkı temel ve yaşamsal bir haktır, ayrıcalık veya öncelik tanınamaz. Su, doğal varlıktır, ticari bir mal olarak görülemez. Sularımız üstün ekosistem yararı gözetilerek tek bir yasa ile ama katılımcı bir yaklaşımla yönetilmelidir. Su aynı toprak gibi yaşamın kaynağı ve temelidir. Bu nedenle yerüstü ve yeraltı suyumuz korunmalı, verimli - ekonomik kullanımı sağlanmalı ve geliştirilmelidir. Yönetilmesi zor bir varlık olan suya hayat-hak-varlık üçgeninde odaklanılmalıdır.”

Galip BARAN, 11 Kasım 2013-Turgutreis

19 Ekim 2013 Cumartesi

Andımız'ı megafonla okudu......

Şimdi de Andımız'ı megafonla okudu

Trafik kurallarına uyulması, yerlere sigara izmariti ve çöp atılmaması gibi konularda yaptığı eylemleriyle bilinen Galip Baran, otogar kavşağı ve İskele Meydanı’nda okullardan kaldırılan 'Andımız’ı' megafonla okudu. Bodrum’un Turgutreis Beldesi’nde yaşayan Baran’a andı okurken o sırada orada bulunanlar da eşlik etti. Baran ayrıca elinde “Yeşili bekle lütfen", “Sağdan lütfen" yazılı dövizlerle yaya ve araç sürücülerine uyarıda bulundu. Baran, trafik kurallarına uyulmasına dikkat çekerken, yabancı turistlere İngilizce olarak seslendi.
Galip Baran, “Önemli olan sadece okumak, ezberlemek değil, onu özümsemektir. İçinde ’Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir’ diyor. Eğer 76 milyonu, 780 bin kilometrekareyi kendimden çok seversem suç mu? Polise, savcıya ihtiyaç olur mu?” dedi.

Haber Kaynağı: DHA

30 Eylül 2013 Pazartesi

ELGÜZELLİĞİNE "BAYRAM" GÜZELLEMESİ

ELGÜZELLİĞİNE BAYRAM GÜZELLEMESİ
DOĞU PERİNÇEK
Bayramlar, erdemlere özlem günleridir ve erdemlere özen günleri. 
İnsanlık, hiç olmazsa yılda birkaç gün, yitirdiği o eski kabile kandaşlığındaki eşitliği, paylaşmayı, dayanışmayı, toplum için fedailiği anar.
Yitirdiğimiz erdemleri anma günleri:
Bu açıdan bayram günleri aynı zamanda anma günleridir. Bütün ölülerimizle birlikte kaybedilen güzellikler de anılır. Milyon yıl ortak çıkarla yaşayan toplum, özel çıkarla bölünmüştür. 
Ama o milyon yılın sıradan hayatı, erdem katına yükselmiştir.
Bayramlar, o açıdan erdemlerin ve erdemlilerin katına ziyaret gibidir. Aslında bayramlar, hâlâ ortaklaşa hayattan izler taşıyan köylerde ve mahallelerde bayrama benzer. Bütün toplum, o gün bir araya gelir. Birbirine sarılma, kucaklaşma, el öpme, hepsi o yitirilen altın çağa hasretliğimizdir.
Erdemli yaşamanın sıradanlığı:
Erdemli insanlar için her gün bayramdır. Erdemli yaşamak, bir anma günü değil, hayatın kendisidir. Binlerce yılın toplum kardeşliğindeki erdem, sınıflara bölündüğümüz toplumda, artık doğuştan bir kazanç değildir. Firdevsî’nin dediği gibi, “Erdem, insanlarla düşüp kalkarak ve zahmetler çekerek elde edilir.” (Şahnânme, s. 78)
Toplumu sevmek, o eski kabile dayanışması çağlarında emeklemeye başladıktan sonra görülen, yaşanan ve başka türlü olması düşünülemeyen bir insan özelliğiydi. Ama özel çıkarın tahta oturmasıyla, elseverlik çile çekerek ulaşılan bir menzil oldu. Dervişlerin ve ulu kişilerin nefislerini köreltip kendilerini topluma adamaları için çile çekmeleri gerekti. Saltanat sahibi olan özel çıkarcılığa karşı koymak, artık bir isyan ya da uzlete çekilme meselesiydi. İmparatoru devirmek için bin kılıç darbesini göze alacaktınız ya da onun kolcubaşılarının ulaşamayacağı mağaralarda erdemlere erişmeyi deneyecektiniz. (O nasıl oluyorsa!)
Kendini ateşe atmak:
Bugün toplumların bayramlarda törenlerle andığı elseverlik, o ulu kişiler için sıradan olandır. Ama elsever olabilmek için, artık kendinizi ateşe atmak vardır. Yunus Emre’nin “Ben yanaram dünü günü” dediği olaydır bu. Özüne gelince bu yanmanın, o erdemli insanı, Sarayî, Gülistan’da şöyle tanımlar:
“Yanı başında altından dağ olsa bakmaz. Dünyayı seçen insan, kendisini altın için ateşe atmaz.” (Gülistan’ın Memlûk Kıpçakçasından aktaranlar: Talat Tekin ve Mehmet Ölmez, Türk Dilleri-Giriş, Yıldız Yayınevi, İstanbul 2003, s. 44)
Burada insanın kendisini ateşe atması, tartışılmaz bir güzellik olarak vurgulanıyor. Bakınız üstünlük demiyoruz, yücelik de demiyoruz. Çünkü erdemler dağarcığında bu gibi değerler bulunmuyor.
Yangından toplumu kurtarmak:
Özel çıkar için ateşe atmazsınız kendinizi; çünkü yandıktan sonra hazinelerinizin bir değeri yoktur. Ama bir anneyi düşününüz, yavrusu için yangınların içine koşan bir anneyi. Ve bütün toplumun annesi olanları. Yangından malını kurtarmak için değil, toplumu kurtarmak için alevlerin içine dalanları. Onların mutlaka bir bildikleri olmalı. Alevlerin içine koştuklarına göre, orada bir güzellik, bir mutluluk bulmuşlardır.
Erdemli olmak, özel çıkar toplumunda artık kahramanlıktır. Ama hepimizin belleğine bir miras olarak kuşaktan kuşağa kalan o eski eşitlikçi toplumun töresinde elsever olmak, günlük hayatın kendisidir.
Bayram ziyaretine babaanneme gidiyorum
Bu bayram Kemaliye Apçağa köyünde, taş ustası Adıgüzel Ağa’nın torunu babaannem Behiye Rahmiye Perinçek’in elini öpmeye gidiyorum.
1965 yılıydı. Malatya, Arapgir, Kemaliye, Elazığ, Pertek, Tunceli, Pülümür, Erzincan, Kelkit, Bayburt, Gümüşhane, Şiran, Torul güzergâhında toplumun kenarında kalan elseverlik coğrafyasında bir geziydi.
Damda yattıysanız güneş ışıkları üzerinize düştükten sonra artık uyuyamazsınız. Sabah saat beş gibiydi. Tahta merdivenden havuzun başına indim. Babaannem ortalıkta görünmüyordu. Biraz sonra sekilerin arasındaki merdivenlerden basamakları ikişer ikişer atlayarak çıktı. 77 yaşındaydı. Nereden geliyordu? Duymuş, karşıya Kırkgöz’ün oraya Kürt deveciler gelmiş. Gece kalkmış, kör karanlıkta onlara sıcak ekmek pişirmiş. Bağdan reyhan, domates, biber toplamış ve Sarıçiçek Yaylası’nda otlamış koyun sütünden yapılmış o rayihalı peynir. Hepsini bir çıkın yapmış, Kürt devecilere götürmüştü. Kırkgöz dediğiniz yine en az bir saatlik dağ yoluydu.
Gidiş dönüş iki saatten fazla.
Kürt deveciler kimdi, kimlerdendi, adları neydi, daha önce görmüş müydü? Hayır, yalnızca insanoğluydu. Onları bir daha görecek miydi? Ancak dağ dağa kavuşursa. Ama onlara sıcak ekmek pişirmek ve götürmek, insanın kendi karnını doyurması gibi sıradan bir eylemdi.
Elgüzeli olmak:
Elgüzeli olmak, babaannemden öğrendiğim bir deyimdir. Güzellikleri ele, yani halka ve yabancılara sunmak. Babam için derdi.
Elseverlik de diyebilirsiniz. Bodrum Turgut Reis’te Galip Baran “diğerkâm” diyor. İnsanın dili zor dönüyor. Gelin şuna elgüzeli veya elsever diyelim. Galip Baran ile anlaşamadığımız nokta, o birey olarak elsever olunabileceğini düşünüyor. Oysa elgüzelliğinin ocağı, örgüttür. Kabile toplumundan beri böyledir. Birey, bensever ve bencil olur, olmak durumundadır. Kişiyi elgüzeli kılan, toplumsal amaçlar için mücadele eden örgüttür.
Bir öykü
Büyük bir şeyhe “Tasavvuf gerçeği nedir” diye sordular. Şöyle dedi: “Geçmişte görünüşleri perişan ama gönülleri düzgün bir topluluk vardı. Şimdi görünüşleri düzgün ama gönülleri perişan bir kavim ortaya çıkmış.”

Bir şiir

Her kim bana ağyar (düşman) ise
Hak Tanrı yar olsun ona
Kim kançeru vurur ise
Bağı bahar olsun ona

Bana ağu (zehir) sunan kişi
Şehüdi şeker olsun işi
Kolay gele müşkil işi
Eli erer olsun ona

Acı dirliğim isteyen
Tatlı dirilsin dünyada
Kim ölümüm ister ise
Bin yıl ömür olsun ona

Her kim diler ben har (ateş) olam
Düşman elinde zar olam
Dostlar şad-ı düşmanı
Dost ma’şuk yar ola ona

Ardımca taşlar atanı
Hak tahta ağdursun (çıkarsın) onu
Yoluma kuyu kazanı
Güller nisar olsun ona

Bu Muhlis Oğlu Paşa’nın
Güldüğüm istemeyenin
Ağladığım isteyenin
Gözüm pınar olsun ona
Âşık Paşa Veli, Garipname.
Mehmet Temur’un bayramını kutlarım.

24 Haziran 2013 Pazartesi

AREL MÜHENDİSLİK PLASTİKLERİ SAN VE TİC AŞ ÜRÜN/İŞ GELİŞTİRME MD. SELÇUK ERTEKİN'E CEVAP:

GALİP BARAN’IN ÖRNEĞİ EKTE GÖRÜLEN YAZISI NEDENİYLE AREL MÜHENDİSLİK PLASTİKLERİ SAN VE TİC AŞ ÜRÜN/İŞ GELİŞTİRME MD. SELÇUK ERTEKİN’İN (S.E.) YÖNELTTİĞİ SORULARA GALİP BARAN’IN (G.B) CEVAPLARI
SELÇUK
ERTEKİN
S. E. : Nerede bu Bilinç Üniversitesi Galip Bey.
G. B. : “Tecrübi bilgi” ile kurmuş bulunduğum, (işlevi: “Para ve bilgi” ile kurulmuş olan “Bilgi Çağı Üniversiteleri”nin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak, kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eşdeyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak) olan Bilinç Üniversitesi Bodrum Turgutreis’tedir.
S. E. : Üniversitenizin tam-açık adresi nedir?
G. B. :  Gazi Mustafa Kemal Bulvarı 2/F Turgutreis/Bodrum. 
S. E. : Üniversitenizin kuruluş kararı TBMM'den geçti mi?
G. B. : “Bilgi Çağı Üniversiteleri”nin kuruluş kararı bir “Bilgi Çağı” kurumu-kuruluşu olan TBMM’den geçiyor olabilir. Ancak, bir “Bilinç Çağı” kurumu-kuruluşu olan Bilinç Üniversitesi için böyle bir karardan söz etmek abesle iştigaldir.
S. E. : YÖK, üniversitenizi onayladı mı?
G. B. :  Üniversitemizi onaylamak, bir” Bilgi Çağı” kurumu-kuruluşu olan YÖK’ü aşar.
S. E. :  Üniversitenizin bir kampüsü (yerleşkesi) var mı?
G. B. :   İşlevi ve kuruluş amacı yukarıda açıklanan üniversitemizin, bir yerleşkeye ihtiyacı yoktur. 
S. E. :  Bu üniversite hangi fakültelerden oluşuyor?
G. B. :  Aynı nedenle, Üniversitemizin, “bilgi Çağı Ünivesiteleri”nin kurum-kuruluşları olan fakültelere de ihtiyacı yoktur.
S. E. :  Fakülte binaları, derslikleri var mı?
G. B. :  Aynı nedenle, fakültelere de dersliklere de ihtiyacı yoktur.
S. E. :  Üniversite Rektörünüz kim?
G. B. :   Aynı nedenle,  Rektöre de ihtiyacımız yoktur.
S. E. :  Fakültelerinizin dekanları kim?
G. B. :   İhtiyaç duyulmayan fakültelerin dekanları da olmaz.
S. E. :  Fakültelerde hangi bölümler var?
G. B. :   İhtiyaç duyulmayan fakültelerin bölümleri de olmaz.
S. E. :  O bölümlerde kaç tane Prof, Doç, araştırma görevlisi var?
G. B. :   İhtiyaç duyulmayan fakültelerin Prof, Doç, araştırma görevlileri de olmaz.
S. E. :  Allahaşkına şaka mısınız siz?
G. B. :   Şaka değil, çok ciddiyiz biz. “Bilgi Çağı Üniversiteleri”ne  zamanla  “Bilinçoloji” Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmağa, böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil, aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarını yetiştirmelerine katkıda bulunmağa;
Dahası, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eşdeyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeninin kurulması için çalışmağa,  örneğin, Obama’nın mezun olduğu Harward Üniversitesi’ne bu bağlamda yardımcı olmağa hazırız.
S. E. :  Bu mail gruplarında insanlarla dalga geçmeye, zekalarıyla alay etmeye utanmıyor musunuz?
G. B. :   Yukarıdaki açıklamalardan sonra insanlarla dalga geçtiğimiz, zekalarıyla alay ettiğimiz yolundaki tanınızın değişeceğini, kullandığınız dalga, alay ve utanma sözcükleri için özür dileyeceğinizi umuyoruz.
S. E. :  Olmayan-hayali bir üniversiteyi ne tarafınızdan uydurdunuz?
G. B. :   Hakaret kokan bu sorunuzun cevabı edep sınırlarımızı aşar.
S. E. :  Bu olmayan-uydurma-hayali üniversiteyle amacınız ne?
G. B. :  Uydurma saydığınız Bilinç Üniversitesi’nin işlevi ve kuruluş amacı yukarıda açıklandı.
SON SÖZ:
Sayın Ertekin, kullandığınız dilin sivriliğine ve nahoş yakıştırmalarınıza karşın;bu vesileyle kendimizi daha iyi ifade etmemize yardımcı olduğunuz için size teşekkür borçlu olduğumuzu bilmenizi istiyoruz.
Karşı değerlendirmelerinizi bekliyoruz.
Saygılarımızla.  
24. 06. 2013
Bilinç Üniversitesi Kurucusu
Bilinçolog Galip (Diğerkâm) Baran
*
TEL: (0252) 382 34 77 / (0535) 844 84 76
E-POSTA: galipbaran@windowslive.com
*
Bilinç Üniversitesi’nin:
(a)    İşlevi: “Bilgi Çağı”  üniversitelerinin, zamanla Bilinçoloji Ana Bilim Dalına dönüşebilecek “Bilinç Enstitüsü” ya da “Bilinç Kürsüsü” gibi bölümler kurmalarına yardımcı olmak; böylece, bundan böyle, yalnız bilgili değil aynı zamanda bilinçli mimar, mühendis, doktor, sosyolog, psikolog, antropolog  v.b. meslek mensuplarının yetişmesine katkıda bulunmak.
(b)   Kuruluş amacı:  Güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu, eş deyişle, “dünyevi değerler”in yerini “uhrevi değerler”in aldığı bir dünya düzeni kurmak.
***
SELÇUK ERTEKİN:
e.MAİL, selcukertekin60@yahoo.com